Hiç düşündünüz mü, en fazla ne kadar uykusuz kalırsınız? 1 gün, 3 gün, ya da en fazla taş çatlasın 4 gün. Ancak bugün burada bahsedeceklerim bir deney adı altında, bir grup hasta ruhlu insanın uyku üzerinden yarattıkları vahşet aslında.
İnsanın bilime duyduğu ilgi zaman zaman ahlâkın sınırlarını zorlayacak noktalara ulaşabilmektedir. İşte insanoğlu olarak merakımıza yenik düşerek sınırları zorladığımız bir kaç deneyden birinden bahsedeceğim bugün sizlere. En korkuncu, en vahşisi ve... Sonrası yazının içinde.
Konu ilginç, konu kafa karıştırıcı ve konu birazda korkutucu. Bugün KizlarSoruyor'da ilk kez +18 başlığıyla üstelik, yıllardır bir şehir efsanesi mi, yoksa gerçek mi diye sorgulansa da Rus hükumetleri tarafından yalanlanmayan, hatta filmi yapılan bir deneyden bahsedeceğim.

İlk başlarken "Bir insan ne kadar uykusuz kalabilir?" diye sordum. İşte bunu bir çok insan gibi merak eden bir grup (hasta ruhlu) Rus bilim adamı bir deney yapmaya karar veriyor. Deneyde öğrenmek istedikleri konu çok basit.
1.Aşama
Bir insan 30 gün uyumadan hayatta kalabilir mi?
Tabi ki öncelikle deneklerin belirlenmesi gerekiyor. Onlarda deneklerini 2. Dünya Savaşı'nda düşman olarak kabul edilen siyasi mahkumlardan seçiyorlar.

Denek olmaları ve 30 gün boyunca uyumadan hayatta kaldıkları takdirde serbest kalacakları garantisini de veriyorlar.
2. Aşama
Deneyin başlangıcı: Odaya kapatılan denekler 30 gün boyunca uyumadan hayatta kalmaya çalışacaklar
Aslında başlarken ne denek olan mahkumlar, nede deneyi yapanlar gayet normal bakıyorlar olaya.
Çünkü deneyin amacı deneklerin 30 gün boyunca uykusuz kalıp kalmayacağını test etmektir sadece Odada, 5 kişiye bir ay yetecek yiyecek, su ve kitap veriyorlar.

Karyolasız yataklar da konmuştur. Ayrıca mikrofon sistemi döşenmiş ve söyleyecekleri beklenmeye başlanmıştır bile. Deneklere uyumamaları için verilen uyarıcı gazın onları zehirlememesi için odaya oksijen pompalanıyor dur. Yani kusursuz bir deney için tüm hazırlıklar tamamdır.
3. Aşama
Her şey normal ilerlerken 5. günde bir şeyler oluyor
İlk günlerde her şey planlandığı gibi gider. gaz tamamdır. Zehirlenmesinler diye oksijen verme işlemi, yemek, kitap derken 5. günde bir şeyler ters gitmeye başlar.

Mahkumlar rahatsızlanmaya başlar. Şikayetleri artar ve yetkililere mikrofon vasıtasıyla ulaşmaya çalışırlar.
4. Aşama
Ne oluyorsa 9. günde olur ve mahkumlardan biri saatlerce aralıksız olarak bağırmaya başlar
Bu araştırmayı yapanlarda artık farkındadır ki bir şeyler ters gitmeye başladı. 5. günde başlayan şikayetler sonra en büyük ilk patlama 9 günde meydana gelir ve hiç uyumayan mahkumlardan biri,o gün delice çığlık atmaya başlar. Onu gözlemleyen araştırmacılar çaresizce izlerler. ve gözlem yapmaya devam ederler.

Mahkum hiç durmadan saatlerce bağırır. Daha sonra öğrenilecektir ki o mahkumun ses telleri paramparça olmuştur. Ancak ilginç bir şey daha olur. Bir mahkumun ses telleri yırtılırcasına bağırmasına, diğer mahkumlar farklı tepkiler gösterirler. Mesela İkinci denek de çığlık atmaya başlar, geri kalanı ise mikrofonlara fısıldamaya devam ederler. Diğer çığlık atmayan denekler kitapları parçalara ayırır, sayfaları tek tek yüzlerine sürüp sakince gözlem camlarına yapıştırdıklarında, çığlıkların hemen kesildiği görülür.
5. Aşama
12. günde deneklerden ses gelmez ve öldükleri düşünülür. Acaba deneyin sonu gelmiş midir?
12. gün gelip çattığında ise deney neredeyse yarısına gelmiştir ve halen hepsinin yaşadığı düşünülüp fikir yürütülürken, birden sessizleşen denekler merak ve endişe uyandırır. İçerideki 5 deneğin sesi kesilmiştir.

Araştırmacılar mikrofonların çalışıp çalışmadığını kontrol ederler. Mikrofonlarda sorun yoktur. Odadaki oksijen seviyesi, hepsine yetecek düzeydedir. Ortamı tam da o gün büyük bir sessizlik kaplar.
6. Aşama
Deneklerden ses gelmeyince içeri girmeye karar verilir ama...
12. günde meydana gelen derin sessizlik sonrasında araştırmayı yapanlar mahkumların öldüklerini düşünüp içeriye girmeye karar verirler. Deneyin 14. günüdür. Mikrofon açılır ve anons yapılır.

Mikrofonları kontrol etmek için içeri giriyoruz, kapılardan uzak durun ve yere yatın. Aksi hâlde vurulacaksınız. İtaat edenlerinizden birisi özgürlüğüne hemen kavuşacak!
İçeriden sakin bir ses cevap verince herkes şoka girer. Çünkü mahkumlardan biri aynen şunu demektedir;
Artık özgür olmak istemiyoruz.
7. Aşama
15. günde artık odaya girilmeye karar verilir
30 gün dolmadan deneyi sonlandırma vakti gelmiştir. Herke şoktadır ve karmaşık bir halde karar verilir. 15. gününde ve odaya girilip mahkumların muhtemelen cesetleri tek tek çıkartılacaktır. Belki bir kişi sağdır diye düşünülür.

Oda birden temiz havayla doldurulur ve uyarıcı gaz dışarı boşaltılır. Ama bir şey olur. İçeride mikrofonlar anında çalışır ve 3 farklı ses yalvarmaya başlar. Askerler denekleri almak üzere odaya girer. Şimdiye kadarki en yüksek çığlık, içeriye giren askerlerden gelir. 5 denekten 4'ü hâlâ yaşıyordur.
8. Aşama
Askerler odaya girer ve o korkunç manzarayla karşılaşır
Buradan sonra biraz mideniz kalkabilir ancak deneyin korkunçluğunu gözler önüne sermek için bahsedilmesi gereken bir konu. Askerler odaya girer ve o korkunç manzarayla karşılaşır. Manzara gerçekten korkunçtur. Deneklerden birisi ölmüştür. Kalçasına ve göğsüne ölmeden önce topak topak et doldurulmuştur.

Odanın ortasındaki giderin üstünde duruyordur, suyun geçmesini engellediği için oda 10 cm suyla kaplanmıştır. Su sandıkları sıvının kan olduğu o an fark edilemeyip sağ kalan 4 deneğin sakalları uzamış, derileri paramparça olmuştur. Tırnaklarındaki parçalar bu yaraları kendilerinin yaptıklarını gösteriyordur. Araştırmacıların düşündüğü gibi dişlerle değil. Yaralar ve oyukların açıları, konumları hepsini kendilerinin yapmadığını gösteriyordur.Korkunç şeyler olmuş ve günlerce uyumayan mahkumlar birbirlerine saldırmış ve etlerini parçalamışlardır.
9. Aşama
İçeri giren askerlere saldırı
Günlerce verilen yiyecekler hiç dokunulmamıştır ve bunun sebebi şimdi daha iyi anlaşılır. Çünkü birbirlerine saldıran insanlar etlerin yiyerek beslenmişlerdir.
4 deneğin de karın bölgesindeki organlar ve kaburgaları hemen hemen yok gibidir. Kalp, akciğerler ve diyafram yerine, deri ve kaburgaya bağlı kasların çoğu akciğerlerle beraber göğüs kafesinin dışına sarkmış olup kan damarları ve organlar sağlam kalsa da, diğerlerini çıkarıp yere atmışlardır.

Fakat denekler hâlâ 'yaşıyordur'. Dördünün de sindirim sistemleri çalışıyordur. Günler sonra istifra ettiklerinde, aslında yediklerinin kendi etleri olduğu ortaya çıkar.
Az önce de belirttiğim gibi bir süre sonra odadan çıkmak istemeyip özgürleşmeye reddeden beyinler, kendilerini almaya gelen askerlere direnç gösterirler.
Bir Rus asker boğazına saldırılması sonucu ölür, bir diğeri ise testisleri koparıldığı ve deneklerden biri bacağını dişleriyle kemirdiği için yaralanır.
10. Aşama
Kabusun sonu
'Bir insan 30 gün uykusuz yaşar mı?'sorusuna yanıt arayan bir grup araştırmacının, daha yarısında son verdiği deneyden 3 kişi sağ çıkar.

Her biri ciddi sağlık sorunları yaşıyordur ve ameliyata alınırlar.
Mahkumlardan biri ameliyat bittikten sonra hasta mırıldanmaya başlar. Doktorlardan biri, hastanın önemli bir şey söylüyor olabileceğini var sayarak kalem ve not defterini alıp yanına gittiğinde ise hastanın dudaklarından dökülen kelimeler sonucunda odadakileri, o an orada olan herkesi dehşete düşürür;
Kesmeye devam et.
The Russian Sleep Experiment (Rus Uyku Deneyi)

2015 yılında beyaz perdeye de aktarılarak filmi çekilen, yakın tarihe damgasını vuran bir deneyden bahsettim bugün sizlere. Filmini henüz izlemedim ama mutlaka bu hafta sonu izleyeceğim. Şiddetle size de tavsiye ediyorum. Fragmanı burada: BUYURUN!
Belki de KizlarSoruyor'da ilk kez bu alanda +18 bir Bence yazmış oldum. Hayatta en vahşi, yaratık insanoğlu desek yanlış olmaz sanırım. Tarih boyu gerek savaşlar, gerek böyle deneyler ile insan beynini zorlayan, mantık çerçevesin den uzak, sağlıklı bir alt yapı oluşturulmadan, üstelik teknolojinin şimdiki gibi olmadı bir zaman diliminde "Neden" diye sorgulatan işler yapmışlar. Bu korkunç deneyde işte onlardan biriydi.
Alt mesaj: İnsan beyniyle oynamayın!

Sizi bilmem ama ben gece bu koyunları sayarak, üstelik her zamankinden daha fazla istekle uykuya dalacağım. Siz de öyle yapın. Uyumak gibisi yok. :)
Sevgiyle...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar