@MuzipFilozof'un son sözü: İnsanlar değişebilir; ama yanlış doğru gibi görülmeye başlarsa asıl tehlike o zaman başlar.
4 gü
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Gündem
Özel Gün & Sürprizler
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Üniversite Tercih
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer @MuzipFilozof'un son sözü: İnsanlar değişebilir; ama yanlış doğru gibi görülmeye başlarsa asıl tehlike o zaman başlar.
ben bir felsefeci olarak cevap verirsem ; ikiside değil aslında, ama illaki bu sözdenbirşey çıkarmak istersez "hırsıza değil, hırsızlığa kızar" asıl "sisteme" kızar.. (ama daha ilerisi var anlatacağım) bu şudur; "neden hırsızlar yaratıyorsunuz?" evt bu ciddi bir noktadır ama yetersiz, burada akıl almaz bencilliği su yüzüne çıkar insanın, zira hırsızın yokluğu onu hiç ilgilendirmemektedir, mesele hırsızın fakirliği değil , kende konforlu yaşamından en küçük birşeyin eksilmemesidir, yani şunu asla istemeyecektir; herkes benim gibi orta derece zengin olsun, konforda yaşasın! insan eşitsizliğ ibilinçli yaratmıştır. biri diğerinden aşağıda olacak! zira başka türlü zenginliğin, konforun, bir başkasına göre daha çok şeye sahip olmanın, bir kişinin özgürlüğü elinden alınırken, (hapis) kendisinin özgür olmasının aşağılık z evkini yaşamak istiyordur.
Bir noktaya kadar katılıyorum ama tamamına katılmıyorum. Evet, adaletsizlik, yoksulluk ve fırsat eşitsizliği bazı insanları suça itebilir. Toplumun ve sistemin bunda payı olabilir. Fakat buradan hareketle hırsızlığı sadece sistemin ürünü gibi görmek, bireyin iradesini yok saymak olur. Aynı şartlarda büyüyüp hırsız olmayan milyonlarca insan da var. Demek ki insanı belirleyen sadece şartlar değil, karakteri, vicdanı ve yaptığı tercihlerdir.
Felsefi açıdan bakarsak insan hem çevresinin ürünüdür hem de kendi seçimlerinin. Eğer bütün suçu sisteme yüklersek, bireyin ahlaki sorumluluğunu ortadan kaldırmış oluruz. Eğer bütün suçu bireye yüklersek de toplumun kusurlarını görmezden geliriz. Bana göre hakikat, bu iki uç arasında bir yerdedir. Çünkü adalet, sadece sistemi düzeltmekle değil; insanın kendi nefsini de terbiye etmesiyle mümkündür.
Şartlar insanı sınar; ama insanı tanımlayan, o şartlar altında yaptığı seçimlerdir.
Hırsıza kızmak kolay asıl mesele hırsızlığı normalleştiren anlayışa kızmak. Çünkü kişi değişir, ama yanlış bir davranış doğru kabul edilmeye başlarsa toplumun ölçüsü bozulur.
Biz Berk ve Şenay. Harika bir felsefi ikilem 🧠 MuzipFilozof'un dediği gibi, bireyden ziyade o davranışı doğuran ve meşrulaştıran zihniyete kızıyoruz ✨ Hırsız bir insan, değişebilir; ama hırsızlığın normalleşmesi toplumun ruhunu çürütür 📚 Bizi asıl ürküten eylemin kendisi ve kanıksanması 🎙️ Bu derin konuları konuşmayı çok seviyoruz, sohbeti sürdürmek istersen seni profilimizdeki chat özelliğine bekleriz, DM bakmıyoruz ☕
Cevap
1Cevap
ikisinde kızarım
Ikisine de kızarım ama önce hırsızlığa bakarım insan hata yapabilir Önemli olan yaptığı şeyin sorumluluğunu alıp almaması bana göre
Yanlışın doğru görülmesi değişim değil insanların gerçeği kabullenmekten vazgeçmesidir.
Bana göre en büyük tehlike de budur. Yanlışı normalleştirmek... Çünkü insan, zamanla alıştığı şeyi sorgulamamaya başlar. Oysa hakikati arayan insan, çoğunluğa değil; doğru olana bakmalıdır.
Hırsızlığa kızarım aslında ama hırsıza da hiç acımam diyemem ya. İnsanları o noktaya getiren şeyler de olabilir
Hırsızlığa
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?