Tanrı'nın Kaleminden Bir Tablo...

Epey oldu ama bu da devamı niteliğinde olsun https://www.kizlarsoruyor.com/diger/a16136-ruhsal-gelisim-hakkinda


Aklımda bir tablo var. Ben ona hayatımın resimi diyorum. Her yeni bilgi ile bu tablonun parçaları değişiyor. Belki de bilgiye açlığım bu yüzden... Bazen gözlerimin boş bakması bu yüzden. Ona bakıyorum ve düşünüyorum. Bu tabloyu kelimelerim ile resmetmeye çalışacağım. Bunu eğlenceli hale getirmek ve anlatımı kolaylaştırmak için farklı bir şey yapacağım. Yazacaklarımın bir kısmını Tanrı'nın kaleminden yazacağım...


Tüm yaratılışta bir fısıltı ve bir sessizlik hakimdi. Sevgi dili fısıltı halinde yayılıyordu. Ancak o fısıltı olmak istemiyordu, o duyulmak istiyordu. Bu yüzden sevgi dilini duyabilecek ve onu konuşabilecek , onun sesi olabilecek bir canlıya ihtiyaç vardı. Ama olasılıklar sonsuzdu. Peki ya fısıltıyı duymaz ise ne olacaktı? Ama evrendeki en iyi oyunlar sonlarının belli olmadığı oyunlardı. Bu yüzden bu şansı hakediyorlardı. İnsan yaratıldı. İyi olması için, iyi olabileceğini kanıtlaması için. O fısıltıyı duyabilmesi için, fısıltının sesini iletebilmesi için... Ancak insanın bu fısıltıyı duyabilmesi için kendini hazırlaması, kendini geliştirmesi ve takip edeceği yolu seçmesi gerekiyor.


Tanrı'nın kaleminden bir tablo...


Şimdi dönelim insanlığa, insanlığın başlangıcına. Dünya insan için yaratıldı ancak insan yaratımı gibi Dünya'da kusursuz olamazdı. Tıpkı Dünya'da olduğu gibi evrende de kurallar vardı. Ve tamamn iyi bir şey yaratmak sonuçları belli bir gelecek yaratmak demekti. Ancak iyi ve kötü bir arada olmak zorundaydı. Aslında iyi ve kötü diye bir kavram yoktu.Enerji iyi ya da kötü olarak kullanılıyordu yalnızca. Ancak bu tamamen bilinçli bir olay değildi kurallar her zaman belirsizlikten yanaydı.


Mağara adamlarının dönemi belki de mağaza adamlarının döneminden daha huzurlu. İnsanlık hayatta kalmaya çalışıyor. Evrenin tüm bilgisine o zamanlarda da sahip. Yalnızca bilgisayarı ilk defa kullanan bir kişi gibi acemi ve heyecenlı. Sürekli gelişmeye , öğrenmeye ve hayatta kalmaya çalışıyor. Ancak o dönemde bile birileri fısıltıyı duyuyor. Sevginin fısıldaması klplerin en derinlerin. İnsan arayışa başlıyor ne aradığını bilmeden yüzyıllarca sürecek hatta milyonlarca yıl süreck bir arayış bu. Aslında o kendini arıyor gerçek kendini. Ruhunu ve ruhunun en derinlerini...


Bu arayış insanı sürüklüyor artık insanın amacı yalnızca hayatta kalmak değil. İnsan artık ruhunu yansıtıyor. Mağara duvarlarına, hayvan derilerine, ağaç kütüklerine resimler çiziyor. İnsan artık müziği keşfediyor ve dans ediyor. İnsan doğanın güzelliklerinden etkilenmeyi, büyülenmeyi tadıyor. Hayvanlar artık yalnızca av ve et değil birer dost aynı zamanda. İnsan dünyayı değiştiriyor onunla svgisini paylaşıyor. Dünya neden onunla sevgisini paylaşmasın? Boş bir sayfanın sizin için bir anlamı yoktur, değersizdir. Ama ona duygularınızı, düşüncelerinizi yazarsanız artık o sizin için değerlidir. Onu saklamak korumak istersiniz. Çünkü isteseniz de istemeseniz de ona karşı içinizde bir sevgi oluşmuştur. İşte Dünya'da böyledir. Duvarlara, doğaya, ve insanlara bıraktığınız izler değerli olur. Onu korumak ve saklamak istersiniz. Bu da Dünya'yı korumak istemeniz anlamına gelir.


Dünya'da bize bu sevginin karşılığını verir. Ruhumuzdan izler bırakırsınız Dünya'ya , Dünya da buna karşılık ruhumuzu keşfetmemizi sağlar. Ruhumuzun büyüdüğünü hissederiz çünkü artık daha önce hissetmediğimiz bölgelerini de hissederiz.


İnsanın ruhundaki bu gelişme bu ilerleme onu kendi yoluna sevk eder. Fısıltıyı gittikçe daha net duyabileceği o gitmesi gereken yola sevk eder. Her insan bu yolda farklı mesafe kat eder ve her insanın yürüdüğü yol farklıdır. Her insanın farklı parmak izlerine sahip olması gibi her insan farklı yeteneğe sahiptir. Bu yüzden bunları Tanrı vergisi denmiştir. Yeteneklerin ve kişiliğin doğrultusunda ilerlemen gereken yolda farklılık gösterir. Ancak bazı insanlar bu yolda ilerlerken bu fısıltıyı hiçbir zaman duymaz. Bunun nedeni nedir? Çünkü bu insanlar kendilerini ve ruhlarını geliştirme işini önemsemezler. Yalnızca hayatta kalma içgüdülerini dinlerler. Bu da onların maneviyatlarını yok eder.


Peki bu ilerleme sonunda ne olur? İnsan bu ilerleme ile ne elde eder? Her insanın kendi yolunda ilerlemesi belli şartlara bağlıdır. Yaşadıkları, içinde bulunduğu çevre ve zaman, kendi karakteristik özellikleri ve zekası… Ruhani olarak ilerleyen bir insan manevi dünyada var olmaya hak kazanır. Bu ilerlemeyi kaydedemeyenler yani ruhlarının yeterli kısmını keşfedemeyenler ise evren enerjisinin bir parçası olur. Çünkü evrende hiçbir enerji yok olmaz yalnızca bilincini yitirir.


Cennet kelimesinin anlamı gizlenmedir. Cennet, bilgisiz yoz insanlardan gizlenmek içindir. İnsan ruhunu ne kadar çok keşfederse doğuştan sahip olduğu evren bilgisinin de o kadarına sahip olur. Yani ruhunu geliştirmek insana bilgi verir. Dünya hakkında, yaşam hakkında, sevgi hakkında vs vs. Ve yalnızca bilgiye sahip insanlar maneviyatta var olabilirler ve Cennet’e girebilirler. Ancak Cennet’te huriler ya da şaraptan ırmaklar yoktur. Zaten ruhsal gelişim yolunda ilerlemeyi kendine amaç edinen bir insanın bunlarla işi yoktur. O yalnızca bir arayıcıdır aslında. Çoğu zaman Tanrı’yı arar, çoğu zaman bilgiyi arar. Onun amacı Cennet değildir. Onun amacı kendini keşfetmektir. O, Cennet’in kendi içinde saklı olduğunun farkındadır.


Bazı insanlar bu ilerlemede kendi yollarında çok fazla yol kat etmişler ve maddi dünya ile manevi sınırlarından geçmeyi ve ilerisini görmeyi başarmışlardır. Bu kişiler her dönem yani belki on yılda bir belki yüz yılda bir Dünya tarafından tanınmıştır. İnsanlar onları Peygamber ya da bir çok farklı ad ile anmışlardır. Yine size yakın olduğu için bu örneği veriyorum. Hz. Muhammed’de, Buda’da, İsa’da bu kişiler arasındadır. Ve bu kişilerin sayısını tahmin etmek imkansızdır. Çünkü Dünya tarafından tanınmayan kişiler de mevcuttur. Kimileri kendi yolunu yaymayı seçerken kimileri yine yalnız başlarına bu yolda yürümeyi seçmişlerdir. Her birinin yolu farklıdır. Biri namaz kılarak ruhsal ilerleme sağlarken biri meditasyon ile bu ilerlemeyi sağlamıştır. Bu konuda örnekler çoğaltılabilir. Yani Peygamberler Tanrı tarafından seçilmemişlerdir ya da Tanrı tarafından Dünya’ya Peygamber olarak yollanmamışlardır. Bu kişiler ruhsal ilerleme sayesinde Peygamberlik mertebesine ulaşmışlardır.



Dinler aynı noktada birleşen farklı yollardır. Aynı amaca ulaşacak olduktan sonra ayrı yollar seçmiş olmamızın ne önemi var...


M.Gandhi

Peki öyleyse bu durumda Peygamberlerin mucizelerinin açıklaması ne? Aslında Peygamberlerin yaptıkları mucize değil ruhsal gelişimin sonuçlarıydı. Maddi dünyaya bağımlı yaşayanlar ve maddi dünyada kendini geliştirenler ego, güç, para, ve hırs elde ederler. Manevi dünyada kendini geliştirenler ruhsal gelişim için çalışan insanlarda tanrısal güç elde ederler. Peki nedir bu tanrısal güç , nasıl elde edilir? Kişi ruhsal gelişim için çabalarken ruhunu tanır, dünyayı tanır, enerjiyi tanır. Tüm evrenin aslında enerjiden meydana geldiğini fark eder. İnsan da evrenin bir parçası olduğu için yaşamasını sağlayan şey enerjidir. Ve kişi bu enerjiyi yönlendirmeyi ve kontrol edebilmeyi öğrenir. Bugünkü deyimiyle kinezi yapmış olur. Kinezi hakkında biraz bilgisi olan birisi kinezi çeşitlerini düşünerek ve Peygamberlerin mucizelerini düşünerek aradaki bağlantıyı kurabilir. İnsan vücudu belirli bir sınırda statik elektrik üretir. Ruh ile bu üretimi arttırmak ve ortaya çıkan enerjiyi kontrol etmek mucizeler yaratır. Bu mucizeler arasında en belirgin olanları şöyle sıralanabilir; suyu kontrol etme , havayı kontrol etme, biyokinezi ile kendini ve başkalarını iyileştirme, hayvanları kontrol etme vs sayılabilir. Ancak her birinin gerçekleştirebileceği mucize onun ruhsal gelişimi ile orantılıdır.


Tanrı'nın Kaleminden Bir Tablo...


Kendinize şu soruyu sorabilirsiniz peki günümüzde neden bu insanlardan yok? Aslında bunun için çevrenize bakmanız yeterli. Günümüzde ruhsal gelişime önem veren var mı ki? İnsanlar bir dinin yolunda ilerleseler bile ancak o dinin gereklerini yerin getiriyorlar. Tıpkı bir iş yapması istenen insan gibi. O yüzden bir ruhsal gelişim elde edebilmeleri beklenmez. Ayrıca bu yollardan çıkar sağlamaya çalışan o kadar çok insan var ki…


Bu da devamı nitliğinde https://www.kizlarsoruyor.com/toplum-sosyal-iliskiler/a37042-iyi-bir-insan-iyi-bir-musluman


-tncdmrl

Tanrı'nın Kaleminden Bir Tablo...
Cevapla