Ah Şu Eski Zamanlar...

İyi akşamlar, KS ahalisi. Ben kendimi tanımlarken hep, "eski zamanların insanıyım" derim. 18 yaşındayım lâkin ruhumun hep o zamanlara ait olduğuna inandım, hâlâ da aynı düşünce içerisindeyim. Günümüz de her şeyin sahte ve gerçek dışı olduğu aşikâr. Ben kendimi hep yalnız hissederim, sahte aşklardan, sahte arkadaşlıklardan nefret ettiğim için. Hoş, şikâyetçi miyim? Elbette ki hayır. Konumuza gelelim.


Ah Şu Eski Zamanlar...


Eskiden, televizyon ilk çıktığı zamanlarda. Babamdan duyduğum kadarıyla, kimin evinde televizyon varsa film gecesi orada toplanılırmış. Öyle 7/24 farklı kanallardan verilen çeşit çeşit yayın yokmuş elbette. O zamanlar da, bunun değeri bilinirmiş. Ve bütün aile toplanır, tek kanalda çıkan filmi dört gözle izlerlermiş. Ailecek, sıcacık bir ortam. Ah ah, gel de özenme.


Ah Şu Eski Zamanlar...


Utanma duygusu. Evet, o zamanlar utanma duygusu varmış. O zamanlar, bırak şimdiki bekâret mevzularını, sevgilinle sokakta el ele tutuşmaya utanırlarmış. Değil öpmek, sarılmak bile ne kadar büyük bir hadiseymiş. Büyüklere saygı varmış o zamanlar. Göz göze gelindiğinde utançtan bakışları kaçırmak, kızarmak varmış. Hâliyle, gerçek aşk varmış o zamanlar. En saf, en masum hâliyle hemde.


Ah Şu Eski Zamanlar...


Mektup! Evet, eskiden cep telefonları yokmuş tabii. Günümüzde kısa mesaj attı diye, mesajıma cevap vermedi diye ayrılanlar var. Çok yazık, sahiden. Eskiden, kendi el yazılarıyla, tamamen içten gelerek, upuzun yazılar yazarlarmış. Kimi zaman sevgiliye şiirler, dostlara hasret sözcükleri. Ah ah. Tatlıymış o zamanlar. Karşılık beklemenin heyecanını saymıyorum bile! Böyle olunca, özlem olurmuş. Özlem duygusunu iliklerine kadar hissedermiş insanlar. Öyle hemen elinin altında değilmiş o zamanlar şimdiki gibi.


Ah Şu Eski Zamanlar...


Eski şarkılar... Erkin Koray, Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Belkıs Özener, Tanju Okan ve çok çok daha fazlası. Eski 45'likler var mesela, ben hâlâ dinlerim. Eski şarkılar anlamlıymış. Her bir şarkının hikâyesi varmış o zamanlar, boşuna değilmiş. Sırf bu yüzden çok daha anlamlı, çok daha manidarmış. Söylesene azizim, hangimiz ağlamadık Neşet Ertaş dinlerken? Bir de pikap var, pek tabii. Taş plaklar, o plaktan çıkan cızırtılar.


Şimdiyse, buğulu fotoğraflardaki anılarda kalmış her şey.


Eskiden her şey daha saf, daha masum, daha gerçekmiş. İşte bu yüzden ben eskilerin insanıyım, yanlış zamanda doğduğuma inanırım. Aslında düşününce, "Ah nerede şu eski zamanlar" lafını anlayabiliyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Ah Şu Eski Zamanlar...
Cevapla