
Herşey 1975 yılının baharında Porto Rico'nun sakin köylerinden biri olan Moca'da bir çiftçinin ağıldaki 15 keçisini sabah normal olmayan bir şekilde ölmüş bulmasıyla başladı.
Hayvanların bir kısmının boğazında arterler üzerinde bir kısmının ise kalp çevresinde sivri bir şeyle açıldığı bariz olan delikler vardı. Vücutların içinde tek damla kan kalmadığı gibi cesetlerin çevresinde de bir katliamı andıracak miktarda kan yoktu.
Bölge yetkililerine haber verildi, çevrede araştırma ve soruşturma başlatıldı. Ancak bir veri elde edilemediği için olay kapandı. Tabi ki yetkililerce. Yerel halk ise ağızdan ağıza dolaşan hikayeleri eski efsanelerle birleştirerek olayı canlı tutmayı başardı.
Yüzünü dahi görmedikleri bu yaratığı İspanyolcada 'keçi emen' anlamına gelen Chupacabra diye anmaya başladılar.

Olaydan 20 yıl sonra 1995 yılında yine Porto Rico'da aynı şekilde ölü bulunan 8 koyun ve bunun medyaya yansıması sonrası efsanenin yeniden gündeme gelmesiyle görgü tanıkları da ardı ardına ortaya çıkmaya başladı.
Aynı yıl aynı ülkenin bu sefer Canovanas kasabasında yüzlerce koyunun benzer şekilde ölü bulunmasından sonra Madelyne Tolentino adlı yöre sakini yaratığı gördüğünü iddia etti.
20 yıllık efsane aydınlığa mı kavuşuyordu? Tüm gözler Madelyne'e çevrildi.
Madelyne'in anlattıkları
Efsanevi Chupacabra'nın ilk görgü tanığı olan bu kadın yaratığı sabah erken saatlerde evine dönerken ormanda gördüğünü iddia ediyordu. İlk gördüğünde ne olduğunu anlamamıştı ancak burnuna gelen keskin kükürt kokusu o güne kadar hiçbir canlıda hissettiği kokuya benzemiyordu.
Yaratığın iki ayak üzerinde duran tuhaf iki büklüm görünüş ve kırmızı gözlerini tüysüz vücudu tamamlıyordu.
Yüzü bir köpek gibi uzundu ama vampir gibi dışarı uzamış sivri dişleri vardı. Uzun tırnaklı pençeleri ve sırtında başının üzerinden başlayıp omurga istikametine doğru inen dikenimsi sivri tüyleri bu yaratığa gezegenin dışından bir yerlerden gelmiş havası veriyordu.

Olayın dehşetiyle kaçmaya başlayan kadını dört ayak üzerinde koşarak kısa bir süre takip etmiş kadın ormandan çıkınca takibi de bırakmıştı.
Bu olaydan sonra görgü tanıkları Amerika'nın da dört bir yanından çıkarken, tarif edilen yaratığın defalarca görüldüğüne dair iddialar da gelmeye başladı.
Çok net olmayan kamera görüntüleri yanında yakalayıp kafese kapattığı o güne kadar hiç görmediği bir yaratığın Chupacabra yavrusu olduğunu iddia eden biri de vardı.
Chupacabra'nın görüldüğü bölgeler

Porto Rico'ya ilaveten; Güney Amerika'da Brezilya, Arjantin ve Kuzey Amerika'da ise Arizona, Teksas, Arkansas, Tennessee, Güney Carolina, New York ve Maine eyaletleri haricinde bir başka görülme vakasının da Rusya'dan gelmesi hayli dikkat çekiciydi.
Devreye araştırmacılar, bilim adamları ve medya giriyor

Haber tüm dünyanın ilgisini bu bölgelere çekti. Televizyon kanalları belgeseller yaptı. Hollywood film çekti.
Araştırmacılar bölgeye giderek bahsi geçen köylerde kaldılar. Ormana kameralar kurup bölge halkıyla röportajlar yaptılar.
Bu zamana kadar arz-ı endam eden yaratık medya ilgisinden sıkılmış olacak ki bir anda sırra kadem basmıştı.
Haftalar, aylar boyu süren araştırmalar sonucu araştırmacılar ellerinde sadece röportajlarla, bilim adamları teoriler ve film şirketleri ise karla dönmüşlerdi.
Chupacabra hakkında iddialar
Bir kısım araştırmacılar tarif edilen canlının bir sırtlan ya da irice bir vahşi köpek olabileceğini iddia ederken, yeterli kanıt olmadığı için anlatılanları bir halüsinasyon veya hayalgücü olarak değerlendiren bir başka grup da vardı.
Bir diğer grup ise görgü tanıklarının hepsinin aynı tarifi yapmasından yola çıkarak bunun NASA kaynaklı bir uzaylı-hayvan melezleme deneyinin sonucu olabileceğini iddia etti.
Cevap bekleyen sorular

1- Tüm bunlar bir hayal gücü ise ülkenin dört bir yanından birbiriyle bağlantısı olmayan bir sürü insan nasıl ağız birliği etmişçesine aynı özellikleri anlatıyor olabilirler?
2- Hangi vahşi canlı türü boğazda delik açarak öldürme metoduna sahiptir?
3- Tüm vahşi hayvanların ancak doyacak miktarda öldürdükleri bilinmekteyken bir gecede onlarca hatta yüzlerce hayvanı katledecek kadar kana susamış ne tür bir canlı olabilir?
4- Öldürülen hayvanların etlerinden tek bir ısırık dahi gitmediği halde neden yalnızca kanları içilmiştir?
5- Katliam sonrası ortamın kan gölü olması gerekirken neden az bir miktar kan vardır? Bu kadar kan nereye gitmiştir?
6- Bu yaratık her ne ise gerçekten bir melezleme deneyinin başarısız/başarılı bir sonucu olabilir mi?
7- Efsane diye bildiklerimiz ve anlatılanlarda gerçeklik payı nedir?
8- En önemlisi bugüne kadar keşfedilmemiş yeni bir türle karşı karşıya olabilir miyiz?
Bilim adamları ve araştırmacılar soruların cevaplarını verinceye kadar duyduklarımız, okuduklarımız ve anlatılanlar efsane ile gerçek arasında gidip gelmeye devam edecek.
Sevgiyle kalın, mutlu olun..

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer