Geleneksel toplum ahlakı ve cinsellik ikilemi

Bugün sizlerle geleneksel ahlak anlayışı ve cinsellik arasındaki bağ üzerine biraz sohbet edelim istiyorum. Toplumumuzda cinsellik üzerine derin ön yargılar var.Hatta çocuklarımız büyürken cinsellik üzerine sordukları sorularda çoğu zaman “ayıp, edepsizlik, günah, ahlak yoksunluğu” gibi sözcüklerle çocuğu konudan uzaklaştırırlar. Cinsellik üzerine çocuğa bilgi vermek yerine daha çok sözde geleneklerimize uymadığı için bu tarz konuları açmazlar bile. Çocuğun cinsellik üzerine çağrışımlardan uzak kalmasının onu daha ahlaklı bir birey haline getireceği düşünülür. Tabi ki bu çok da doğru bir yaklaşım değildir.
Çocuk büyüdükçe kendini ve cinsel organını tanımaya çalışırken sorduğu sorulara ise genelde “terbiyesiz, ne kadar ayıp” şeklinde cevaplar verilir. Toplumumuzda sözde geleneksel ahlak kurallarına göre çocuğa her defasında cinselliğe dair soruların ne kadar “ayıp ve utanç verici” olduğu mesajı küçük yaşlardan itibaren verilmektedir. Cinselliğe dair sorularında her defasında terslenen, azarlanan çocuk zamanla soru sormaktan ve düşünmekten korkmaya başlar. Bu tarz sorular sonucunda ayıplanacağı mesajı küçük yaşlardan itibaren verilmiştir çünkü.
Çocuğun sorularının göz ardı edilmesi ise büyüdükçe düşünme ve soru sorma mekanizmasının paslanmasına zemin hazırlar.

Büyüdükçe de soru sormaktan, merak etmekten ve hayal etmekten korkar hale gelirler. Bu noktada anne babanın çocuğun sorduğu sorulara onun anlayabileceği şekilde cevaplar vermesi en doğrusu olur. Çocuğa istediği bilgileri verdiğiniz taktirde çocuğun cinsellik alanında merakı yok olacaktır, fakat bu konularda bilgi vermediğiniz takdirde çocuğun bu alanda merakı artarak devam eder. Yasaklanan şeyler onda daha fazla ilgi doğurur ve ilgisinin sağlıksız bir doğrultuda ilerlemesini sağlar. Nasıl ki fakir bir insanın kafasında zenginlik ile ilgili hayaller uçuşuyorsa cinsel açlık çeken bir insanın kafasının içi de cinsel imgelerle dolmaktadır. Eksik bilgilendirilmeler ise o kişinin cinsellik deneyiminin mutsuz sonlanmasına zemin hazırlar.
Özellikle cinsellik söz konusu olduğunda onu yasaklamakla unutturamazsınız. Çünkü cinsellik insan doğasının bir parçasıdır.

Eksik ve yanlış bilgilenme ve geleneksel toplum düzeninin dayattığı suçluluğun diğer yan etkisi ise bu insanların evlilikte cinsel hayatlarının kabusa dönüşmesidir. Eksik bilgilenmeler sonucu kişi cinsel hayatında daha yabani ve bencil tutumlar sergiler. Toplum olarak hala bilginin en büyük güç olduğunun ve cehaletin ise insanların yol açtığı ya da yol açabileceği sorunların nedeni olduğunu anlayabilmiş değiliz. Kulaktan dolma öğrendikleri cinsellik bilgileri ile karşılarına çıkan ilk insanla evlenmeleri sonucunda mutlu ve sağlıklı bir birliktelik yaşayabileceğinin garantisini verebilir miyiz?

Sonuç olarak geleneksel ahlak kurallarının dayattığı şeylerle yetersiz ve eksik bilgi ile büyüyen genç neslin yaptığı evlilikler ise onları daha mutlu veya daha ahlaklı yapmaya yetmeyecektir.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar