Seni Çok Özledim...

Geçen yazdı. Bir gün eve gelirken seni apartmanın dibindeki ağaca bağlı gördüm. Köpekleri çok severdim. Hele ki senin gibi minnacık bir yavru beni benden almıştı. Hemen koştum yanına. Sahibine adını sordum. Pulsar dedi. Ben o gün hayatımın her gününde pulsar diyeceğimi bilmeden pulsar diye seslendim sana. Adını bilmiyordun henüz. Dönüp bakmadın bile. 3 aylıkmışsın. Yanında eğilip tam sevecekken beni ısırmaya kalktın. Sana kızdım. Bu ne yaramaz köpek dedim. Sonra eve gittim. Çok tatlıydın. Sahibin ve onun oğluyla oynarken seni uzaktan izledim ben hep. Çok ısırıyordun be kızım. Onları kolları kan içinde gördüğümden sana yaklaşamadım çok uzun bir süre. Belki de kardeşlerinden ve annenden ayrıldığın için böyleydin. Ama ben içten içe gittikçe artarak sevdim seni.


Çok deliydin sen. İnsanlar korktuğu için seni arka bahçeye bağladılar. Hayatın boyunca orada bağlı kalacaktın. Her gün gelip senin onu ısırmana aldırış etmeden seninle oynardı sahibinin oğlu. Ben de zincirin gelebildiği son noktaya kadar gelip seni sevmeye çalışırdım ama hep sen zıplayıp ısırmaya çalışırdın. Ben de biraz daha uğraşıp eve dönerdim. Günler böyle geçti ama ben seni doyasıya sevmek sarılmak istiyordum. Birkaç ay zincirin geldiği son noktaya kadar gelip sana su ve yemek getirdim. Sevgi de vermek istedim ama sen çok sert seviyordun be kızım. O kadarla idare etmen gerekiyordu ben ne yapabilirim ki.


Kış geldi. Kar yağıyordu ama sen dışardaydın. Üşüyor gibi değildin. Her zamanki gibi deliydin. Hatta bak, tam olarak buradaydın.


Seni çok özledim


Sana kar topu yapıp atmıştım hep. Çoğunu havada yakalamıştın. Bir gün kar yağarken mangal yaptık. Senin tasmanı çıkardılar. Nasıl korktuğumu tarif bile edemem. Çok ısırıyordun kızım ne yapayım ben. Ama bana yaklaşmamıştın pek. Galiba özgürlüğün bizi ısırma isteğinden daha ağır basıyordu :)


Daha sonra mevsim ilkbahar oldu. Ben yine zincirin yetişebildiği son noktadan seni beslemeye devam ediyordum. Bir akşam yanına geldiğimde sahibin de oradaydı. Oğlu da artık seninle pek ilgilenmiyordu zaten. Bana dedi alış artık şu köpeğe diye. Sonra tasmanı çıkardı birden. Adamın koluna yapıştım çok korkuyordum senden. O gün hava kararana kadar birlikte gezdik. Galiba az da olsa sana alışmıştım. Daha sonraki bir gün seni gezmeye çıkardık. Ormanda tasmayı çıkardık. O kadar mutluydun ki. Geri dönerken tasmanı ben tuttum. Bağlıyken de eskisi kadar zıplamıyordun zaten üstüme.


Sonra bir gün sabah okula gitmeden seni gezdireyim dedim. Alarm kurup uyudum. Çok heyecanlıydım çünkü sahibin yanımda olmayacaktı. Sabah yanıma geldim. İnanır mısın tam yarım saat sadece zincirini çıkarmaya uğraştım. Seni çok seviyordum be. Akşam yağmur yağmıştı herhalde. Zincir hep çamurdu. Sonunda ısırmaktan vazgeçtin, ben de çamurlu zinciri ellerime dolayıp seni çıkardım. Bu ilk gezmemizdi. Bu arada okula geç kaldım senin yüzünden :)


Daha sonra her sabah seni gezmeye çıkardım. Okuldan gelir gelmez eve girmeden senin yanına geliyordum. Akşam yine yürüyüşe gidiyorduk. Yürüyüş dediğime bakma, biz hep koşuyorduk işte, biliyorsun zaten :) Her günüm seninle geçiyordu. Sahibinin oğlu senin yavruların olunca seni bana verebileceğini söyledi. Nasıl mutlu olmuştum anlatamam.


Bir gece sen, ben, sahibin ve babam yürüyüşe çıktık. Yol kenarında yürüyorduk. Diğer köpekler havlayınca sen onlara doğru koştun çimlerin arasında kayboldun. Zaten zifiri karanlık zor görüyorduk. Sonra senin çimlerin arasından bize doğru koşuşun ve arabanın farları, ve benim pulsar diye bağırırken duyduğum çarpma sesi. Sonrasında gördüğüm ilk şey araba 50 100 metre aşağıda gidiyordu ve sen de peşinden koşuyordun tekerlerini ısırmaya çalışarak. Tamam ısırmayı severdin ama sen arabaların peşinden koşan bir köpek değildin ki. Gözyaşlarım aka aka koştum ben de yokuş aşağı. O an beni ısırarak parçalaman bile umrumda değildi. Sana sarıldım. Ne kadar süre öyle kaldım bilniyorum. Ama çok korkmuştum anla beni. Kafamı yumuşacık tüylerinin arasından kaldırır kaldırmaz her yerini kontrol ettim. Bir şeyin yok gibiydi. Ben ayağa kalkınca sen de kuyruğunu sallaya sallaya koşuşturmaya devam ettin. İyi ki bir şey olmadı sana. Seni çok seviyorum.


Seni Çok Özledim...


Günler böyle gelip geçti. Her gün seninleydim. Her gün mutluydum. Şu anda sebebini hatırlayamadığım bir şeyden dolayı çok üzülmüştüm. Tabii ki hemen senin yanına koştum. Sana sarılarak dedim ki "az daha sabret pulsar. Seni de alıp gideceğim buralardan". Üstünden bir iki hafta geçti. Saat 10a kadar diğer köpeklerle oynadın. Seni bağlamam gerekiyordu artık. Kulübenin yanındaki ağaca bağladım seni. Her zamanki gibi ellerimi yüzüne koydum seni sevdiğimi söyledim. Daha sonra ayağa kalkıp başını okşadım. Ben giderken yine arkamdan havladın. Daha fazla oynamak istediğini biliyordum ama geç olmuştu. Ne de olsa yarın yine çıkacaktık. Seninle geçen bir günden sonra huzur içinde uyudum son kez.


Sabah bizim binadaki bir arkadaşım mesaj attı. Nerdesin dedi. Evdeyim noldu dedim. 5 dk bize gel hemem dedi. Sabah daha yeni uyanmışım ne bu acele dedim. Sen gel dedi. Pijamalarımla indim aşağıya. İçeri geçtik oturduk. Senin sahibinin eşi de oradaydı. Bir şeylerden konuşuyorlardı. Sonra birden sessizlik oldu. Ben söyleyemeyeceğim dedi. Neyi dedim. Birbirlerine baktılar. Sonra pulsar öldü dediler birden. Ben anlayamadım. Bir ona baktım bir ona. Şaka dedim. Konuşmadılar. Ağlamaya başladılar. Dedim fazla oluyo abartmayın bu kadarı çok fazla. Gözlerimin dolduğunu hissettim. Konuşmadılar yine. Sabah ağzından kan gelmiş bir şekilde kulübenin yanında bulmuşlar seni. Ben oturdum kaldım öyle. Anılarımız canlandı gözümde. Sonra dedim ki hayır inanmıyorum. Koştum bahçeye. Kulübene gittim. Tasma ağaca bağlıydı. Ama sen yoktun. Etrafa bakındım belki kaçmışsındır sıkılıp diye. Ama göremedim. Tasmanın dibinde çöküp kaldım. Üstünde hala senin tüylerin vardı. Ama sen yoktun sen nereye gittin pulsar?


Ben sana dememiş miydim beni bekle birlikte gideceğiz diye? Beni nasıl bırakabildin? Bunu bana nasıl yaptın? Hiç düşünmedin mi bensiz ne yapar diye?


Seni çok özledim. Keşke diyorum, keşke burada olsan, keşke kollarımda ısırmadığın yer kalmasa ama keşke yanımda olsan. Keşke sana sarılabilsem sana içimden geçenleri anlatabilsem. Keşke pencereden bakınca boş kulübeyi değil de seni görsem...


Şimdi güzel anılarımız ve birsürü fotoğrafımız kaldı geride. Sen gittikten sonra bir daha hiç ağlamadım. Seni sevdiğim gibi kimseyi sevmedim ben pulsar. Meleğim benim. Umarım şimdi neredeysen orada da koşuşturuyorsundur, gördüğün her şeyi ısırıyorsundur. Umarım mutlusundur. Ben seni çok özledim. Bir daha gitmedim o bahçeye. Orası sen yokken çekilmiyor. Artık pencereden de bakmıyorum. Benimleyken mutlu olduğun için teşekkür ederim pulsar. Seni çok seviyorum ❤


Seni Çok Özledim...

Seni Çok Özledim...
Cevapla