Merhaba,
Başlık biraz ağır mı oldu? Sanmam. Türk dizi sektörünün sizlere ömür olduğunu düşünüyorum hâtta. Topladığında ya arka planda ya da dizinin isminde şekli şemalini belli ettiği bu diziler 100 küsür vardır herhalde. Düşünsenize bir dizi çekiyorsunuz, milyonları yatırıyorsunuz her çekime. Daha sonra bu çektiğiniz dizi 100'lerce diziye bedel oluyor. Nasıl hissederdiniz? Gurur, öyle değil mi?
Gurur duyulacak sayılı işler var elbet, fakat gurur duyulmayacaklar etraflarını sarmış durumda. Neden yabancı ülkeler gayet nizamlı diziler çekip emek sarfediyor da bizim kenar mahalle kızları gidip holding oğullarının yakasından düşmüyor bunu eleştiri kalemime alacağım.

Yabancılar saçını başını tarayıp, süsleyip dizisini dışarı yollarken bizimkiler neden pijamayla gezdiriyor alın size haklı gerçekler…
1- Tanınmış yüzler, popülarite kazanmış bilindik oyuncular.


Televizyonda görülen oyuncular asla değişmez. Hep aynı yüzler. Belki oyuncu seçmelerine katılan yüzlerce oyuncu adayı vardı fakat oyuncu ayarlayan arkadaşlar bilindik yüzlerle oynamayı tercih ediyor. Tamam tecrübe güzel şey de bir de ufkumuzu genişletelim, farklı yüzler görelim. Ülkemizde bu sayede oyunculuğa ne kadar önem verildiği düşünülürdü. Hâl böyle olunca da aynı oyuncuları görmekten sıkılıyoruz.
2- Aynı yemeği ısıtıp ısıtıp önümüze koymaları.

Aynı yemekten kastımız zengin kız fakir oğlan aşkı, töre-namus ve aşk üçgeni, haber gündeminde ne varsa diziye yansıtan polisiye dizileri falan. Farklı konuya değineni hiç görmedik. Örneğin bilimkurgu dizisi…
Türk yapımı bilimkurgu dizisi tanıyan var mı? Sanmıyorum.
3- Talebe göre satış yapan kuruyemişçi.. amaan senaristler.

Halk neyi seviyorsa onu pişirip önlerine koyuyorlar. Bir yazar, bir sanatçı tabi ki halkının görüşlerini önemsemeli lâkin tutup bana şunu al şunu istiyorum diyen çocuğa her istediğini alan annelere döndü bu iş. Sanatı hakkıyla vermeleri için halka ışık tutmaları ve aydınlatmaları gerekirken ağladıkça emzik verip susturuyorlar.
4- Aynı mekân, aynı zaman…

Çiçekli kenar mahalleleri, renkli sokaklar, hiç de kış olmaz mı ya. Romantizme gelince de yağmur yağdırıyorlar.
5- Oyuncular karakteri hissettirmiyor.


1 hafta önce aşk dizisinde ölen Müjgan'lar, Eda'lar 1 hafta sonra cinayeti çözen bir polis olarak karşımıza çıkıyor, biz bunları yemiyoruz maalesef. Oyunculuğu hissedemiyoruz.
Bir oyuncu TV oyunculuğuna başlamadan önce karakterine uyum sağlayan bir yoldan ilerlemeli. Çünkü aşk üçgeninde kaybolmaya yüz tutmuş Eda'nın yarın bir gün cinayet masasında soruşturma açması hiç inandırıcı gelmiyor.
İşte Türk dizileri, işte 100 küsür aynı senaryo. Şimdi neden hiçbirisinin bir La Casa De Papel etmeyeceğini gördünüz mü? Bunlar benim kendi düşüncelerimdir. Kendi fikirlerimdir. Sizler katılıyor musunuz katılmıyor musunuz fikirlerinizi merakla bekliyorum.
İyi okumalar...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer 
