M.Ö 4. Yüzyıldan sonra dünyada güç dengesi değişmiş Büyük İskender'in komutasındaki Hellenler Persleri yenilgiye uğratıp; yahudilerin kapı komşusu olmuşlardır. Yahudiler hellenleri tanımıyor değillerdi. Daha önce de Firavun Psametih ve Babil İmparatoru Nabukadnezar'ın ordusunda ücretli Hellen askerleri vardı. Pers imparatorlarının da ücretli askerleri vardı. Hellenlerden Heredotos, Ksenephon, Hekataios ve Kteseias doğu'yu dolaşmış ve gördüklerini yazmışlardı. Ama bu sefer durum başkadır. Hellenleşmiş Makedonlar ve onlarla birlikte gelen Hellen askerler kurulan yeni şehirlere ve sömürgelere yerleşenler, Yahudiler'e üstün durumdadırlar. bu da yahudiler için tehlikeli bir durum yaratmaktaydı. Bu insanların yaşayışları, hayat görüşleri, felsefeleri, üstün kültürleri; "felaketlerin birleştirdiğ ve kurtuluşlarını ancak; şeriatlarına sımsıkı bağlı kalmakta gören bu kahinler-devletini ta temelinden sarsababilirdi. Daha şimdiden Yahudi Gençleri yanıbaşında gördükleri spor yarışmalarına katılmaya, yunan felsefesine kendilerini kaptırmaya başlamışlardır.hoşa gidecek bir şey olmamıştır.
Dindar Yahudilerin, ve de yahudilerin disk atma, koşu gibi yunan sporlarına neden bu kadar kızdıklarını açıklamak da gerekir. İçerledikleri oyunların kendisi değil; sporcuların Hellen adetleri gereğince anadan ürüyan soyunmalarıydı. Sadece bu çıplaklık bile ahlak konusunda mütaassıp olan Yahudileri çileden çıkarmaya yetiyordu. Yahudi şeriatı bu konuda çok sertti. Ama iş bu kadarla da bitmiyordu. O zamana kadar basit bir seçkinlik, Yahveh'in özel bir kulu olma alameti olan sünnetlilik de böylece herkes'in gözü önüne çıkınca adeta bir kusur olarak görülüyor, Hellenlerin aşağılamalarını, alaylarını üzerlerine çekiyorlardı. Sünnet Yahudi Erkekleri için bir utanç konusu olup çıkmıştı. Bu yüzden bazı yahudiler sünnet geleneğini terk etmişlerdi.
"ARTIK SÜNNETİ BİLE BIRAKMIŞLARDI" Diye yakınır MAKKABELER kitabı. İsrail oğulları çıplaklık isteyen İSTHAR kültüyle başa çıkmışlardı. ama Zeus ve Apollon için yapılan spor şenlikleri ile açıktan savaşacak güçleri yoktu. Onlara düşen gittikçe daha çok şeriata bağlanmaktı.

General Savaşları adı verilmişti bu çekişmelere. Büyük İskenderin generalleri, gözlerini bile kırpmadan; "komutan ve kralları olan" o büyük adamın; İskender'in bütün soyunu... üvey kardeşi Philip RHIDAIOS'u, anası Olimpias'ı, dul karısı ve aynı zamanda Pers İmparatoru'nun kızı olan Roksane'yi, ve de ondan doğan oğlunu katlettiler.
Aralarındaki kavgalar, koca imparatorluğun parçalanmasına sebep oldu. Kurulan yeni devletler şunlardı: Hellas'ın kuzeyinde başşehri Pella olan Makedonya Devleti, ikinci ve en büyük olan Seleukus'lar (Trakya, küçük asya, Suriye ve İran'ı içine alıyordu. Başkentleri Antiohia yani Antakya idi. Hükümdarlarına Antiokhos denilirdi). Üçüncü devlet başşehirleri İskenderiye olan ve Libya'dan itibaren, Mısır'ı ve Filistin'i içine alan Photeleme devletiydi. Bu devleti sonuna tek bir sülale idare etti.
İskenderiye'ye göç eden yahudiler buradaki yunan dilini, tabiatıyla oldukça fakir kalmış olan Arami dilinden üstün buldular. Şunu da söyleyelim ki, artık İbranice konuşulmaz olmuş; yerini karma bir dil olan Aramice almıştı Ama o da yunanca karşısında fakir ve kaba kalıyordu. Yunancayı filozoflar ve şairler büyük bir zenginlik ve güzelliğe eriştirmişlerdi ve bu dil bütün akdeniz çevresinde bilim ve ticaret için ortak bir dil haline gelmişti. İskenderiye'ye yerleşen on binlerce mülteci yahudi de bu dili konuşmaya başlamıştı. Öyle ki, sonra ki yetişen kuşaklar İbranice'yi de, Aramice'yi de anlamaz olmuşlardı. Sinagoglarda ibadet sırasında okunan Tevrat'ın okunuşu da bunlar için yabancı bir dilde söylenen anlamsız sözler olarak kalıyordu. İşbu nedenle Mısır'daki yahudi cemaati Tevrat'ın yunanca'ya çevrilmesine karar verdi. (peygamber Yona, Peygamber Yonas olacaktı. Hikmete bak ki kur'an'a da İbranice Tevrattaki Yona değil de, Yunanca Yonas Yunus Peygamber olarak girmiş) Neyse devam edelim. Bir rivayete göre de, II. Ptolemaios, dünyanın en güzel yazmalarını kütüphanesinde toplamak istemiş. Kütüphane sorumlusu bir gün kendisine 995 cilt kitap topladıklarını ancak, Musa'nın 5 kitabının bunlar arasında olmadığını söylemiş. Bunun üzerine Ptolemaios PHILODELPHUS (M.Ö 285-246) Yeruşalim'deki Baş Kahin'e bir mektup yazarak bu beş kitabın bir kopyasını istemiş. Aynı zamanda bu kitapları yunancaya çevirebilecek adamlar da yollamasını istemiş. Baş Kahin de tevrat nüshalarıyla birlikte birlikte 72 bilgin göndermiş. Bunlar İskenderiye'de büyük saygıyla karşılanmışlar. Kral adamların bilgeliklerine hayran olmuş. Törenlerden sonra bunların her birineayrı hücreler tahsis edilmiş. 72 bilgin birbirlerinden bağımsız olarak Tevrat'ı İbranice'den yunancaya çevirmişler. Sonuçta çevrilerin yetmiş ikisi de birbirinin aynısı çıkmış. İşte bunun için Tevratın ilk yunanca çevirisine "Septuaginta" yani yetmiş denir. Bu yunanca çeviri uzun yıllar boyunca Mısır Sinagoglarında İbranicesinin yanında yer almıştır. Tevrat bu tarihlerde yunancaya çevrilmiştir. Koskoca Yona, Yonas olmuş. Kur'ana da yunanca çevirisindeki adıyla Yunus olarak girmiş.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
0Cevap
Kendi cinsiyetinde ilk cevabı sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!