Bazen her şey uzaktan bir masal gibi gözükse de , aslında yaşanılan şeyler hiç de göründüğü gibi değildir
Kız çocukları her zaman babasının prensesidir
Öpmeye kıyamaz, gözünden sakınır, mutlu olması için elinden gelen her şeyi yapar. Bizim hikayemiz de böyle başlamıştı...
Oturdukların şehrin tanınan ailelerinden biriydi prensesin ailesi , o babasının hep prensesiydi ne istese alır, güzel mutlu evinde annesi babası ve küçük erkek kardeşi ile pembe dünyasında masalını yaşardı.
Yıllar geçer prenses büyür üniversiteden mezun olur
Hayatında her şey güzeldir, çünkü babasının krallığında her şeyi vardır. Bir gün İstanbul'da moda evi olan halasının yanında bir bayan ile tanışır. Oğlu ile tanıştırmak ister, halasının en önemli müşterilerinden saygın bir ailedir. Bunu duyan aile mutlu olur çünkü prensesin iyi bir evlilik yapmasını ister herkes prensini bulup mutlu olmasını...
Prenses ile prens tanışır
Prenses prensini bulduğunu sanır yakışıklı, eğitimli, zengin, kültürlü saygın bir ailesi olan biriydi gözünde... Günler geçer zaman ilerler prens prensese unutulmayacak bir evlilik teklifi eder ve prenses kabul eder. Her şey çok güzel ilerler en kaliteli en pahalı ürünler yurt dışından sipariş edilir, gelinlik özel yaptırılır, düğün boğaz kenarı yalıda yapılır... Herkes mutlu son sanır ama asıl masal böyle başlar...
Düğün günü prens değişmeye başlar
Eski sevecen kişi sınırlı ve agresif biri olmaya başlar. Prenses ilk gecesinin güzel geçmesini ister onun için ilktir, biraz korku biraz heyecan vardır. Bunu söyler ama prens aldırış etmez canını yakar bırak beni dese de bırakmaz mutlu olması gereken geceyi ağlayarak acı çekerek geçirir....
Günler akar geçer prens her gün biraz daha sinirlidir. Prenses ne kadar sevecen yaklaşsa da hakaretler başlar, sözlü şiddetle birlikte elle şiddete başvurur kolunu sıcak onu sağa sola iter kalkar.. Prenses artık korkmaya başlar canı yanıyor çünkü çok yanıyor...
Babası her gün arar sorar kızını nasıldır iyi midir diye, her defasında mutlu olduğunu söyler .Çünkü biliyor prensi eski haline gelicek...
Bir gün babası hastalanır prensesin
Bir gün babasının ani fenalaşma haberi gelir apar topar giderler. Aslında hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını o zaman öğrenir babası çok hastadır ölecektir. Yurt dışı seyahatlerini iş için değil hastalık için gittiğini öğrenir.Hastalık çok ilerlemiş iyileşmesi mümkün değildir. Doktorların son günlerini iyi geçirmesini üzülmemesi gerektiğini üzüntü onun ölüm sebebi olacağını öğrenirler....
Günler gelip geçer prensin şiddeti daha da artmaya başlar artık hakaret küfür kalmaz fiziki şiddetler başlar, kaçmaya çalışır elinden kaçamaz bağırır kimseler duymaz sesini şehir dışındaki evde bir başına kalmıştır. Her gün babası ile olan görüşmelerde çok mutlu olduğunu prensin onu çok sevdiğini hiç üzmediğini söyler sende çok mutlu ol üzülme baba der...
Bir gün ihaleyi kaybeden prens eve çok alkolle gelir
Sınırlıdır ağzına gelen küfürleri eder bağırır çağırır ondan uzak durmaya çalışır, odaya kaçmaya çalışır ama kaçamaz onu tutar kolundan çektiği gibi merdivenler yukarı sürükler onu, ne kadar bırak beni yapma canım yanıyor dese de bırakmaz..Odaya çıkarır üstündeki kıyafetleri yırtarak çıkarmaya başlar, ağlar kaçmaya çalışır ama kaçamaz elinden en sonunda eline aldığı küçük ayna ile kafasına vurur.. Prens aldığı darbe ile daha da sinirlenir odanın ortasında ittiği gibi tekmelemeye başlar. Sadece hissettiği şey tekmedir, kafasına kollarına vücuduna her yerine sert tekmeler almaktadır. Kulağında küfür sesleri hakaretler canı çok yanıyordur çok fazla ama kimsesi yoktur.. Babasının öpmeye kıyamadığı kızının artık gücü kalmamıştır...
-Ölüyorumm baba , ölüyorum yavaş yavaş, senden önce ben ölüyorum...
Artık hissettiği acıdan bilinç kaybı yaşamış ve gözleri kapanmıştır...
Sabah gözünü açtığında odanın ortasında ağzında kan, her yeri morarmış bulmuştur kendini canı çok yanıyordur, hareket edecek hali yoktur.Evde yalnız olduğunu anlamış yavaş yavaş kendini toparlayarak ayağa kalmış .Arayacak kimsesi yoktur ne annesi ne babası korkuyordur babası duyar üzülür ölümü olur. Onun ölümü yerine kendisinin ölmesini tercih eder. Kendini toparlayabildiği kadar taksi çağırıp hastaneye gider polis gelir darp raporu yazılır eş aranır prensin ailesi herkes hastaneye gelir...
Şikayetçi değilim kimseler duymasın ne kadar dese de herkes duyar en çok korktuğu şey başına gelir babası öğrenir..
Babası ağlayarak arar güzel kızım
Bitanem, prensesim der ağlamaya başlar... gelicem seni almaya senin üzülmene izin vermeyecem der. Babası ile son konuşmaları böyle olur . O gece halanin evinde kalınır sabaha karşı haber gelir. Babası fenalaşmış hastaneye kaldırmışlardır. Hemen yola çıkarlar yolun ortasında acı haber gelir, artık prensesin sığınacağı bir babası yoktur...
-Babamm güzel babamm , öpmeye doyamadığım babam...
Onun kendisi acısı bu acı yanında hiçbir şeydir. Yağmur yağıyordur sanki gök babası için ağlıyor diye ..Evinin bahçesine girdiğinde babası ile oyun oynadığı yerlerde her yerlerde insanlar vardır ağlayan üzülen insanlar ..Bakışlar acıyarak üzülerektir. Bilmezler prensesin içi yanıyordur o artık gerçekten olmuştur...
Babasını toprağa verirler, sadece baba acısı vardır...
Ona kötü günler yaşatan o kişi gelir eve götürmek ister ama bitmiştir bu kabus , artık onun annesi ve kardeşi harici bir dünyası yoktur .Zorlu bir boşanma süreci yaşanır araya çirkinleşmeler girer prenses hiçbir şey istemez yeter ki bırak beni bırak artık der...Ve gün gelir kabus biter ve kurtulur ondan .Bu masal da böyle mutsuz sonla biter .Aslında herkesin imrenerek baktığı bir hayat cehennem hayatıydı , aslında herkesin imrenerek baktığı krallıkta kral yaralıydı , ama kimseler hiçbir şeyi bilmiyordu ...
Bazen acıya sevdikler için katlanılır , sonra sevdikler kayıp gider elimizden bir başımıza yalnız kalırız..Ruhumuz bedenimiz her yerimiz yaralıdır..Mutluluk çok uzaktır size çok uzak....
Bir Varmış Bir Yokmuş Ama Bu Masal Mutlu Sonla Bitmemiş...
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
Çok beğendim başarılı olmuş
Güzel öykü
bu ne hikaye mi