Yahudilerde Kurban Ritüelinin Kalkması

İsa'nın doğumuna yakın yıllarda Filistin’i gezen biri, kendisini İyonya ya da Hellas'ta sanabilirdi. Şehirler Atina örnek alınarak şekillendirilmişti. Zeus ve Artemis için yapılan tapınaklar, tiyatrolar, etrafı revaklı forumlar, stadyumlar, gymnazyumlar ve hamamlar tıpkı Hellas'ta ve İyonya'da olanlar gibidir. Halkın kılığı da böyledir; hatta sofu Yahudiler bile bu modaya uymuşlardır. Yemek oturarak değil; tıpkı yunanlılar gibi yatağa uzanılarak yenmektedir.

Zeus
Zeus

İskenderiye'deki Yahudi Cemaati çoktan bu duruma gelmiştir. Hellen etkisinden uzak kalanlar; Babil’den dönmeyip, oraya yerleşenlerdir. Artık Filistin bir Roma eyaletidir ve başında bir vali bulunmaktadır. Ama Roma bir de bölgeye kral tayin etmiştir. Bu gölge kral, kendisini Roma'daki efendilerine sevdirmek için halkı ezmekte ve bu fakir halkın sırtından hem kendi lüksünü hem de Roma'ya gönderdiği vergileri sağlamaktadır. Bu son kukla Yahuda kralları Herodes ailesidir.

Kendi içine kapanmış her toplumda olduğu gibi; dünyadan habersiz, sadece geçmişin anılarıyla yaşayan kişiler halka en çok etki yapanlardı. Bu gruba Zelotlar (Gayretliler) adı veriliyordu. Bunlar Roma egemenliğine tahammül edemiyor ve güçsüzlüklerini onlara, Tanrı'nın seçkin kulu olma gururu ve yabancılara karşı duydukları küçümseme unutturuyordu. Bir ihtilal hazırlanmaktaydı. Zelotların her biri koynunda bir hançer saklamaktaydı.

Tarihçi Josehpus'tan Roma Savaşları
Tarihçi Josehpus'tan Roma Savaşları

Prokurator (Vali) Florus, Süleyman Tapınağı’nın hazinesinden 17 talent isteyince; ilk isyan patladı (Mayıs. M.S. 66). Roma işgal kuvvetleri baskına uğratıldı. Yeruşalim, asilerin eline geçti. Bunun üzerine İmparator'un, “Yeruşalim tapınağında kurban sunmayı” yasak edişi de, ölüm kalım savaşı'nın başlangıcı oldu. Ufacık Yeruşalim, Dev Roma'ya kafa tutuyordu. Bütün memlekete bu haber patlak verdi. İsyan yayıldı. Vali Florus bu isyanlar karşısında güçsüz kalmıştı. Suriye Valisi C. Cestios Galius, lejyon ve kalabalık yardımcı kuvvetlerle Vali'ye yardıma geldiyse de, Asiler karşısında kanlı kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. Artık tüm Filistin'e asiler hakimdi. Ama Roma'nın işi böyle bırakmayacağını asiler de biliyorlardı. Acele şehirlerin surlarını tamire giriştiler Joseph adında birini başkomutan seçtiler. Sonradan tarih yazıcı olarak ün kazanan Flavius Josephus işte bu adamdır. Roma'da İmparator Neron, Britannia'nın zaptında parlak bir ün kazanmış olan Komutan Flavius Vespasianus'u Filistin'e karşı girişilecek savaşta başkomutan seçti. Vepasianus oğlu Titus'labirlikte üç lejyon ve kalabalık yardımcı birliklerle Galilea'nın kuzeyinden hücuma geçti. Taberiye gölünün etrafındaki kasabaların halkı kılıçtan geçirildi. Ekim 67'ye kadar bütün Galilea bir baştan bir başa ele geçirildi. Esirler arasında Yahudilerin komutanı Joseph de vardı.

6000 yahudi esir, kanal açma içinde çalıştırılmak üzere Korent'e gönderildi. Ertesi ilk baharda, Yahuda'nın yeniden ele geçirilmesi harekatına devam edildi. Roma'dan gelen bir haber harekatı bir süre için durdurdu. Neron intihar etmişti. Vespasianus işin ne renk alacağını bekledi. Neron'dan sonra pasif niteliksiz üç imparator geldi ve hem tahtlarını hem de canlarını yitirdiler. Sonunda doğu lejyonları Vespasianus'u imparator yapmak için birlik oldu. Vespaianus da, yahudilerle savaş işini oğlu Titus'a bırakarak Roma'ya gitti. İlkbahar'ın ilk dolunayından önce Titus Yeruşalim surlarının önüne gelmişti. Her yandan o zamana kadar Yahuda'da görülmemiş bir asker kalabalığı bu bahtsız şehre akıyordu. Üç lejyon, kalabalık süvari birliği, istihkam ve yardımcı birliklere 80 bin kişiydiler.

Şehir tıklım tıklımdı. Passah bayramını kutlamak için uzaktan yakından binlerce hacı gelmişti. Zelot'larla ılımlılar arasında hac'da kavga çıktı. Çok sayıda insan öldü. Romalılar şehir dışında karargahlarını kurup; Yeruşalim'e teslim ol! çağrısı yaptılar. Yahudiler teklifi alayla karşıladılar. Titus da hücuma geçer. Okçular ve mancınıklar atışa girişti. Bu mancınıklardan her biri 50 kiloluk kayayı 185 metre ileri fırlatabiliyordu. İstihkam askerleri surların kuzey kesmine hücum etti. Şehrin güney, doğu ve batı yönlerini koruyan surların önü dik yamaçlıydı. Buna karşılık kuzey yönü de üç kat surla örülüydü. Koçbaşları ve duvar deliciler harekete geçirildi ve temellerin tahribine başlandı. Şehre gece gündüz taş yağıyordu.

Bu arada yahudilerin arasındaki kardeş kavgası da sona erdi. Taraflar aralarında barıştılar. Ilımlıların başkanı Simon Bar Giora kuzey, Zelotların başkanı Gişalı Yuhannes de Tapınak ve "Antonia" kesimlerini savunanlara komuta ediyordu. Mayıs başında surların kuzeyinde büyük bir gedik açıldı. Beş gün sonra Romalılar kuzeyin 2. kat sur'unu aştılar. Savunanların ani ve yiğitçe bir hücumu Romalıları püskürttü ve sur gene Yahudiler'in eline geçti. Ama sonunda şehrin kuzeyi tekrar Romalıların eline geçti. Bu durumda Yahudiler'in artık teslim olacaklarını uman Titus, hücumu durdurdu. Şehirdekilerin gözünün önünde yapılacak bir resmi geçit töreni her halde onların akıllarını başlarına getirecekti. Romalılar savaş kılıklarını cıkartıp, tören üniformalarını giydiler. Hazırlıktan sonra keskin boru sesleri eşliğinde Titus'un 10 bin savaşçısı geçit töreni yaptılar. Yeruşalimlilerin gözleri önünde ücretlerini ve bol bol kumanyalarını aldılar. 4 Gün boyunca sabahtan akşama kadar Romalı askerlerin adımları gürledi durdu. ama hepsi boşunaydı. Surların önüne yığılan yahudiler bunlarla alay ediyorlardı. Titus yahudileri teslim olmaya razı etmek için bir teşebbüs daha yaptı. Yahudilerin Galiela savaşındaki başkomutanlarından Joseph'i surların dibine yolladı. Joseph içerdekilere şöyle bağırmıştı: "Ey katı yürekli insanlar! silahlarınızı bırakın! Memleketiniz uçuruma gidiyor, acıyın ona! bakın çevrenize de, feda etmek istediğiniz… Ne şehirdir bu! Ne tapınaktır bu! Sayısız milletlerin armağanları var burada! kim bunları ateşe vermeyi göze alabilir? Bütün bunların yok olmasını isteyecek kimse var mıdır aranızda? Bundan daha çok korunmaya değer bir şey var mıdır? Katı yaratıklar! Taştan da duygusuz insanlar!..." Josehp yalvardı yakardı. Ama hepsi boştu. Onu dinleyen olmadı. Artık savaş yeniden başlamıştır. Romalılar 2. Surla Antoina burcuna saldırıyorlardı. Onlar Süleyman Mabedi'ne böyle yaklaştıkça yahudilerin direnişi de artıyordu.

Geceleyin gizlice duvarlar üzerinden, lağımlardan, gizli yollardan dışarı sızabilenler şehre yiyecek getirmeye çalışıyorlardı. Titus bunu önlemek için, her yakalanan hatta kendilerine sığınan yahudinin dahi, çarmıh'a gerilmesini emretti. Günde 500 kişi bu işkence ile öldürülüyordu. Bir yanda kuşatma bir yandan da çarmıhlar için boyuna ağaç kesiliyordu. Sonunda ne meyve ağacı ne de zeytin ağacı kaldı. Bir vakitler baştan başa zeytinlik olan Zeytun dağı, çırılçıplak bir tepeydi artık. Çarmıha gerilme korkusunu gölgede bırakılan açlık; bir çoklarını dışarı kaçmaya zorluyordu. Romalı askerler, kaçan yahudileri yakaladıklarında hemen karınlarını miğdelerini yarıyor ve değerli taş ya da altın yutup yutmadıklarına bakıyorlardı. Titus bunu öğrenince çok kızdı (delikanlı adamdı sonuçta) ki bütün bir yardımcı asker kıtasını öldürttü. Nihayet şehrin çevresini bir tabya ile çevirtti. Artık şehir halkı için açlıktan ölmekten başka beklenecek bir şey kalmamıştı. Ama Zelotlar hala Tanrı'nın mucizesini bekliyorlar ve teslim olmuyorlardı. Bir ölü'ye dokunanı bile mundar sayan İsrael Oğulları’nın bu bahtsız torunlarından, ölülerinin etini yiyenler bile oldu. Şehirde sanki canlı ölüler gezinmekteydi. Kimse de ayakta duracak derman yoktu. Sonunda Romalılar Antonia burcunu da ele geçirdiler ve temelinden yıktılar. Yahudilerin elinde yalnızca tapınağın bulunduğu en yüksek kısım kalmıştı. Titus buraya taş yağdırıyordu. Fakat tapınağa dokunulmamasını tembih etmişti. Sonunda Romalılar bu kesime de girdiler. Boğazlaşma çok kanlı ve korkunç oldu. Titus tapınağın tahtadan kapılarının tutuşturulmasını emretmişti; Ama yangın başlayınca sonradan verdiği "söndürülmesi" emrini dinleyen olmadı. Askerler, içerideki altınları görünce yağmaya giriştiler. Titus'un gayretleri boşa çıktı ve Tapınak tamamiyle yandı. Kral Herodes'in sarayına sığınan Zelotlar, belki hala mucize bekledikleri ya da düşmanlarından merhamet görmeyeceklerini bildikleri için savaşa devam ediyorlardı. Ama Roma Lejyonerleri, kutsal bölgeye savaş alametlerini, “Roma Kartalını” dikmişler ve çabucak yapılan bir sunakta kurban kesmişlerdi. Titus duvar yıkma makinelerini yeniden işletti ve Herodes'in sarayı da yıkıldı. Son müdafiiler de yıkıntıların altına gömüldüler.

Artık Yeruşalim (Kudüs) yoktu, Süleyman Tapınağı yoktu. Tarihçi Tacitus'a göre Yahudilerden 600 bin kişi ölmüştü. Flavius JOSEPHUS, Yalnız şehirde ölüp de, Yahudiler'in "kokmasın diye" duvarlardan attıklarının 115 bin olduğunu yazar. Sağ kalanlar esir olarak Roma'ya götürüldüler ve Titus'un zafer alayında "altından yedi kollu şamdan" ve gene altından sungu masasıyla birlikte geçirildiler. Titus'un Roma'daki zafer takında bu tasviri görmek mümkündür.

Titus zafer takı
Titus zafer takı

Kral Solomon'un gururlu şehri artık bir harabeden farksızdı. Şehrin içine ve çevresine roma askerleri yerleşmişti. Halktan geriye kalan bir avuç insanda harabelerde barınıyordu. Eskiden tapınak adına alınan vergi, şimdi tanrı Jüpiter Kapitolinus adına toplanmaktaydı. Roma; mutaassıp ve kültür düşmanı (bildiğimiz çomar) saydıkları bu milletin gücünün tamamıyla kırılmış olmasına sevinmekteydi.

Ama bir çoklarının sandıkları gibi; Yahuda savaşları ve Yeruşalim'in yıkılmasıyla Yahuda'nın devlet olarak son bulduğunu düşünmek doğru değildir. Artık Yeruşalim tapınağı (Süleyman Mabedi) ortadan kalktığı için Yahudi ibadetinde kendiliğinden büyük bir değişme oldu. Yahudi Şeriatına göre, yalnız Yeruşalim tapınağında kurban sunulabilirdi. Bunu da ruhani sınıfı meydana getiren kahinler ve tapınak hizmetlileri yaparlardı. Tapınak ortadan kalkınca, sadece kutsal kitabın okunması ve ve dua kaldı; Kurban Ritüeli ortadan kalktı.

Yahudilerde Kurban Ritüelinin Kalkması
Cevapla