Geçen haftalarda yaşadığımız elim olay ardından iyice bunaldığım için hepten içimde izlerini bulduğum Siyasetsiz Dünya hakkında daha fazla düşündüm.
Siyaset insan ilişkilerinin çetrefilleşmesi sonucu, ve zayıf karakter özelliklerinin baş göstermesi nedeniyle, kişiliğe olan zararın önlenmesi ve/veya ego tatmini sağlayacak liderlik arzusunun, ele geçirme, sahip olma, yıkıp yerle bir etme, bozma dürtüsünün somutlaşmış, biçim kazanmış hali.
Sizinle böyle bir ütopyada neler olmayacağına dair çıkarımlarımı paylaşmak istiyorum. 
Yalan yok, iftira yok
Her birey son derece dürüst. Herkes arzu ve isteğini doğrudan ifade etmeyi becerebiliyor. Çıkarları için kimse kimseyi aldatmıyor. Kimse kimsenin zora düşmesi için haksız ithamlarda bulunmuyor.
Çıkar çatışması yok.
Şimdi diyeceksiniz ki, zaten siyaset bireyler arasındaki çıkar çatışmasından doğuyor, ve bunu düzenlemek için siyasi araçlar devreye sokuluyor. Fakat şu da var, her tür yapay düzenleme yeni çatışmalara sebep oluyor.
Kutuplaşma yok, taraf tutma yok.
Belli siyasi görüşler çevresinde öbeklenmek ortadan kalkıyor. Gruplaşmaların önüne geçiliyor, toplum 2'ye 3'e veya her ne kadarsa o kadar segmente ayrılmıyor. Çünkü toplum diye bir şey kalmıyor.
Lider yok, takipçi yok.
Siyasi kararları dile getirecek, bu çerçevede belli ajanda dahilinde harekete geçecek kişilere gerek kalmıyor. Öncüleri ardında savrulup duran bir yığın insan da kendi kararlarını kendilerinin vermesi gibi başka işlerle uğraşıyor.
Seçim yok, temsil yok.
Herkes kendini zaten temsil ediyor, kendi hayatında. Böyle bir dünyada ne belli periyotlarda toplanıp oy kullanma var ne de bu oylarla halkı temsil edecek şahsiyetleri seçmek. Herkes kendi sorumluluğunu kendi yükleniyor ve kimse kimseyi yönetmiyor.
Siyasi haber yok, tartışma programları yok.
Akşam 7'de tüm tv kanallarını salgın hastalık gibi saran bayıcı akşam haberleri, uyanır uyanmaz ne ara uyanıp kamera önüne geçtiklerini anlayamadığımız kahvaltı haberleri yok. Gazete yok, manşet yok, sürmanşet yok. Siyasi olay kalmadığı için her gün yeni bir uzman çıkartan ve siyasi vaizlik görevini yürüten tartışma programları da yok.
Cinayetler yok, katliamlar yok.
Hiç kimse siyaset var olduğu zamandaki kadar kimseye kinlenemediği için insanlığın hiçbir kesiminde ne cinayet kastı, ne de başarılı cinayet var. Gruplaşma olmadığı için de gruplar arası mücadele yok, ve böylece katliam da yok.
Çoğunluk yok, azınlık yok.
Dedik ya, gruplaşma yok. Kimse kimseyi ezmiyor. Herkes neyi yaşamak istiyorsa onu gönlünce yaşıyor.
Savaş yok, anlaşma yok.
Siyaset olmayınca kavga da kalmıyor, ve manasız küçük anlaşmazlıklardan ötürü çıkan veya çıkarılan, ve şimdiye değin milyonların canına mal olan savaşlar da yapılmıyor. Savaşlar ardından güçlü olanın hükmünün geçtiği, ezenin ve ezilenin derinleştiği belgeler, sözleşmeler, anlaşmalar da kalmıyor. Artık kimse öldürülmüyor arkadaşlar. Kimse.
Yönetim yok, darbe yok.
Yönetim diye bir şey kalmadığı için yönetimden rahatsızlık duyma diye bir şey de kalmıyor ve böylece kendilerinde darbe hakkını nasıl bulabildiklerine anlam veremediğimiz tipler de darbeye kalkışamıyor.
Devlet yok, kolluk kuvvetleri yok.
E haliyle devlet de zorunluluğunu kaybediyor. İnsanların güvenliklerini sağlamak ve haklarını güvence altına almak için şiddeti tekelinde bulunduran devlete ihtiyaçları kalmıyor. Devletin araçları olan tüm bürokrasi ve kolluk kuvvetleri de yürürlükten kalkıyor.
Peki ne var?
Huzur var, özgürlük var, sonsuz barış var.
Evet tüm bunlar yok olunca, yavaş yavaş huzurun serin esintisi sızıyor insanlığın üzerine. İnsanlık artık yalnızca insan olmalarının bedelini ödüyor, insanlıklarını sömürmedikleri için, doğa ile iç içe oldukları için birdenbire hafifliyorlar, özgürleşiyorlar. Ve sonsuz süregidecek bir barış ve uyum içinde yaşama dönemi başlıyor.
Daha onlarca başlık sayabilirdim, bunlar ilk aklıma gelenler. Siyasetin olmadığı bir dünya sizce nasıl olurdu, bunu görüşlerde ekleyebilirsiniz.

Gerekli not:
Amaç anarşizm filan değil, komünizm hiç değil. Hiçbir -izm beni tanımlayamaz. Burada insan ilişkilerinin maalesef doğal bir sonucu olan siyasetin, politik eylemin aslında sonuçta doğamıza ne kadar ters bir hal aldığını vurgulamak istedim. Mümkün olsa da doğada dilediğimizce, doğa kanunlarına uygun şekilde yaşayıp gitsek.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar