Mevlana gibilerin nasıl yaşadığını ve düşünceleri neden anlamı onu anlatayım.
O durdu ve ilk önce geçmişine baktı. İlk sabretmek sakin durmayı geçmesinden öğrendi. Sonra bir gözetmen dünya yüzeyine düşünüş bir şahit gibi oldu. Görüyor yorumluyor kendi içimde kurguluyor neden sonuç ilişkisini bulup konuşuyordu. O sadece dünyaya şahit olmak için geldiğini ve hiçbir şeyi değiştirme isteği olmadı zaten nefsinde çoktan yok olmuştu...
Ruh susar sır saklar. Nefs susmaz isteklerini yerine getirir. Nefes aldığımız sürece nefsimiz olacak.
Yaşamanın amacı kendi içinde oluşturduğun toplumsal zorunluluklar. Yaşayarak yorumladığını herşeyi yorumlayarak aradığın çözüm yaşama amacının kuralları...
Ulaşmak için kendi yokluğunu yaratman gerek. Bir zerre bile olmadığını bütün hücrelerin ile kabullenmen gerek. Her toplumun kendine göre hakkaniyeti doğruluğu var...
Hakikat kendini adadığım düşünceler bütününe hizmet etmektir Hakikati bulmak kendini bilmekten geçer, beşer kendini tanıdıkça hakikate yaklaşır, ama hakikati bulamaz, hakikati bulmak bunu yaşama amacı yapmaktan geçer çünkü, bu da çok büyük bir fedakarlıktır.
aksine o zaman bilinçli olursun. daima şu anda, daima tetikte. geçmişi geleceği düşünmeden. uydurma yollara kendini kaptırmadan, yalnızca yaşayarak, yürüyerek, hedeftesin zaten. oradasın.
gerçekten olup olmadığını bile bilmiyoruz kendini iyi hissettiğin gibi davranmak, ömrün sona erdiğinde kendine bir cevap vermek önemlidir ve bunu nasıl yaptığın insanına göre değişir
daha önce kontrollü olduğunuzu söylemiştin peki kontrollü insanlar risk alır mı sen hiç risk alır mısın içimden bir ses o da almıyor sadece konuşmak hoşuna gidiyor diyor
doğruyu söyleyeceğim ensemde manyak bir ağrı var ve iki gündür sürekli uyku hali ve hiçbir şey yiyemedim, kısacası bedenim stres belirtileri gösteriyor ve bu hiç iyi hissettirmiyor
Hakikat bilinmez algilanir diye dusunuyorum. Belli belirsiz ruhunu yalar gecer. Yerini yine arayisa birakir. Dinlerin de bu yuzden oldugunu dusunuyorum. Hakikati algilayamadigimiz zamanlarda bir otomatik pilottur.
En İyi Cevaplar