Bir Ömür Boyu Mutluluk mu, Yoksa Pişmanlık mı?

Karşınıza verilmesi çok zor olan kararlar çıktığında nasıl davranıyorsunuz? Her şeye rağmen sonuçlarına katlanmayı göze mi alıyorsunuz, yoksa kaçıp kurtulmayı mı tercih ediyorsunuz?



Bugün size uzaktan tanıdığım bir kişinin başına gelen bir olayı anlatmak istiyorum.



Kadın 19 yaşındaydı. Hayatının aşkıyla karşılaştığına inanıyordu. Ailesi de eşi olacak insanı onaylamıştı artık. Ondan mutlusu yoktu. Gökyüzünde uçuyordu adeta. O eşini seviyordu, eşi de onu. Daha ne olsundu ki?


Bir Ömür Boyu Mutluluk Mu, Yoksa Pişmanlık Mı?

Evlendikten sonraki 2 sene masal gibi geçti. Her geçen günde birbirlerine daha da fazla bağlandılar ve sever oldular. Birkaç ay sonrasında ise kadın hamile kaldı. O kadar mutlu olmuşlardı ki! Aşklarının, sonsuz bir sadakatle bağlı oldukları evliliklerinin hediyesini alacaklardı.



Her iki tarafın da ailesi çok heyecanlıydı. Günler birbirini kovalarken içlerinde oluşan sabırsızlık gittikçe artıyordu.


"Kız mı olacak yoksa erkek mi?" soruları havada uçuşup duruyordu.


Bir Ömür Boyu Mutluluk mu, Yoksa Pişmanlık mı?


Büyük gün gelmişti. Sonunda biricik bebeklerinin cinsiyetini öğreneceklerdi. Hastaneye gidip sonuçları öğrenecekleri gün geldiğinde herkesin kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu. Daha sonra doktorla görüşmek için odaya girdiklerinde, her zaman neşeli ve pozitif biri olan doktorun, yüzünün çok ifadesiz ve solgun olduğunu farkettiler. Doktor aynı zamanda anne olacak kişinin en yakın arkadaşıydı.



Ama neydi o doktorun gözlerindeki duygu? Üzüntü mü, korku mu?


Göz yaşları neden yer etmişti ki şimdi gözlerine?



Korkarak sonucun ne olduğunu sordular. Doktor ise, "Bebeğinizin cinsiyeti erkek ama %99 ihtimalla engelli doğacak." yanıtını verdi. O anda kimse ne düsüneceğini, hissedeceğini bilmiyordu.



Her zaman, "Erkek ya da kız olması önemli değil, sağlıklı olsun yeter." denirdi.
Artık yetmeyecek miydi yani?


Ama üzülmediklerini söylediler. Anne, baba, dede... olacaklardı sonuçta değil mi?


O günden sonra daha sıkı bir çalışma içerisine girdiler. Türlü eğitimler aldılar. Bebeklerine olabileceğinin en iyisi şekilde davranmaları gerekiyordu.



Evet minik bebek doğmuştu. Belki zihinsel olarak diğer bebeklerile aynı değildi, ama bebekti işte! Kokusu, ağlaması, şirinliği her şey aynıydı.


Doktor ise, bir daha çocuk sahibi olursa, yine engelli olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu söylemişti. Ama elbette ki sonunda "Yine de siz bilirsiniz." diye eklemeyi de unutmamıştı.



Bebeğin adı Can'dı. Onlara yeni bir can olmuştu çünkü.
Artık Can 4 yaşındaydı. Türlü eğitimler almış, yaşıtlarının seviyesine yetişebilmek için o küçük bedeniyle büyük uğraşlar veriyordu.



İşte o gün anne kendisine bir söz verdi.
"Bir daha çocuk sahibi olmayacağım." diye. Minicik oğlunun verdiği o büyük mücadeleyi gördükçe hem gurur duyuyor hem de canı yanıyordu. Bu yüzden kendisine bu sözü verdi ve seneler boyunca da sözünün arkasında durdu.



Aradan 3 yıl geçti. Kadın düzenli olarak hastalık geçirmesine rağmen karnı günden güne şişiyordu ve kilo alıyordu. Başlarda "Fazla yemek yiyorum bu yüzden oluyor." diye düşündü ve umursamadı. Ama aradan 2 ay geçmesine rağmen hâlâ karnının büyümeye devam ettiğini görünce doktora gitmeye karar verdi.



2 gün sonra hastaneye giderken içinde anlayamadığı bir huzurluk vardı.
Testler yapıldıktan sonra arkadaşı sonuçların geleceği dün onu tekrardan hastaneye çağırdı. Doktor, kadının yanına geldiğinde, tek bir kelime söyledi.
"Hamilesin."



Hamilesin. Hamilesin. Hamilesin.


"Bu nasıl olur?" diye sorarken bir yandan da ağlamaya başlamıştı. Anlam veremiyordu. "Ben aylardır hasta oluyorum bu nasıl mümkün olabilir?" diyerek hiç durmadan tekrarlıyordu. Doktor ise, bu olaya çok nadir de olsa rastlandığını, hormonlar dolayısıyla yaşandığını söyledi. Daha sonrasındaysa, "Söz verdiğini söylemiştin eğer kürtaj olmak istiyorsan yalnızca 2 hafta zamanın var." sözleriyle devam etti. Kadın o an daha fazla dayanamadı ve kendisini dışarı attı.


Bir Ömür Boyu Mutluluk mu, Yoksa Pişmanlık mı?


O gece eşiyle, annesiyle, eşinin ailesi de dahil olmak üzere herkesle konuştu.Eşi kararı ne olursa olsun her zaman arkasında olacağını, ama yine de o bebeğe bir şans vermeleri gerektiğini söyledi. Bu destek ona daha da iyi hissettirdi ve iyice emin oldu.


Bir Ömür Boyu Mutluluk mu, Yoksa Pişmanlık mı?


Bebeği yine engelli olabilirdi. Hatta engelli olma ihtimali oldukça yüksekti. Ama yine de kıyamadı. "Bir ömür boyu pişmanlık çekmeyeceğim. Ben ona kıyamam." dedi ve kürtaj olmayı kesin bir dille reddetti.


Bir Ömür Boyu Mutluluk mu, Yoksa Pişmanlık mı?


Zamanı geldiğinde bebeğin cinsiyetini öğrenmek için hastaneye gittiler ve doktor onlara kız olacağının haberini verdi. Aylardır dua ediyorlardı bebek için, sonunda cesaret edip "Bebeğin durumu nasıl?" diye sordular. Doktor ise onlara, "Tamamen sağlıklı bir bebek olacak. Tüm testlerin sonuçları temiz çıktı." cevabını verdi.



Günler günleri kovaladı ve sonunda doğum günü geldi. Her ikisi de sağlıklı bir şekilde atlatmıştı. Anne ise ağlıyordu. Neden diye sorduklarındaysa, "O olmasın diye sözler verdim. Daha sonra ise neredeyse ona kıyacaktım. Onu öldürecektim." diyerek ağlamaya devam etti. Oğlu da artık küçük bir adam olmuştu o da minik kollarını annesine sardı. Kadının gözleri hâlâ yaşlıydı. Dudaklarından tek bir cümle döküldü. "Siz benim ödülümsünüz."


Bir Ömür Boyu Mutluluk mu, Yoksa Pişmanlık mı?

Hayat her zaman sürprizlerle dolu. Karşımıza ne çıkacağı hiçbir zaman belli olmuyor. Zor kararlarınızı aldıktan sonra pişmanlık duymamanız dileğiyle...



Okuduğunuz için teşekkürler.


Bir Ömür Boyu Mutluluk mu, Yoksa Pişmanlık mı?
Bir Ömür Boyu Mutluluk mu, Yoksa Pişmanlık mı?
Cevapla