3. BÖLÜM: Kolu, bacağı, kalçası, kafası Kırılandan Doğuma Koşan "Her Şeyi Yapan" Doktorlar vardı eskiden. Hatırlarımsın?

Eski hekimliğin bir diğer gerçeği ise sınır tanımayan bir genişlikti.

Geçmişin dahiliyecisi ya da hariciyecisi, bugün bu branş onlarca alt branşına bölündü, ayrıldı.
O koskoca bir tıp denizini tek başına göğüslemek zorundaydı eski doktorlar. Asla bilgileri ve miktarı bugüne kıyasla asla daha çok değildi…

Az ve sığdı belki; ama o hekimin sorumluluk alanı okyanus kadar genişti.

Hey gidi eski bir doktorlar be, neydi o insanlar… aynı günün mesaisi içinde
• Kasabadaki bir çocuğun kırılan kolunu alçıya alır, çıkık eklemini yerine oturturlardı.
• Gece yarısı gaz lambasının ışığında zorlu bir doğuma girerlerdi.
• Tarlada tırpanla bacağını kesen köylünün yarasını temizler, kesiğini dikerlerdi.
• Ateşler içinde yanan bir çocuğa da bakarlardı, mahallenin çocuklarını da onlar sünnet ederlerdi.
• Aynı poliklinikte göğüs ağrısıyla gelen yaşlı adamı da dinlerdi, şiddetli karın ağrısıyla kıvranan kadını da yine onlar muayene ederdi.

Nerede şimdi öyle bilgili mesleğine aşık her bokolog gibi doktor mu kaldı?

Halkın gözündeki doktor imajı tam olarak buydu madem senin adın Ahmet, Mehmet değil.
Senin adın Doktor o zaman sen "Her şeyi bilen, her derde derman olan, her işi yapan mukaddes bir figür."sindir.

Doktorluk asla bir iş ya da meslek olmanın çok ötesinde…

Kaç meslek var yemin etmenizi gerektiren ve buna insanüstü sadık kalmanızı isteyen?

Mühendislik mi? Şoförlük mü? Marangozluk mu? Aşçılık mı? Her işin her mesleğin hatası, kusuru, hatta iş payı ve kazası olur ama hekimliğin asla…

Her yaraya merhem olan topyekûn bir ideal, bir hayat kurtarma sanatıdır HEKİMLİK


3. BÖLÜM: Kolu, bacağı, kalçası, kafası Kırılandan Doğuma Koşan "Her Şeyi Yapan" Doktorlar vardı eskiden. Hatırlarımsın?
Cevapla