Kalbinde, Saçlarının Uçlarında, O Her Yerde

Bu yazı tamamen En-Harbi-Kız 'a aittir. Çalıntı veya alıntı yoktur. Fikir, kurgu, yazım hepsi orjinaldir.


Önemle duyurulur!


İlk ve ikinci bölüm için tıklayın!



Bu şarkı müzik eşliğinde okursanız, gerilimi bütün hücrelerinizde hissedeceksiniz :)


Fon müziğidir...!


İyi okumalar. ^-^


Kalbinde, Saçlarının Uçlarında, O Her Yerde


"Burada da mı sen?" yazdı, Elçin.


Korkusunu bastırmayı başaramasa da, bir yanı hala ona bunların şaka olduğunu söylüyordu. Bu ihtimale daha sıcak bakıyordu, korkusundan.


"Ben heryerdeyim. Gittiğin okulda, evinde, telefonunda, kalbinde, beyninde..." Yazdı, Zodiac.


"Bu mümkün değil!"


"Şuan bu numara ve benim varlığım, sence kadar mümkün peki?"


"Bunların hepsi bir şaka sadece..."


"Yanılıyorsun. Aşkta şaka yok. Bu işte şaka yok! Ben şaka değil, senin gözlerin kadar gerçeğim. Yanındayım, elindeki telefondayım. Bakarsan göreceksin, ararsan bulacaksın."


Adamın kastettiği bir çok şeyi anlamıyordu Elçin. Sadece okuyor, sadece dehşete kapılıyordu.


"Artık bu işin tadı kalmadı. Anlıyor musun?"


"Sen beni ne kadar anlıyorsun peki!"


Elçin seçeneklere girdi ve numarayı engelledi. Hemen instagrama girdi, profili şikayet etti ve sonrasında oradan da engelledi. Kendini rahat hissediyordu. Korkunun, vücudunu terk ettiğini hissediyordu. Telefonunu bir kenara fırlattı ve odasından laptopunu almaya gitti.


Elindeki laptopu sehpanın üzerine koydu. Açma tuşuna bastı. Gözü televizyona kaydı. Saçma sapan bir dizi vardı. 2 dakikalık küçük bir izlemenin ardından sıkıldı ve kapattı. Bilgisayarının ekranına kaydı gözleri. Masaüstünde, sayısız not vardı.


"Buradayım, seninleyim, kaçamazsın, kurtulamazsın, içindeyim, kalbindeyim, bilgisayarında, saçlarının uçlarında, parmak izinde, damarlarında" ve daha bir sürü şey yazılmıştı. Kendisinin yazmadığından adı kadar emindi. İşte bu, senaryoyu daha da korkunç yapıyordu.


Hepsini kaldırmaya başladı tek tek. En ortadaki notta, Zodiac yazıyordu. Bu adam gerçekten heryerdeydi.


Kaldırdığı notların ardından, ortadaki notu da kapatmaya çalıştı. Kapatılmıyordu. Ekranda sabitlenmiş gibi duruyordu. Fareyle üzerine tutup, çöp kutusuna sürüklemek istedi, erişemiyordu. Üzerine tıkladığında, bilgisayar hata veriyordu.


"hayatının bir parçası olan bu adamı silmek istediğine emin misin?" yazıyordu, hata mesajında.


Herhangi bir seçenek yoktu. Belli ki adam, bilgisayarı da eline geçirmişti. Hatta eline geçirmekten ötesiydi yaptıkları. Psikopatça ve sapıkçaydı.


Kalbinde, Saçlarının Uçlarında, O Her Yerde


Gözlerini kapattı. Bunun bir rüya olduğunu hayal edip, gözlerini tekrar açtı.


Not birden yok olmuştu..


Chrome durduk yere açıldı.


Elçin, gözlerini son demine kadar açmıştı. Gözleri yuvalarından fırlayacaktı.


zodiactimor.com adresi otomatikman yazıldı ve girdi. Elçin'in elleri titriyor, kalbi küt küt atıyordu. Fareye dokunmak şöyle dursun, korkuyla bir köşeye fırlatmıştı. Bütün bunları o yapıyordu.


Sitenin giriş sayfasında kocaman bir gif vardı. Elçin'in gülümsediği bir gif. Uzaktan çekilmişti.. Arka plana baktı, okuluydu burası. Belli ki yüzüne zoom yapılmıştı.


"Tıkla" yazısına bastı fare imleci. Onu durdurmak, onu eliyle yakalayıp, yaptığı hareketlere bir son vermek istiyordu Elçin. Ama bu mümkün değildi.


Yazıya tıkladıktan sonra karşısına kocaman bir ekran çıktı.


Kendisini görüyordu. Ekranın sol köşesinde live yazıyordu. Canlı yayın yapılıyordu. Kamerayı eliyle kapattı, görüntü kararır kararmaz, sitede bir mesaj belirdi.


"Elini çek! Seni ve tepkilerini izlemek istiyorum!" yazıyordu.


Simsiyah arkafon, bir anda kıpkırmızı bir renge döndü. Yazılar da yanıp sönen bir efektle, dikkat çekici şekilde parlıyordu.


"Sakın kapatma! Sakın bir şey yapma.! Benden kork ama sakın benden kaçmaya kalkma! Seni bulurum, seni görürüm. Belki de seni..."


"Neee beni neeeeeeee!" diye bağırdı korkuyla ekrana Elçin.


"Seni öldürürüm!" yazdı anında sitede.


Sesimi nasıl duydu ki?dedi.


Mikrofon...


Bilgisayarın her köşesi artık o adama aitti. Her şeyiyle. Telefonunda olduğu gibi.


Laptopunu hızla yere çarptı. Öyle hızlıydı ki, laptop ikiye ayrıldı. Ekranın üzerinde deli gibi zıplamaya başladı. Korkusu bütün organlarını ele geçirmişti. Kalbini, ellerini, kollarını, ayaklarını, beynini...


Telefonu çalmaya başladı. Biliyordu. Yine o çıkacaktı. Hissediyordu.


Bütün bunlara rağmen, elini korkmadan telefonuna götürdü. Ekranda gizli numara yazıyordu. Açtı. Kaçmadı, korkmadı, kendini telkin etti.


Metalik, kalın ve boğuk bir ses konuşmaya başladı.


"Korkuyor musun?" dedi.


"Hayır!" diye bağırdı, Elçin.


"Korkmalısın, korkacaksın."


"Senden korkmuyorum, anladın mı beni! Psikopatın tekisin!"


"Bana, bildiğim şeyleri öğretmeye kalkma."


"Benden ne istiyorsun?"


"Onu sen çözeceksin. Zeki kızsın. Bu yüzden seni seçtim. "


"Benden ne istiyorsun!!!!" diye, yineledi.


"Kalbindekini!"


Kalbindekini? Bu hiçbir şey ifade etmiyordu Elçin için.


"Onu bul, beni bul...O benim yansımam. O, ben'im."


"Ne saçmalıyorsun sen! Telefonu kapatır kapatmaz polise gideceğim alçak herif!"


"Bu telefon kapanırsa, öleceksin. Ben demeden, ben senden istediğimi almadan kapatamazsın!"


"Bunların hepsi şaka! Biliyorum. Bana hiçbir şey yapamazsın!"


"Öyle mi... Pencereye çık."


"Hayır!"


"Pencereye çık ve beni gör!"


Elçin, ürkek adımlarını salonun penceresine doğru attı. Korkuyordu. Kalbi deli gibi çarpıyordu.


Derin bir yutkunmanın ardından perdeyi açtı...


Kalbinde, Saçlarının Uçlarında, O Her Yerde


@sizofrenkarinca 'nın özel isteğiyle etiket atıldı. :)

Kalbinde, Saçlarının Uçlarında, O Her Yerde
Cevapla