Memleketimizin en büyük sorunun ağır cehalet olduğu hepimizin malumu. Ve bu, belli bir cenahta görülen birşey değil. 'Aaa, bunlar da hep akplileri cahil diye aşağılıyorlar anca' diyecekseniz söyleyeyim, bu memlekette her kesimde ciddi cehalet var.
İşte bunu aşmak için o çok sövülen tek parti döneminde yeni bir eğitim programı hazırlanmıştı, şehirlideki eğitim sisteminin taşradaki halkta bir karşılığı olmadığından, temellerini Atatürk'ün attığı(Şaşırdık mı?) bir eğitim modelli oluşturuldu. Bu model Bulgaristan'da da benzeri görülebilen bir pratik eğitim modeliydi. Köy enstitüleri

Üreten ve kitlesinin her kesiminin kendine yetip fukaralık içinde sürünmeden yaşamasını bilen, hak hukuk nedir bilen, vatandaşlık kültürü oluşmuş bir taşralı sınıfı oluşturmak istiyorsanız, yapmanız gereken şey bu insanları eğitmektir. Üç kıtaya hükmetmiş muhteşem Osmanlı Devleti'nin bir iki imaret, bir tane içi boş adamlar yetiştiren medrese ve iki üç çeşmeden başka hiçbir çivi çakmakla ilgilenmemesinden, Anadolu cehalet ve fukaralık batağına saplanmıştır
Ortada millet bilinci gelişmemiş, devleti ancak vergi ve asker göndereceği zaman gören, onun dışında kendi halinde Dünya'dan bihaber yaşayan çilekeş Anadolu insanını ayaklandırmak için ilk gerçek ve samimi adım bu olmuştur aslında.
17 Haziran 1940 yılında ilk köy enstitüleri kurulmuştur. Nedir bu okulların amacı?
Köyde yaşayan insanın muallim mektebinden sonra, köyde üretim teknikleri, hayvancılık bilgileri, toprak nasıl işlenir, nasıl daha verimli ürün elde edilir onun eğitimi, kültür, sanat her türlü konuda pratik bir eğitim almış, köyde cidden verimli, eğitimli, dil bilen, enstrünman çalan genç yetiştirmek.

Ayrıca bu eğitim programı zengin elitlerin değil de, Anadolu'daki cefakar insanımızın daha iyi yaşamasını sağlamak amacıyla atılmış samimi bir adım olduğundan bir zamanlar ülkeyi insanı için kafa yoran insanların yönettiğini anlıyoruz. Sayıları az da olsa varmış yine de.
Bu okulların belli bir müfredatı yoktu, şehirlerdeki eğitim müfredatını zirai eğitim ve artık okul neredeyse oranın ihtiyaçlarına göre okulun başındaki öğretmenin belirlediği eğitim programları vardı. Bu yüzden her yerde öğrencinin işine yarayacak bilgiler edinmesini sağlıyorlardı.
Standart tarih, coğrafya, matematik gibi konuların yanında, onarım işleri, bakım işleri, tarım ve el işleri konusunda eğitim veriliyordu.
Ayrıca bu yazıyı yazarken öğrendim, bu okullarda cumartesi günleri öğrenciler toplanır ve aralarında çeşitli şikayetlerini ve yanlış buldukları şeyleri belirtmeleri, tartışmaları istenirmiş. İnönü'nin ziyaretinde hususi yemek yenmesi bile eleştirilmiş zamanında, düşünün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, cumhurbaşkanını tenkit eden insan yetiştiriyor, mümkün mü şimdi böyle birşey?
Ayrıca, bu okullarda modern ve yöresel danslar, adab-ı muaşeret kuralları, yemek nasıl yenir vs. dersler, tiyatro ve sanat aktiviteleri, ve zorunlu olarak her öğrencinin enstrünman çalabilmesi gibi etkinlikler de vardı.

Eğitim tamamen pratiğe ve günlük hayatı iyileştirmeye odaklı olduğundan din eğitimi yoktu tabii. Bu da ahalinin tepkisini almıştır, kız ve erkeklerin bir arada okuması, dans falan etmesi, müzik yapmasının kimlerin canını sıkacağı malumunuz.
Şimdi o kadar okuduktan sonra 'Ulan madem bu kadar süperdi bu okullar, madem Harvard'ın, Oxford'un köy versiyonuydular, niye kapandı bunlar? Madem böyle bir işe girişmeyi akıl etmişler, niye sonradan caymışlar salak mı bunlar?' diyeceksinizdir sevgili romalılar.
Köy ensittulerininin kapanmasının birkaç nedeni var, ilki toprak ağaları...
'Ben buranın ağasıyım, sen benim toprağımda işçisin, istemiyorsam ekmek bile vermem' zihniyetindeki parazitler, bu okullardan rahatsız oldular, çünkü karşılarında ciddi ciddi hak isteyen, karın tokluğuna çalışmayacak, bir de üstüne kendi harami nizamlarına karşı birlik olacak ve gerektiğinde devletten destek de alacak bir genç nesil çıkacağı aşikardı.
İkinci olarak şeyh, hacı-hoca ve softalar taifesi ve onların ağzına bakan cahiller geldi. Yok kızlarla erkekler günaha giriyor, yok din elden gidiyor, yok kızlarımızı yoldan çıkarıyorlar diye mızmızlandılar, çünkü okulda din eğitimi yoktu ve bu cenah ilk defa Anadolu'da kendi etkinliklerinin hiç olmadığı bir eğitim kurumu görmüşlerdi.
Bir de üstüne 'Bunlar komünist yetiştiriyor' diye galeyana gelmiş bir ayrı cahiller taifesi ortalığı karıştırıyordu.

Adnan Menderes popülizmin halk üzerinde çok etkili olduğunu bizlere ilk gösteren adamdır, sayısı oldukça kalabalık olan muhafazakar cenahı arkasına almak için sürekli onlara oynamıştıri Bu da bunun en bilinen adımlarından biriydi.

İsmet İnönü hükümetinin bu sıkıştırmaları kaale alması, ve 'Halledecez, düzeltecez' diye tavır yapması ve ardından bir türlü 'Yav yok kardeşim öyle birşey, bu tür karalamalar lakırdıdan ibarettir, o kurumlarda nitelikli insan yetiştiriyoruz, ileride Anadolu'yu o gençler kalkındıracak' diyememiş, işler kızışmasın diye idare etmeye çalışmıştır.
Muhafazakarların baskısıyla, enstitülerin eğitim sisteminin içi önce boşaltılmış, daha sonra işlevsiz hale gelince de 1953'de kapatılmıştır.
Türkiye'yi cehaletten kurtarma operasyonu böylece sona ermiştir, kendi çıkarının derdindeki bir grup uyanık, bir grup dar görüşlü, bir grup art niyetli ve bir grup dirayetsiz el birliğiyle yıkmıştır ülkenin geleceği için atılan çok güzel adımlardan birini.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar