Bir İstifanın Düşündürdükleri

Cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşelidir

Bir İstifanın Düşündürdükleri

10 Nisan cuma gecesi yaşadığımız rezalet ve garabet tablosu gözlerimizin önündeydi. Sayın sağlık bakanı ve sağlık çalışanlarımızın çabaları ve on milyonlarca insanımızın desteğiyle yapılmaya çalışan salgınla mücadele ağır bir darbe aldı. Birden bire gece saat 22'de açıklanan 48 saatlik sokağa çıkma yasağı ister tedbirsizlik diyelim, ister beceriksizlik, ister düşüncesizlik sonucu on binlerce insan bütün izolasyon önlemlerini delerek marketlerin fırınların önünde izdihama yol açtı. Muhtemelen sayın içişleri bakanının düşündüğü şuydu: Hafta sonu hava güzel olacak ve insanlar hemen piknik yapmak için soluğu kırsal alanlarda alacaktır, sokağa çıkma yasağı ilan edersek bunu önler ve virüsün yayılmasını önleriz. Ama Bizim milletin açgözlülüğü ve aymazlığı gözden kaçırılmıştı.

Alelacele yapılan açıklama ve yarattığı kaos

Bir İstifanın Düşündürdükleri

Cuma günü gece saat 22'de yapılan açıklama noktasında sayın İçişleri bakanının çevresindeki bürokratların ne derece çapsız olduğu görüldü. Sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor, daha birkaç saat önce kamera karşısına geçen sayın sağlık bakanının haberi yok. 63,6 milyon insanı yani toplam nüfusumuzun %76'sını doğrudan ilgilendiren bir konuda 31 ilin merkez ve taşra belediye başkanlıklarına hiçbir haber verilmiyor. Olası ihtimaller hiç değerlendirilmiyor ve sokağa çıkma yasağıyla beraber 2 saat içinde bütün emeklerin nasıl heba edildiğini gördük. Ve gördük ki Türk milleti açlıktan değil aç gözlülükten ölür. Olması gereken ise açıklamanın gece saat 00:00'da yapılması ve şu an itibariyle 48 saat sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir şeklinde ilan edilmesiydi.

Bir büyük hata daha: Fatura Cumhurbaşkanına kesiliyor

Sayın İçişleri bakanı muhtemelen toplumsal baskının karşısında bir şey yapması gerektiğini düşündü ve 11 Nisan cumartesi günü olayın sayın Cumhurbaşkanının talimatıyla yapıldığı açıklamasını yaptı. Bu karar sayın cumhurbaşkanının iradesi olsaydı zaten açıklamayı da sayın Cumhurbaşkanı yapardı. Muhtemelen sayın Soylu yine bürokratlarının gazıyla yaptı bu açıklamayı ve sayın cumhurbaşkanını öne sürerek de büyük bir hata yaptığını fark ettiğinde tablo değişti. Herkes biliyor ki gerek AKP içinde gerekse kabine içinde sayın Soylu'yu sevmeyen önemli bir kesim var ve bunlar sayın Soylu'yu istifaya zorladı.

2 saatlik bir kaos yine 2 saatlik bir kaosla kapandı

Bir İstifanın Düşündürdükleri

Netice olarak Cuma gece saat 22'de başlayan kaos Pazar gece 21:30'da bir kırılmayı beraberinde getirdi. AKP hükumetleri tarihinde hiçbir makam sahibi sayın Erdoğan'ın bilgisi ve isteği dışında istifa etmemişti. Gördük ki sayın Soylu sayın Erdoğan'a danışmadan almış bu kararı. Hemen Ankara kulislerinde bir hareketlenme oldu. Muharrem İnce'nin içişleri bakanlığına getirileceği konuşulmaya başlandı. Bir yandan da gece yarısından itibaren Soylu lehine sokağa çıkma kampanyaları bir anda sosyal medyada yayılmaya başladı. Muharrem İnce'nin içişleri bakanlığına getirilmesi demek AKP-MHP koalisyonunun da yıkılması demekti. Saat 23 sularında MHP genel başkanı sayın Bahçeli sosyal medyada yayınladığı mesajıyla sayın Soylu'nun yanında olduklarını ifade etti. Saatler gece yarısını göstermeden 23:45'de Cumhurbaşkanlığı açıklaması geldi ve sayın Soylu'nun istifasının kabul edilmediği bildirildi.

Peki şimdi durum ne?

Bir İstifanın Düşündürdükleri

AKP tarihinde ilk defa sayın Erdoğan'ın bilgisi dışında yapılan bir istifa aslında kabul edilemez bir durumdu, sayın Erdoğan'ın gücü ve iradesinin zedelendiği ortadaydı. 15 Temmuz olayıyla beraber kurulan AKP-MHP koalisyonunun güçlü bir şekilde devam ettiğini gördük. Sayın Bahçeli'den destek açıklaması geldikten ve gece yarısına varmadan cumhurbaşkanlığı açıklamasının gelmesi de şunu gösterdi ki sayın Bahçeli düşünüldüğünden ve zannedildiğinden çok daha güçlü bir siyasi figürmüş. Sosyal medya kampanyalarının büyük çoğunluğunun da AKP'den çok MHP'li kesim tarafından yapıldığını görmeyen yoktur sanıyorum. Demek ki sayın Soylu üzerindeki irade sadece sayın Erdoğan'ın iradesi değilmiş, sayın Bahçeli de bu noktada güç ve etki sahibiymiş. Bir ortak irade varmış.

Bir İstifanın Düşündürdükleri

Sonuç Olarak

Sayın Soylu'nun mevcut kabine içinde yıkılamayacak tek koltuk sahibi olduğunu görmüş oldu ki bundan sonra AKP içinde sayın Soylu'yu istemeyen kesimin de bir kıyıma uğrayacağı ve yeni bir tasfiye süreci başlayacağını düşünmekteyim.

Burada belirttiğim düşünceler sadece benim şahsi görüşlerim ve değerlendirmelerimdir.

Bir İstifanın Düşündürdükleri
Cevapla