“Gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir.” Lev Tolstoy
Aşık olmayı, genel olarak “karşımızdakini daima mutlu etmek” olarak algılıyoruz. O kişi mutlu olsun, o kişi iyi olsun, o hoş olsun, onun her istediği olsun, “huzursuzluk” çıkmasın. Kendi seçimlerimizden vazgeçmeye başlıyoruz... Kırılmasın diye o diğer kişinin verdiği cevaba yine “uyum” sağlıyoruz. Yıllar geçtiğinde ve senin için “ben nelerden vazgeçtim?” diye saymaya geldiğinde kocaman bir listemiz oluyor. Aldığımız cevap kimi zaman kısacık oluyor o upuzun listelerimize rağmen “ben mi sana bunlardan vazgeçmeni söyledim, bunu ben mi istedim?” Çok da yerinde bir soru oluyor. Kendimizden vazgeçiyoruz ve zamanı geldiğinde de seçimlerimizin sorumluluğunu almayıp o karşımızdakilere sorumluluk yüklüyoruz… Oysaki hayatta tüm tercihlerimizin yani tüm “vazgeçtiklerimizin” sorumlusu bizleriz.
Güncellemeler
+1 yıl
Güncel.
Güncellemeler
+1 yıl
...
Aşk bu kendinden vazgeçmek gerek. Kendin olmadığında aşık olmak mümkün mü?
Bir söz var: "Değiştirme/değişme listenizin çok olduğu biriyle evlenmeyin.."
O mutlu olsun diye kişi kendini mutsuz ederse, hayata karşı göstereceği sabrını kaybeder.. Kendine olan inancını kaybeder.. Evliliğini de kaybeder.. Önceden sahip olduklarını da kaybeder..
her şeyin sorumlusu yine insan aslında.. Çok sevmenin kendinden vazgeçmek degil çok sevmenin kendini sevmekle başlayacağının farkında degiller birilerini memnun etmek sevmek degildir oysa ki.
Aşk kendinden vazgeçip o olmaktır. Bunu yapamıyorsak zaten aşık değilizdir. O duygu sevgidir, saygıdır, hoşlantıdır. Aşk o kadar kolay bir duygu değildir. O yüzden aşığım diyenlere inanmıyorum. Aşkı basitleştirmemek gerektiğini düşünüyorum ve gerçekten aşık olanlara saygım sonsuz.
İnsan ilk kendini sevmeli birini sevmek için, insan olduğu gibi olmalı yapay değil. Ne zaman benliğine dönerse işte o zaman çalar kapısını aşk. Aşk için kendinden de vazgeçmemeli vazgeçerse kaybeder.
En İyi Cevaplar