Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın oğlu, Singapur'un en büyük casinosunda, kumar masasında görüntüleniyor. Sayın bakan, olayla ilgili olarak "Araştıracağım." şeklinde bir açıklama yapıyor. Buradan hareketle, yakın bir gelecekte Binali Yıldırım'ın siyaset sahnesinde etkinleşeceği bir hamle beklentisi içerisine giriyoruz, bu bilgiyi aklımızda tutuyoruz ve gündemi takibe devam ediyoruz.
CHP...
Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en iyi siyasetçisi Kemal Kılıçdaroğlu tarafından yönetiliyor. Mükemmel ötesi bir demokrasi sistemleri var. O kadar harika bir demokrasi ki bu delegeler çıkıp da sayın genel başkanı sorgulayamıyor. Bu sebeple de on civarında seçim kaybetmiş Kılıçdaroğlu, katıldığı tüm kongrelerde tekrar tekrar genel başkan seçiliyor. Partinin oy oranı ise belli: 20'nin üzerinde 26'nın altında...
Sayın Kılıçdaroğlu ise "Oylarımı %0.37 oranında artırdım istifa etmem." diyor.
MHP...
İçerisinde ciddi bir potansiyel barındırıyor. Meral Akşener gibi zarif ve zeki, Ümit Özdağ gibi otoriter ve bilgili, Sinan Oğan gibi genç ve dinamik yönetici adayları, partinin HDP'den bile az sayıda vekil çıkarmasına dayanamıyor, isyan bayrağını açıyor. İsyanları bile nezih... İl il geziyorlar, delegelerle görüşüyorlar, imzaları topluyorlar ve kongre kararı alıyorlar. 17 Nisan'da Grup Yorum'un konserini hukukun anasını belleyerek yasaklayan yüce mahkeme, MHP'nin kongre kararını da yasaklıyor. "Kongre yok, Bahçeli başkan, oturun yerinize" diyor yüksek mahkeme...
Çünkü biliyorlar ki Bahçeli gider de Meral Akşener gelirse ülkücüler nefes alacak, MHP oylarını yüzde 25 bandına kadar çekebilecek. Bu sebeple, partinin başındaki yorgun ve etkisiz Bahçeli sarayın istediği aday.
Bitmedi...
23 Nisan 2016... Sayın Bahçeli mecliste konuşma yapmak üzere kürsüye yürüyor. Sayın cumhurbaşkanını selamlıyor. Konuşmasının başlarında sözlü olarak da selam veriyor Tayyip Erdoğan'a... Attığı bu zarfı desteklemek gerekiyor tabi ki... Grup toplantısında o özgün haykırışıyla "Paralele teslim edecek bir partimiz yok!" diye bağırıyor. Hükumete yakınlığıyla bilinen medya, bu sözleri öne çıkararak Bahçeli'yi, engin siyaset dehasıyla(!) parlatıp onun koltuğunu sağlamlaştırıyor. Bahçeli adam Özdağ üvey evlat, Bahçeli deha Oğan dişi çıkmamış çocuk, Bahçeli paralel düşmanı Akşener paralelci...
Bu, şu demek: MHP, liderinden ayrılamıyor, bu bir şekilde engelleniyor. Bu da MHP'nin oylarında ciddi bir azalma-hatta baraj altına inme- veya sabit kalma anlamına geliyor.
HDP...
HEP, DEP, HADEP, DEHAP, DTP... PKK bağlantıları nedeniyle kapatıldılar. Bu partilerin üyeleri daha sonra BDP'yi kurdu. Çözüm Süreci'nde halkın gözünde meşruiyet kazanınca oyları müthiş bir artış gösterdi. PKK ile bağlantılarını gizlemek, Alevilere de hitap edebilmek, solculardan da oy alabilmek adına HDP'yi kurdular. 80 milletvekili çıkardılar, kurula iki tane de bakan yolladılar, tarihi başarıydı... Erken seçime gidildi, seçim sürecini iyi yürütemediler, halka değil örgüte destek oldular ve oy kaybettiler. Akıllanmadılar... Örgüte destek çağrıları yaptılar, anketlere göre oyları daha da düştü. Hatta şu an baraj altındalar...
AK PARTİ
Davutoğlu, seçimde tek başına iktidar olabilecek kadar oy alamadı. Üç ay sonra erken seçime gidildi. 7 Haziran öncesinde başkanlığı getireceklerini söyleyenler, bu söylem o zaman tutmayınca 1 Kasım'a kadar başkanlıktan bahsetmediler. Diğer partilerin beceriksizlikleri de buna eklenince %49.5 oranında oy aldılar. Başkanlık sistemini raftan indirdiler...
Dokunulmazlıklar...
Geçenlerde, dokunulmazlıkların kaldırılması kavga-gürültü eşliğinde kabul edildi. Anayasa göre vekillerin yüzde beşi vekillikten düşerse boşalan koltuklar için tekrar seçime gidilir. Dokunulmazlık dosyalarının çoğu HDP'ye ait ve HDP barajı geçemeyeceği için bu koltukları hükumet kapacak...
Bunların, AK Partinin kongre kararıyla ne ilgisi var?
CHP yerinde sayıyor.
MHP Bahçeli'nin elinde eriyip gidiyor, en değerli siyasetçileri milletvekili dahi yapılmıyor.
HDP bir yandan dokunulmazlıklarla uğraşıyor, bir yandan örgütsel söylemlere devam ediyor, öte yandan halkın gözünde daha da değersizleşerek barajın altına doğru ilerliyor...
AK Parti'nin 316 milletvekili var... HDP barajı geçemeyince, AK Parti en az 50 vekil daha kazanacak. MHP'nin durumu meçhul, hükumet açısından en kötü ihtimalle barajı kıl payı geçecek ve AK Partiye geçen birçok vekillik koltuğu doğacak.
Tüm bu sürecin, Davutoğlu gibi " Erdoğan kuklası" izlenimi vermiş, medyanın ve muhalefetin diline düşmüş bir genel başkanla sürdürülmesi risklidir. Bu sebeple, daha çok sevilen ve daha dik durur gibi görünen bir genel başkan lazım. Bunu gerçekleştirmek için de " Uyum sorunu var, hareketin lideri Erdoğan'dır, parti liderleri değişebilir." açıklamasıyla kongre kararı aldılar. Bu genel başkan büyük ihtimalle BİNALİ YILDIRIM'dır. Bencemin başındaki haberi hatırlayınız: Binali Yıldırım'ın oğlunun kirli çamaşırlarının dökülmesi, Yıldırım'ın yeni başbakan olması durumunda, ona karşı kullanılacak argümanların üretilmesi çabasının bir sonucudur. Bu çabanın AK Partiyi durdurmayacağı ortada...
Yaklaşık bir ay sonra...
Binali Yıldırım kongrede yeni başbakan seçilecek ve birkaç ay sonra erken seçim yapılacak. Bu erken seçime, kolu kanadı kırılmış HDP, Bahçeli elinde darmadağın olmuş MHP, Kılıçdaroğlu ile yerinde sayan CHP ile müthiş medya gücü ve yeni genel başkanıyla 400 vekil için yürüyecek AK Parti katılacak. 367 vekil çıkarabilirlerse bir meclis çalışmasıyla, olmazsa bir referandumla BAŞKANLIK SİSTEMİNİ sunacaklar. Referanduma gidilirse, bu süreçte de "Yetmez ama EVET!" sloganları eşliğinde Erdoğan'ı başkan yapacaklar... Amaç budur!
Siyasette akla ilk gelen en yanıltıcı olandır.
MHP bir şekilde kongreye gidip Bahçeli'den kurtulursa, HDP kendisine çeki düzen verirse -nasıl olacaksa artık- halk da bunların-AKP'nin- siyaset anlayışının birilerini kullanıp atmak ve sonuçta da birini süper yetkilerle donatmak olduğunu görürse-imkansıza yakın- ülke, diktatörlüğe doğru adım adım giderken direkten dönerek kurtulabilir.
Üç-dört ay, Türkiye gibi konjonktürel dinamikleri çok çabuk değişebilen bir ülke için uzun bir zamandır. Bu süreçte, hükumetin ve sarayın başkanlık hesaplarını alt üst edecek gelişmeler de yaşayabiliriz, bu sebeple her tespitin sadece bir teori olduğunu unutmayalım.
Dunyanin yonetim derecesinden bir gorev degisikligi istendi ve basbakan gorevden alindi. Baskanlik sistemine gecisteki en somut adim bu oldu. Dunya yoneticileri turkiyenin cografi ve tarihi oneminden dolayi turkiye ye en uygun sistemin baskanlik olduguna karar verdi. Boylece soz hakki tek bir kiside olacak ve bu da rte olacagi icin milli gorusculerin hic bir fikri , dusuncesi eyleme dokulemeyecek. Bundan sonra resmi olarak siyonizm yonetecek bu ulkeyi. Karar kademesinde zaten oyleydi ama bu kez her alanda etkili olacaklar. Rte in yillardir ulke ve dunya siyaseti icinde etkin rol almasi bunun en buyuk kaniti. Ulkeyi satmak icin herkes referandum zamaninda baskanliga evet desin 😊 bu koyun surusu cobansiz hareket edemez lakin.
1
0 Yorumla
En İyi Cevaplar
Gizli Üye
(30-35)
+1 yıl
Ben AK PARTİLİ yim ve gurur duyuyorum. Dalga gecmeniz hoş değil. Nickinizle çelişmezseniz daha iyi olabilir. Sevgiler.
onun secılecegını biliyoruz bakanlar DLG ler falan bir formaliteden oy kullanacaklar yarın sanırım :D basbakan bellı yanı :D Fotoğrafı atmam nekadar doğru bilmem ama bu bakanların dlg lerın kartları falan hepsi elimden geçmiştir :D
En İyi Cevaplar