Duyu ötesi algı, beş duyumuz dışında eşyaları, olayları ve düşünceleri algılama yeteneğidir. Aslında hepimiz günlük yaşantımızda muhakkak duyu ötesi algıyı kullanıyoruz. Ancak çoğumuz buna altıncı his diyor geri kalanımız ise önemsemiyor. Çok az bir azınlık ise bunu hiç yaşamıyor.
Durugörü
Gözlerimiz kapalı iken bir bakıma üçüncü göz ile görmek demektir. Gözlerinizi kapattığınızda yalnızca karanlık ve siyah görüyorsanız durugörü yeteneğiniz ya hiç yoktur ya da tamamen işlevsiz durumdadır. Eğer bir takım renkler ya da imajlar görüyor iseniz o zaman bu yeteneğiniz vardır ancak kullanmıyorsunuzdur. Eğer istediğiniz imajlar gözünüzün önünden geçiyor ya da belli bir imajı izliyor iseniz o aman basit durugörü kullanıyorsunuz demektir.
Basit durugörü herhangi bir anlam veya mesaj taşımayan imajların görülmesidir. Yani bu yeteneğiniz vardır ancak bir amaca hizmet etmez. Genelde çoğu insan bunu hayal kurmaya yardımcı olarak kullanır. Mekan içinde durugörü ise bunun bir üst seviyesidir. Bunda ise uzaklık fark etmeksizin herhangi bir yeri görmektir. Bunun için durugörü yeteneğinizi kullanabilmeniz gerekmektedir.Zaman içinde durugörü ise bunun en gelişmiş safhası ve en bilinenidir. Herhangi bir zamandaki olayları görmek demektir. Geçmiş ya da gelecek fark etmeksizin. Bunu yapabilene kahin ya da medyum denir ancak günümüzde bu kadar etkili olarak kullanabilen yok zaten.
Duruişiti
Duruişiti ise insanın ses organları ile değil zihni ile işitmesi demektir. Çok uzaktaki seslerin işitilebileceği gibi farklı alemlerden sesler duyulabileceği de iddia ediliyor. Ancak sanırım bu tamamen kişinin bunu kullanabilmesi ile ilgili. Bu ses fısıltı olabileceği gibi net bir ses de olabilir. Bu yine kişinin farkındalığı ile alakalı bir durum.
Durugörü de yapılanların aynısını yapabilir ancak tek fark biri görür iken öteki yalnızca duyar. Uyku sırasında rüyalarda çok sık gerçekleşir özellikle uyanık iken ise iç ses ile çok fazla karıştırıldığından kişi farkına varamaz.
Durubiliş
Durubiliş ise bir bakıma bilgi aktarımı gibidir. Bir şeyi bilirsiniz ama o bilgiyi nereden bildiğinizi ya da neden ona inandığınızı açıklayamazsınız. Kaybolduğunuz da mesela bir yoldan gitmeniz gerektiğini bilmeniz gibi. Bunda belli bir seviye yoktur yalnızca o bilginin farkına vardıkça daha çok şeyin farkına varmaya başlarsınız. Yani bir bakıma daha önce var olan ama farkına varmadığınız şeylerin fark etmeye başlarsınız. Genelde belli bir konuda kullanılamaz daha doğrusu o kadar ustalaşmak günümüzde mümkün değildir. O yüzden bilgi ya rastgeledir ya da rehberlik ediyordur.
Durusezi
Durusezi ise hissetme yolu ile kendini gösterir. Genelde sezgilerim kuvvetli diyen insanların yetenekli olduğu kısımdır. Bunu kullandıklarını fark etmeseler bile altıncı his ya da sezgi diye açıklansa da temelinde bu yatar. Bunu çok fazla açıklamaya gerek yok sanırım çünkü hepimizin çevremizde sık gördüğü insanlardır. Bir insan hakkında olabilir, bir olay hakkında olabilir ya da bir yer hakkında olabilir.
Eğer bunların içinden birini daha önce yaşamış iseniz sizin yeteneğiniz o kategoridir. Bunlardan yalnızca bir tanesini yapabilirsiniz diye bir kural yok. Ancak birden fazla yapabilmek uzun çalışmalar gerektirir. Ama yine de bu çakra ile alakalıdır yani kesin böyledir denilemez. İçlerinden hiçbirini yaşamamış iseniz bu yalnızca çakralarınızın kapalı olduğunu ve tamamen günümüz dünyasına bağımlı olduğunuzu gösterir.
Peki duyu ötesi algının kaynağı nedir?
Aslında bu konuda çok farklı açıklamalar mümkün o yüzden benim inandığımı söylemek yerine birkaç seçenek sunacağım. Hepsine de inanmak mümkün yalnızca birinin mantıklı gelmesi de mümkün.
- Dinlere göre duyu ötesi algı melekler ile konuşmaktır. Melekler insanlara rehberlik etmektedir bu sayede. Ya da yardım etmektedir. Bunlar zaten günlük hayatımızda gerçekleşiyor. Yani temelde zaten bize hep yardım etmişler. Ancak biz bunun farkına varıyoruz. Böylece istediğimiz konuda konuşmaya başlıyoruz. Tabii ki konuşma olarak bu duyu ötesi algılar kullanılıyor yine. Türkiye'de bu konuda şöyle bir haber hatırlıyorum. link den bakabilirsiniz. Ancak burada hiç duyu ötesi algıdan bahsedilmiyor daha çok bunu kullanarak insanlara yardım ediyoruz diyorlar.
- Ruhsal enerji kullanılarak bu bilgilere ulaşıldığını düşünenler vardır. Çünkü evrendeki her şey bir enerji taşır. Düşüncelerimiz bile bir enerjidir. Biz yalnızca bu enerjiyi kullanmaya ve yönlendirmeye başlıyoruz. Yani bir bakıma kendi enerjimiz ile diğer enerjilerle bilinçli şekilde temas kurmaya başlıyoruz. Daha öncesinde bunu bilinçsiz olarak yapıyorduk.
Daha pek çok teori bulabilirsiniz hatta bilimsel olarak açıklamaya çalışanları bulabilirsiniz, deneylerden örnek vererek açıklayan kişilerde mevcuttur. Ancak ben iki tanesini yazıyorum konuyu çok fazla uzatmamak için.
Duyu ötesi algı hakkında birkaç örnek
Dogon Kabilesi
İlkel bir şekilde hayatlarına devam eden bu halkın astronomi bilgisi herkesi şaşırtıyor. Bir çok kişi uzaylıların ziyaret ettiğini ve uzaylılar tarafından öğretildiğini iddia etse de bana çok mantıklı gelmiyor. Uzaylıların varlığına inansam bile uzaylıların bize bir şeyler öğretmek için geldiklerini düşünmüyorum. Neyse bu halkın bu kadar astronomik bilgiyi atalarından öğrendiği kesin ancak atalarına kimin öğrettiğini kimse bilmiyor. Bu şekilde bir sürü örnek sayılabilir aslında. O yüzden hepsini tek tek yazmak yerine sizin tarih bilginize bırakacağım.
Dogon kabilesi, Afrika'nın Mali Cumhuriyeti′nde yaşar. Kabilenin nüfusu 250.000 civarındadır. Dogonlar hakkında en fazla araştırma yapmış ve Dogon kültürünü Batı'ya tanıtmış etnolog Marcel Griaule'dür. Totemleri bulunan ve inisiyatik bir örgütlenmesi olan bu kabile, geleneklerini sözlü aktarım yoluyla sürdürmüştür. Tradisyonlarındaki astronomi bilgileri, özellikle Sirius sistemi hakkındaki bilgileri tüm astronomları şaşırtmıştır. Çadırlar içinde yaşayan ve avcılıkla beslenen bu ilkel insanlar, Dünya gezegeninin hareketlerini, Güneşin hareketini, Jüpiterin uydularını olduğunu vs. bilmekteydiler.
Piri Reis
Çizdiği dünya haritası hala daha tartışma konusudur. Biz bugünkü teknoloji ile onun haritayı uzaydan bakmış gibi nasıl çizdiğini çözemiyoruz. Bu konuya çok fazla kişi açıklama getirmeye çalışıyor ama hala tam olarak kimse kanıtlayamadı.
1513 yılında çizilen bu haritada, Cebelitarık Boğazı hatasız bir şekilde çizilmiştir. Uydu fotoğraflarına bakıldığında görülmektedir ki, Cebelitarık Boğazı’nın hatasız çizilebilmesi; ancak uzay çalışmalarıyla fark edilebilecek bir detaydır. Boğazın derinliğinin ve iki yaka arasındaki dar geçitin çizilebilmesi için boğaza havadan bakılması gerekmektedir; fakat harita incelendiği takdirde, uydulardan çekilen fotoğraflar ile bu haritada çizilmiş olan Cebelitarık Boğazı’nın görüntüsünün şaşırtıcı bir şekilde aynı olduğu görülmektedir. Piri Reis, dünya haritasında Antartika Dağları’nı da belirtmiştir. Fakat Antartika Dağları’nın varlığı, Amerikan ve Rus deniz araştırmacıları tarafından, ses yansıtıcı aletlerle 1820 yılında keşfedilmiştir. Acaba Piri Reis 1513 senesinde, hangi aletleri kullanarak Antartika’yı keşfetmişti? Bilim adamlarının henüz cevabını bulamadığı diğer bir konu da işte budur. Günümüzde düzleme aktarılan haritalarda, Arjantin ile Antartika arasında bir birleşmenin olmadığı görülmektedir. Ancak yine Rus deniz araştırmacıları tarafından yapılan çalışmalar sonucunda, Arjantin ile Antartika’nın, denizin altındaki dik sıradağlarla birleşmiş olduğu tespit edilmiştir. Bu gerçek de Piri Reis tarafından, yani daha 1513 senesinde haritada çizilerek gösterilmiştir. Su küreyi kaldırarak ancak görebileceğimiz bu detayı Piri Reis acaba nasıl tespit etti? Şaşırtıcı olan şudur ki Piri Reis o dönemde su küreyi kaldırmayı başarabilmişti. Piri Reis’in elinde hiçbir teknoloji yokken bunu nasıl yapabildiği konusunda, bilim adamları tarafından henüz bir bilgiye ulaşılamamıştır.
Bu konu hakkında çok daha fazla örnek verilebilir ancak konu çok fazla uzar. Nostradamus'un isabetli tahminleri, devlet memuru olan Baba Vanga, tarihte dünyanın yuvarlak olduğunu iddia edenler ya da astronomik bilgiler verenler. Bizim bugünkü teknoloji ile nasıl yaptıklarını anlayamadığımız bir çok örnek verilebilir.
Bonus
Bu da çok ilginç olduğu için ekstra olsun. Düşünce fotoğrafçılığı yapan Ted Seios. Fotoğraf filmleri üzerinde kendi enerjisi ile görüntüler oluşturmak daha doğrusu aklındakini enerji yolu ile fotoğraf filmine aktarmaktır. Tarihte bunu yapabilen tek insandır. Kapalı zarfın içine bir resim koyarak o resmin fotoğrafını çekmeyi de başarmıştır. Bir bakıma kendi metodunu duyu ötesi algı ile birleştirmiştir. Bunu nasıl yaptığı ile ilgili epey teori olsa da ben yazmayacağım. Ondan ayrı bir bence çıkar. Araştırmak isteyenler için Dr. Jule Eisenbud'un Ted Serios'un Dünyası adlı kitabı var.(tabi Türkiye'de bulamazsınız muhtemelen pdf olarak ingilizcesi bulunabilir)
Ted Serios'un genellikle sarhoşken çektiği bu fotoğraflar, bir kartpostal biçiminde ve kenarları film yanığı şeklinde ortaya çıkmıştır. 2006, Aralık'ında ölen Serios, geriye yüzlerce fotoğraf, kitap ve yüzlerce soru işareti bırakmıştır. Daha sonra Aura fotoğrafı çektiği iddia edilen makineler yapılsa da hiçbirisi Serios'un fotoğrafları kadar gerçekçi ve net olmamıştır. Babasının ölümünden sonra çekimlerini oğlu Leo ile sürdüren Ted Serios, gemilerden Madonna'ya kadar geniş konularda düşünceyi yüzlerce insanın gözü önünde çekmeyi başarmıştır.
Uzun zamandır bence yazmadım o yüzden hatalarım varsa fazla üzerinde durmayın. Epeydir yazı yazmıyorum. Bunu nasıl uygulayabiliriz ya da geliştirebiliriz diyenler için dana önce yazdığım bir benceyi örnek göstereceğim. Bana göre başlangıç ruhsal gelişim ile olmalı.
Her İnsanın Yaşadığı Ancak Kimsenin Önemsediği Duyu Ötesi Algı
Bazı zamanlar gördüğüm rüyaları birebir yaşamışlığım oluyor. özellikle geceleri yanımdaki insanların görmediği görüntüleri görüp işitmediği sesleri işitebiliyorum. hayatımda ilk defa gittiğim biryeri sanki daha önce orda bulunmuş gibi bilebiliyorum. Kimi zaman eve giderken yaptığım birşey kardeşimle aramıza biraz mesafe koyarak araba vesaire çarpmasın diye gözlerim kapalı tüm dönemeçleri bilip ona göre yürüyebiliyorum. Yanıma gelen bir insanın bana söyleyeceği şeyi noktasından virgülüne kadar tahmin etmişliğim oluyor. Çok fazla dejavu yaşıyorum. Sanırım bunlar senin anlattığın şeylere giriyor. Ama ben bunları bilinçsiz şekilde yapıyordum. Üç dört aydır pek uğraştığım şeyler değil. Ha birde istediğin ya da özlediğin bir kişiyi zihnini tamamen boşaltıp ona yoğunlaşarak seni aramasını ya da ziyaret etmesini sağlayabilirsin. Bunun bunlarla alakası var mı bilmiyorum ama yapmaktan en hoşlandığım şey diyebilirim.
Bunlarla ilgili değil ama aklımı kurcalayan bir şey var. Benim bir ikiz kardeşim var ve aramızda bir bağ var gibi görünüyor. Mesela benim aklıma bir şarkı geliyor bir bakıyorum ki kardeşimin de aklına gelmiş ve mırıldanmaya başlıyor. Benim aklıma bir konu geliyor hemen ardından kardeşim bununla ilgili sohbet açıyor. Daha da ilginci bir keresinde o kabus görüp yatağından fırlamıştı ve eş zamanlı olarak bende fırlamıştım. İkizler arası telepatik bağ gerçekten var mı yoksa bu anlattığın duru duyularla ilgili bir şey mi bu?
insanlar tuhaftır bu konularda bilimsel olarak çalışma yapılmasına karşın kimse inanmaz ancak türbelere gitmeye ya da bazı eşyaların onlara koruyacağına inanırlar. hani yalnızca bilim ile değil dinde de bu konuların yeri vardır zaten.
Karşındakinden bir nesneyi hayal etmesini istedikten sonra gözlerimi kapttğımda o nesne durugörüyle bulanık bir şekilde görmem bilmem durugörü mü oluyor?
bana daha çok telepati gibi geldi anlattığın olay. aralarında çok büyük fark yok zaten durugörü ile yalnızca ince bir çizgi var. ama karşındaki kişiden bir şeyi hayal etmesini istiyorsun yani yönlendiriyorsun. durugörü de genelde karşındakinin bir şeyler hayal etmesine gerek kalmadan mesafe olmadan ya da konuşmadan yapmak mümkün. daha fazla test ederek hangisinin olduğunu kesin olarak bilebilirsin.
Ben geçen olayları mekanı nasıl hissettiğimi bile görebiliyorum gözlerim açıkken de geliyor mekan insanların yüzü o anki durum ben medyum muyum ozaman 😂
Birkaç tanesini ileri düzeyde kullanıyorum ve özel bir çabam olmadı ama sadece geliştirmeye çalışıyorum bana yardımcı olabilecek bilgi sahibi kimse yok çok güzel yazmışsın ellerine sağlık
ya ben uyanıkken rüya görüyor gibiyim, böyle dalıyorum ve sanki rüya görüyorum ama sonra sanırım hatırlamıyorum ya da bazen uyanıkken bir olayı oluyor gibi hayal edebiliyorum. tam görüntü ve renkler yok ama nasıl söylesem oluyor gibi. ne bu?
yukarıdaki dört türün bir tanesi muhakkak herkeste var. zaten açıkladım yazıda da.
ne yapmalıyım dersen geliştirebilir ve kontrol edebilirsin. bunun için nette çalışma yöntemleri var ya da kendi yöntemlerini oluşturabilirsin. bu tamamen senin tercihin ile alakalı
bu tamamen senin nasıl kullandığın ile ilgili alakalı. örneklere bakarsan çoğu kişi kendi yaşantısı ile ilgili kullanmıştır. sende kendi yaşantın ile ilgili kullanabilirsin.
geliştirebilirsin çalışırsan elbette. nasıl kullanıldığını zaten açıkladım tekrar açıklayayım.
başka bir yerdeki olayları görmek için, geçmiş zamandaki olayları, gelecek zamandaki olayları, başka bir yeri, başka bir yerdeki insanı görmek için kullanılabilir. kimisi uzaya merakı olduğu için uzaya bakmıştır kimisi geleceğe, kimisi ise dünyaya bakıp haritalandırmıştır. sen ne şekilde kullanmak istiyorsan öyle kullanırsın. bu tamamen sana bağlı bir durum.
mesela bir çalışma yapabilirsin. gözlerini kapatırsın bir arkadaşının yanına gittiğini hayal edersin. onu uzaktan izle ya da onun gözlerinden izle. onu o anda ne yapıyor olarak görüyorsun? mesela ders çalışıyor olsun. aç telefon ne yapıyorsun diye sor. ancak şunu karıştırmaman gerek şu anda kalmak zorundasın yoksa yanılırsın. onun içinde direk onu görmek yerine evinden onun yanına gittiğini hayal et. kendine göre çeşitlendirebilirsin örnekleri
nasıl görmek istersen öyle aslında ama. bazıları bilim der bazıları din der. sen nasıl görmek istiyorsan öyle.
doğruluğuna deneyerek karar verebilirsin. kaybedeceğin bir şey yok nasıl olsa. Dünya daki pek çok ülke bu konuda araştırmalar yapmıştır. bir kısmı bilim adamıdır bir kısmı dini profesördür. sen nasıl bakmak istiyorsan öyle o yüzden
eğer bu şekilde yeteneğin olduğunu düşünüyorsan ve bu yetenek kendini bu kadar belirgin gösteriyorsa çalışmayı yaptığında kaybedeceğin zaman dilimi en fazla yarım saat olur.
uğraşacağım zamana değmez diyorsan kendin bilirsin tabii ki. bu senin tercihin
yok olmuyor ama bir süre kafamı dayayıp yapmaya çalışırken sallandı. yani böyle hafif bir çınlama geldi kulağıma ve yukarı aşağı gidiyordu sanki zihnim. siyah ama yani :) bazen böyle oluyor, uyumaya çalışırken falan
onun nedeni ortadan başlamaya çalışmak. yani kontrolünde olmayan bir şeyi kullanmaya çalışıyorsun. bunu yaparken hem kendi enerjini hem de ruhsal enerjiyi kullanıyorsun. ancak sen daha önce enerjini kullanmak için hiç çalışma yapmadın. yani ilk adımı atlayıp ikinci adıma atladın. ama senin olayın biraz farklı. neden dersen zaten sende daha önceden ortaya çıkmaya çalışan bir yetenek var. yani enerji konusunda eğitimi atlayabilirsin ancak yalnızca durugörü çalış. ötekileri yapamazsın zaten.
enerji konusunda çalışırsan enerjini verimli kullanabilirsin. ruhsal enerji sınırsız olsa da beden enerjisi sınırsız değil. vücudundaki enerji kas gibidir. ne kadar kullanırsan o kadar gelişir. sen kendini zorladığında ya tüm enerjini aniden tüketiyorsun ya da hala daha enerjiyi kullanabilmek için hazır değilsin. o yüzden sınırlı olarak kullanabiliyorsun. kol kaslarını uzun süre kullanmadıysan ve birden çalıştırmaya başlarsan ne olur? ellerin titrer, ağrı oluşur. bu da onun gibi. konu uzun :D
farklı kaynaklar var. konu çok büyük anlatması zor :D bunun dini kaynakları bilimsel kaynakları var. mesela ben meditasyon ile uyguluyorum. sen başka bir din ile uygulayabilirsin. enerji konusu bu kadar. çakra konusunu da araştırman gerekiyor. enerjilere şurada biraz değinmiştim ilgini çekiyorsa. www.kizlarsoruyor.com/.../a15824-kinezi-hakkinda-bilgi
sonraki aşama duyu ötesi algı. bunun da bir sürü kaynağı var. genelde alıştırma teknikleri var nette. bilimsel yapılan deneyler var. yabancı kaynaklar var ingilizce biliyorsan.
sonraki aşama kinezi. bunda da daha detaylı olarak kullanıyorsun. yani kategorileri fazla. burada işte enerjiyi işlemeye ve verimli olmaya başlıyorsun.
bir sürü kaynak verebilirim ama nette de bulabilirsin zaten. hangisi inandırıcı sen karar ver. ben bilimsel yönünü anlatırım sana sen belki dini kısmını bilmek istersin. bana göre ikisi zaten iç içedir. o yüzden nete yaz kararını sen ver. bu konu hakkında yazılmış bir çok kitapta bulabilirsin.
soru sorarak bakmamı istiyorsan soruyu yazarsın yoksa genel olarak bakar mesaj olarak atarım. ama ben gündüz hiç bakmadım bakamıyorum zaten o yüzden gece baktığımda mesaj atarım yarın okursun artık.
O zaman mutlaka mesajini bekliyorum ilgilendigin icin cok ama cok tesekkur ederim universite niyetim var bu sene olacak mi diye yorumlarsan cok mutlu edersin beni sevgiler
dini olarak konuşursak bence yaratılanlar arasında bir fark yok. yani herkesin yeteneği var. bunlar farklı farklı parmak izi gibi. sen ruhsal olarak ne kadar gelişirsen bu tür yeteneklerin de o kadar kendini gösterir.
En İyi Cevaplar