Çocukluğumun Bayramları

Merhabalar.


İyi pazarlar. Önümüzdeki Cuma bayram geliyor. Ve ben nedense her bayramda tarifi imkansız bir hüzüne bürünüyorum. Belki çocuklar gibi doyasıya tadını çıkaramadığımdan, belki de bayramı bayram yapan şeyin sadece "çocuk olmaktan" geçtiğindendir.


Sevdiğin insanı bir Bayram arifesinde (Arapçası arefe'dir) kaybettiğin için bayramlar bayram gibi gelmez bazen. Müsaadeniz olursa bir kaç dakikalığına çocukluğuma dönmek istiyorum şimdi.


Bayramlık alışverişi bir çocuğu mutlu eden en büyük olaydı. Annem, bayramlık alışverişi için arife gününü tercih ederdi. Çünkü her şeyin en ucuza düştüğü gün buydu. Beğenmemezlik yapmazdık mesela. Ne alsalar o çocukluğun verdiği heyecanı doyasıya yaşardık. Çünkü modayı takip etmezdik. Bizim için en büyük moda mutluluğu takip etmekti.


Ayakkabı alışverişi için ilk ve tek adresimiz Mahmutpaşalı olurdu. İzmirli olanlar, Çocukluğunu o yıllarda İzmir'de geçirenler bu ismi çok iyi bilirler. En kalitelisinden en ucuzuna binlerce çeşit ayakkabıyı alabileceğimiz tek adres Mahmutpaşalı idi. Şu an hala var mı bilmiyorum. Varsa bile eskisi gibi aynı heyecanı yakalayacağımı sanmıyorum.


Çocukluğumun Bayramları.


Ayakkabı aldıktan sonra ikinci adresimiz Kemeraltı olurdu. Kemeraltı öyle bir yerdi ki, binbir rengi aynı anda görebilir ve insanların telaşlarına, heyecanlarına, acelelerine tanık olabilirdiniz. Etrafınız, sağlı sollu rengarek kıyafet satan dükkanlarla dolu olurdu. Hepsi de gözümüze öylesine müthiş gelirdi. Ailelerimizin dükkan dükkan dolaşması, her dükkanda bizim için uygun gördükleri kıyafetler için pazarlık yapmaları.


-Aaa 10 lira olur mu? 5 yapıver de hepsini buradan alalım.


-Ablacım bize gelişi zaten 8 lira. 2 lira da bize kalıyor inan.


gibisinden diyalogları. Bunlar gibi yüzlerce sohbet, pazarlık...


Elimizden tutup o dükkan senin, bu dükkan benim bizi sürükleyip, dolaştırmaları..


Çocukluğumun Bayramları


Nihayetinde üstümüze ve altımıza birer kıyafet almaları. Hadi şuradan da çorap alalım. Çok yoruldum demeleri... Kıyafetlerimize bakarak sevinmemiz. O bez parçalarının bizi dünyanın en mutlu çocuğu yapması.


Yorgunluğumuzu Kemeraltı'nın ünlü ve lezzetli Ankara Yaprak Dönercisi'nde atmamız. Bize ısmarlanan o yarım veya çeyrek ekmeğin anlatılamaz lezzeti.. Akşam karanlığı çökerken dolmuş veya otobüse binip evin yolunu tutmak..


Eve vardığımızda o kıyafetler hemen torbadan çıkarılırdı bizim tarafımızdan. Önce kıyafetler giyilir ve aynanın karşısında dakikalarca kendimize bakardık. Ne de yakışıklı veya güzel olmuştuk ama. Yarın ev ev dolaşıp el öperken çok sevimli görünecektik kesinlikle.


Çocukluğumun Bayramları


Geç oluyordu. Annem " hadi yıkayalım seni. Pis pis giyilmez o kıyafetler" derdi. Sokardı banyoya. O zamanlar nerede sıcak su akıtan duşlar, küvetler veya kombiler? Bir tabure olurdu banyoda. Isıttığı suyu başımızdan aşağı döküp, her yerimizi ovalardı annemiz. Canımızı yaka yaka hem de. Ben off dedikçe sus bakayım. Bu kir ne? derdi.Tertemiz olurduk amma. Sonrasında defalarca kıyafetlerimizi kontrol ede ede uyurduk. Uyumaya çalışırdık.


Sabahın erkeninde açar gözlerimizi, yatağın altına ya da baş ucumuza koyduğumuz kıyafetleri hemencecik giyerdik. Yüzümüzü bile yıkamadan hatta. Bazen yıkamazdık bile.


Çocukluğumun Bayramları


Sonra mahalledeki arkadaşlar ile buluşur ve önce tanıdık akraba ve komşuları dolaşırdık. Bize para veren bir ev olursa diğer arkadaşlarımıza da haber verir,


-Bak Ali amcalar para verdi. Onlara gidin derdik.


Bunların hangisi küçümsenebilir ki? Öyle güzeldi ki hepsi. Hiç birisini bir daha yaşayamayacak olmak çok acı. Hepinize şimdiden hayırlı ve iyi bayramlar. Çocukları mutlu edin. Çünkü mutluluğu en çok hak eden çocuklardır.


#SinirliBiber

Çocukluğumun Bayramları
Cevapla