Merhaba arkadaşlar, bugün sizinle üniversite kazanmış olmamın sevinciyle paylaşmak istediğim küçük bir hayat hikayem var. Öyle çarpıcı, dramatik bir hikaye değil fakat paylaşmak istedim :) Okursanız ne mutlu, okumazsanız canınız sağolsun...
Biraz Sıkıntılı Bir Çocuktum

Evet hepimiz çocukluğumuzda sıkıntılı zamanlar yaşamışızdır. Benimde herkes gibi kendime ait sıkıntılarım olmuştu ve genelde bunların hepsini içime atmayı tercih etmiştim. Aile için sıkıntılarımız fazlaydı ve maddi olarak zor bir dönemden geçiyorduk. Babam o zamanlar pekte iyi bir baba olamamıştı ama maddi sıkıntımız olduğunu hissettirmemek içinde elinden geleni yapmıştı. Sadece biraz sinirli bir yapıdaydı. Ancak yine de mutlu zamanlardı. Birkaç kez deniz görmüşlüğüm olmuştu ve bu şansa erişemeyen bir çok çocuk olduğunu yeni yeni fark ediyorum. Aile bile büyük bir şanstır arkadaşlar, değerlerini bilin...
Zaten benim asıl sıkıntım okuldu. İlkokul beşinci sınıfa kadar köyümüzde ki okulda eğitim görmüştüm. Ders notlarım harikaydı ve öğretmenlerim tarafından saygılı olarak bilinen biriydim fakat yaşıtlarım beni hiç sevmezdi. Bir çok kez dayak yiyip eve kaçmışlığım olmuştu. Cılız da bir çocuktum zaten :)
Ergenlik Dönemim ve Fetö İmtihanım (!)

Biraz hızlı bir geçiş gibi oldu ama aslında çok yakın zamanlar. Şöyle ki beşinci sınıfın sonlarına doğru babama büyük bir arazi miras kaldı ve elimize güzel paralar geçti. Babam da sağolsun okulumu değiştirmeye, üstüne üstlük beni koleje göndermeye karar verdi. Nilüfer Kolejine yazıldığım gün çok mutluydum, hem çok modern bir okuldu hemde benim için yeni bir başlangıçtı. Altıncı sınıfın ilk gününde birkaç arkadaş bile edinmiştim. Ancak bilmeyenler için, Nilüfer Kolejleri Fetö'ya aittir. Tabii o dönemde ne Fetullah'ı kötü bilirdik, ne okulunu. Ailem Fetullahçı değildi ama kendisini saygıdeğer biri olarak görürlerdi. Ve tahmin edebileceğiniz üzere okulda ki öğretmenler 12 yaşlarında ki bizlere Fetullah sevgisi aşılamaya çalışırlardı. En zekilerimizi bir sınıfa toplarlardı hatta, onların üstüne daha bir düşerlerdi.
Yalan değil, 6. Sınıfın tamamını ve 7. Sınıfın yarısını bu zekilerin bulunduğu sınıfta yetişmekte olan bir Fetö'cü olarak geçiriyordum farkında olmadan. Gerçekten Fetullah Gülen'i sevmeye ve saymaya başlamıştım. Fakat 7. Sınıfın yarıyıl tatilini Dayımın yanında geçirmeye gittiğimde, aslında ne kadar yanlış bir yolda olduğumu fark etmiştim. Öyle ki dayımın Fetullah'ın bir hain olduğu hakkında söylediklerine inanmamış, kendim araştırıp sonuca varmıştım. Ve evet, 13 yaşımda olmama rağmen anlamıştım. O günden sonra bulunduğum okuldan soğumuştum ve aileme beni oradan almaları için yalvarmıştım fakat dinlemediler. Sonunda 8. Sınıfı bitirdiğimde 6. Sınıfta 440 olan SBS puanım, 8. Sınıfta 310 gelmişti. Nilüfer Koleji beni tüketmişti.
Yarım Lise Yıllarım

SBS ortalamam bir çok Anadolu Lisesine yetse bile, ben düz bir liseye gitmeyi tercih etmiştim. Çünkü Nilüfer Kolejinde ki durum hem insanlardan, hemde okuldan soğutmuştu beni. Bu yüzden lise hayatım çalkantılı geçti. Öyle ki, ilk yılımda devamsızlığımı bitirene kadar kullanmıştım ve Şubat ayı geldiğinde okulu 'bırakmıştım'.
Bildiğiniz bıraktım yani. Ama merak etmeyin yine başladım ertesi yıl. Hatta notlarım harikaydı, teşekkür belgesi almadan geçmezdim. Ancak inanılmaz asosyaldim ve okuldan nefret etmeye devam ediyordum. Bu dönemde aynı zamanda babamın bir kadın macerası başlamıştı. Annemle boşanma sürecine girmişlerdi. Ve bende bu durumdan faydanalarak, Lise 3 ün ilk ayında okulu tekrar bıraktım. Bu kez temelli bırakmıştım. Oraya ait değildim.
Her şey düzelir.

Okulu bıraktıktan sonra ailemin pekte umurunda olmadım, daha büyük şeylerle uğraşıyorlardı. Ben bu dönemde ilk 6 ay odama kapanmıştım. Fakat yaz gelip havalar ısınınca dışarı çıkmam gerektiğini fark ettim.
Bir bisiklet aldım. Şehirler arası yollar yaptım, dağlara çıktım, kendimi keşfettim. Zamanla babam hatalarını fark etti, annemde 'çocuklarım için' deyip onu affetti. Sonra tabii ben göze batmaya başladım. 18 yaşımdaydım, okumuyordum, işe yaramazın tekiydim. Bu dönemde babamın küçük macerasından dolayı maddi olarak gerilediğimiz için artık bisiklet turları da yapamıyordum. Birkaç işe girip çalıştığım olmuştu fakat bırakmıştım. Hamallıktan ayakçılığa kadar bir çok günlük işte de çalıştığım zamanlardı. Ancak unuttuğum şey, sağ kolumda ki sakatlıktı. Hamallık yaparken çok zorladağım için inanılmaz ağrılar çekmeye başlayıp, kendimi birkaç ay eve kapattım.
Ve bir gün evden çıkıp, küçük köyümüzde dolaşırken kaderin bir cilvesiyle karşılaştım. Birkaç ilkokul 'arkadaşım' kısa film çekmeye çalışıyordu! Düşünsenize köyde bunun denk gelme olasılığı kaçtır.
Derken, kendimi bu kısa film macerasının içinde buldum. Senaryoyu inceledim ve baştan yazmaya karar verdim. Kısa süre sonra filmci arkadaşlarımla aram ısınmıştı ve birkaç kısa film çekmiştik. Aralarında en çok öne çıkan ise Tutsak İrade isimli eserimdi.
Geri Dönüşüm

Tutsak İrade filmimin çalınışa geçmek istiyorum, çünkü yazı çok uzadı farkındayım. Çalındı derken, ciddi anlamda çalındı. 2015 yılında 'Git Başımdan' isimli bir film olarak vizyona girdi. BKM oyuncuları filan oynuyordu, üzücüydü. Elimden gelen bir şeyde yoktu. Yok hani çaldınız, en azından psikolojik-dram ağırlığını koruyup komedi yapmasaydınız?
Neyse buna fazla takılmayıp, 2015 yılının sonunda dershaneye yazılmaya karar verdim. Açıktan liseyi de bitirmiştim. Kimse üniversite kazanabileceğime inanmıyordu. İnanmak bir tarafta, alay edenler bile vardı. 'Senden adam olmaz' duyduğum en popüler cümleydi. Ancak hiçte umurumda değildi.
Artık farklı bir insandım çünkü 'yazıyordum'. Yazmak beni kurtarmıştı. Dershaneye başladığım sıralarda bir kitap yazmaya da başlamıştım. Her şey güzel devam etti, sınav dönemi tercihler derken kayda değer bir üniversite de Gazetecilik bölümüne girdim geçenlerde.
Şimdi şunu da söylemeden geçmek istemiyorum, sıralamam 27 bindi. Ama önemli olan yazarak kazanabileceğim bir meslekti.
Kazanmaktan çok, insanların söylediklerini takmayıp başarmak beni mutlu etmişti.
Okulu bıraktım diye üstüme geldiler, Kısa Film çekiyorum diye dalga geçtiler ve daha sonra kitap yazıyorum diye... Üniversite kazanamayacağıma emin olmaları tamamen ayrı bir şey zaten.
Ama sisteme yenik düşmedim.
Okul hiçbir şeymiş, bunu da tecrübe ettim.
Elimden geldiğince kısa anlatmaya çalıştım, umarım sıkmamışımdır arkadaşlar. Bu arada kitabım önümüzde ki yıl çıkıyor, bilimkurgu türünde bir roman. Editörüm de dahil herkes bu türün Türkiye'de okunmayacağını söylüyor. Ama dinlemiyorum, çünkü yapmak istiyorum. Okulu bırakmak isteyip bıraktığım gibi. İstediğiniz şeyleri yapın arkadaşlar!
Sizi mutlu edecek tek şey budur...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar