İhanetin İkinci Yılı

İhanetin ikinci yılı. Beni sırtımdan bıçaklayan, yetmezmiş gibi bıçağı tam kalbime vuran kadının ihanetinin ikinci yılı.


Aşk için küçük değildim ama büyük de sayılmazdım. Tecrübesizdim. Gözlerimin içine bakarken gülümsemişti, utanmıştım. Sevdiğini söylemişti, inanmıştım. Ellerimi tutarken gitmez sanmıştım, gitti. İnandığım her şeyi, güvendiğim bütün dağları yıktı ve gitti.

İhanetin ikinci yılı...


Eskisi gibi olmak için buluşacaktık, gelmedi. O gün o adama gitmiş.


Birbirlerini seviyorlarmış. İlk akşamı yatakta geçirmişler. Ben öyle duydum.


Gitti... Giden yalnızca o muydu? Giden benim yaşama sevincimdi, giden benim duygularımdı, giden benim hayatımdı. Gittiğinden beri duygusuz, gittiğinden beri uykusuz, gittiğinden beri eksiğim.

İhanetin İkinci Yılı


Gitti... İçimde iyiye dair ne varsa yanında götürdü. Kimseye acımıyorum, kimseye güvenemiyorum, kimseyi sevemiyorum artık. Oysa insan nasıl yaşar acımadan, güvenmeden, sevmeden. Yaşıyormuş işte.


Çizgi filmlerdeki yalnız ve taş kalpli amcaları şimdi anlıyorum. Belli ki onlar da zamanında çok sevmiş ve ihanete uğramışlar. Ve ihtiyaçları olan tek şey nefret değil, sevgi.

İhanetin İkinci Yılı


Gitti... Gidişi bana çok şey öğretti.


Bir kez vazgeçince bir daha vazgeçemeyeceğin kimse olmuyormuş meğer.


Ve aslında yalnız insanlar güçlerini vazgeçişlerinden alıyorlarmış. Hep söylerim, vazgeçince büyür insan. Vazgeçince güçlü, vazgeçince vazgeçilmez oluyor insan.

İhanetin İkinci Yılı
Cevapla