Dünyanın Boşluğuna Bir Doluluk Bırakamamak

Yüreği coşkun denizlerde çocuksu heycanla yakasını düzeltirken hiç deniz görmemiş gerçeği onu büsbütün aşık ediyor kuraklığa. Aklı ile yüreği arasındaki ince çizgiyi farkediyor ve hayretler içerisinde kalıyor. Denize bakamıyor istediği zamanlarda, değil denize yıldızlara bile bakamıyor. Dünyada yaşayıp dünyadan bu kadar ayrı kalışını ise aklı kabul edemiyor.

Dünyanın boşluğuna bir doluluk bırakamamak


Korkuyor şimdi; alacakaranlıktan değilde,gözlerinin hep böyle eksik göreceğinden. Varoluş gayesini unutmaktan, olmadan ölmekten, hissetmeden dokunmaktan, yola çıkmadan varmaktan korkuyor. Kısacası yaşamaktan, sorumlulukları altında ezilmekten. Hükmedilip hükmedememekten. Ağaca bakıp ağaç dikememekten. Dünyanın boşluğuna dair bir doluluk bırakamamaktan. Verirken eksilmekten,eksilterek almaktan korkuyor. Kimsenin düşüncesinde bir yara, geçmişinde bir acı olmak istemiyor. İnsanların hayat görüşünün kötü yönde değişmesine vesile olmaktan ise en az kedinin köpekten korktuğu kadar korkuyor. O bu dünyaya bağlamak değil, gönlünü bu dünyadan koparmak istiyor.


Muvaffakkiyetsizliğinden ötürü kendinden birçok kez nefret ediyor. Böyle durumlarda evvela insanın damla damla birikerek ölüme doğru aktığının idrakine varıyor. Bu his içinde vuku bulduğunda zamanı bölemeyeceğini,zamanın onu parçalara ayıracağını farkediyor. Ömrünün bu kadar kısacık oluşu beyhudeliğine bir kılıf olmaktansa , kısa ve öz olan şeylerin her zaman daha anlamlı olacağına dair bir farkındalık getiriyor.

Dünyanın Boşluğuna Bir Doluluk Bırakamamak
Cevapla