Merhaba arkadaşlar,
Birazdan anlatacaklarım asla kendi nefsimle ilgili değildir.ben ne birilerine ders verecek nede birilerine akıl verecek nitelikte biri olduğumu düşünmüyorum.eğer sizde beni hoş görür bu yazdıklarımı okumak isterseniz nacizane fikirlerimi sizlere anlatmak istiyorum.Şimdiden olur da yanlış anlaşılır veya kendimi yanlış ifade edersem affola.
Bayramlar bizim için geçmişten bu güne çok büyük önem taşımıştır. Belki de hiç arayıp sormadığımız akrabalarımızı dostlarımızı o gün hatırlar hal ve hatırlarını sorma fırsatını buluruz.Tabi bu bayramların içerisinde bence en güzeli olan kurban bayramını acaba ne derece doğru ve anlamlı kutlayabiliyoruz.
Kurban kesmenin en büyük sebebi yardımlaşmaktır. Şu bir gerçek ki bu zamanda normal geliri olan bir aile bile kolay kolay et yiyemezken, düşük gelirli ailelerin durumunu anlatmaya bile gerek yoktur.Hepimizin yaptığı o büyük hatadan bahsetmek isterim.
AÇ GÖZLÜLÜK

Doğru belki hiçbirimiz kabul etmeyecek olsak bile galiba biraz değil baya bir aç gözlüyüz.insan oğlu işte nefsimiz bizim kölemiz olacağına,biz nefsimizin kölesi oluyoruz.Bayramın ilk gününde her evde mangal kokuları veya kavurma kokuları uçuşurken bazen hiç düşünmüyoruz değil mi ?O an tek bir amaç oluyor o et mideye girecek!Şimdi hepinizi vicdanınızı sorgulamaya davet ediyorum.Bayramdan sonra buzluklarınız kaç ay boyunca et dolu oluyor ? en az bir ay değilmi.Korkmayın yalnız değiliz.Aslında korksak mı bilemedim şimdi.
İşin özüne gelecek olursak.Bu bayram bize Allah için kan akıtmak için değil.Yardımlaşmak ve nefsimizle savaşmamış için vardır.Keşke o etler buzdolabına değilde minik bir çocuğun karnını doldursa.Ve o çocuk ilerde büyüyüp bizlerin yerine geçtiğinde o da bir başka çocuğun karnını doyursa.Çok zor değil sen çevrenden başlarsan bu iş olur arkadaşım.Herkes kapısının önünü temizlese bütün sokak tertemiz olur.İnşallah güzel bir bayram geçiriz hep beraber :)Ve yapılan yanlışları biz yeni nesil olarak tekrarlamayız inşallah .Son kez sizlere bir kıssa ve şiirle veda ediyorum.
Kaldırımda oturur vaziyette el etti ihtiyar..
İki büklüm beli, elinde asası.. Yüzünde derin çizgiler.. Durup, arabaya aldım.
- Nereye gidiyorsun dede ?
- Az ilerdeki kurban kesilen yere bırakırmısın oğlum .?( kapalı semt pazarı )
- Ne yapacaksın orda dede ?
- Belki biraz et verirler..
- Evin nerede ?
- Zafer mahallesinde..
- E nasıl gideceksin uzak oralar..
- Biraz et bulalım da Allah kerim..

Kısa yol boyu bir kamyon dua etti.. Dedeyi bıraktıktan sonra aklıma takıldı.. Gideceğim yerdeki işimi alel acele halledip pazara geri döndüm.. Ethem dede pazarın sütünlarından birinin dibine koyduğu çuvala bir poşet koyup, boş başka bir poşetle elinde asa ağır aksak tekrar pazarı turluyor..
Öbek öbek insanlar karıca misali etleri kesip biçip tasnif ediyor.. İyiler çil çil leğenlerde.. Kemikliler ayrı bir yere yığılmış.. Kantarlar ortada belliki işler sona yaklaşmış.. Birazdan ne var ne yok paylaşılacak..
Yanına yaklaştığı yerlerde kaçamak bir göz teması kuruyor Ethem dede ..
Bu çok kısa tedirgin ” bana verecek bişeyiniz var mı? ” sorusu..
Bu göz temasına çok yerde karşılık alamayıp ürkek adımlarla çekilip bir diğerine gidiyor..
Bu naif sorunun cevabı hiç o çil çil etler olmadı kaç yere gittiyse..
Kimi göz ucuyla iç yağları işaret etti, bonkör olan bir ikisi bol kemikli birkaç parçayı..
Eliyle lütfedip veren olmadı..
En son yerde herkesten uzak sahipsiz olduğu belli olan bir işkembeyi cebinden çıkardığı çakı ile kabaca temizleyip poşete koydu..
Ben yarım saate yakın onu farkettirmeden izledim..
Serde işgüzarlık var.. Bir iki yere ” Şu amca yardıma bakınıyor galiba” dedim.
Pek kimse oralı olmadı..
Sana ne? Senin menfaatin ne türünden bakışlar attılar sadece..
Birkaç kare de fotoğraf çektim..
Bunun dışında hiç müdahil olmadım.
Onun ve çevresindekilerin yaşadığı sessiz diyaloğu, olup bitenleri bir mimik bile kaçırmadan gözlemeye çalıştım..
Epey sonra, dolaşmaktan yorgun olarak güzgüneşine nazır bir kaldırıma oturunca yanına gidip oturdum..
– Ne yaptın dede ?
Beni tanıdı .. Tekrar gördüğüne mi sevindi, haline mi hüzünlendi bilmem ağlamaya başladı !
– Çok şükür toparladık bişeyler.. dedi
– Hadi o zaman seni evine bırakayım dedim..
Yol boyu bir tır daha dua etti..
Hikayenin ana fikri ben ne iyi bir insanım değil.. Nefsimiz işin içine bulaşık ettiyse affola..
Bu yaşadığımı paylaşıp paylaşmama konusunda çok tereddüt ettim..
Ana fikir şu ki bu bayram biz bol et yiyelim diye emredilmemiş.. Kurban kesme imkanı bulanların büyük bir kısmı zaten normal zamanda da evine et alıp götürme imkanına sahip..
O dedeye parça kalıntı etleri göz ucuyla işaret edenlerin buğazından kendilerine ayırdıkları löp etler nasıl geçecek bilmiyorum..
İbadet şuuruyla kurbanlarını kesenler nizami olarak emredildiği gibi üçe tasnif edecekler mi ?
Hassas Dijital tartı ile etleri aralarında paylaşanlar aynı hassasiyetle ondan ihtiyaç sahiplerinin hakkını ayırmalı değil mi ?
Çevremizdeki Ethem Amca'lara dikkat edelim..
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
Eline yüreğine sağlık kardeşim bunca abuk sabuk konuların sorulduğu bir ortamda çok içten bir bence
Maalesefki kurban ibadetini çoğunluk et yemek ve stoklamak olarak algılıyor...
teşekkür ederim inşallah nefsimiz bir ders alır
Kendi cinsiyetinde ilk cevabı sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!