"Sevdiğini değil seni seveni seç" mantığı?

Biri vardır gerçekten sevdiğin istediğin hani afallarsın, midede ağrılar, onu görünce bacaklarının tutamaması gibi durumları yaşadığın insan. Buldum tamam dersin herşey güzel gider herşeyiniz denktir ama bir gün gelir sen çok iyisin temizsin masumsun ama soruyorum kendime seni sevemiyorum yapamıyorum içimden gelmiyor deyip gider sen öyle kalırsın cidden sadece bakar kalırsın birşey diyemezsin kalırsın öylece. Unutamıyorum bilmiyorum belki de boşluktayım takıntı mı kaldı acaba diyorum bilmiyorum. Neyse sonra aylar sonra bir mekanda karşılaşılır gözler takılı kalır tekrar bir barışma süreci gibi birşey olur ama birşeyler vardır ve o hataların telafisi bir türlü sağlanamaz. Sonra öğrenilir ki bu barışma sürecinden önce zaten bir kızla konuşmaya başlamış zaten benle de olmayacağı kesinleşince o kızla (kız 18 yaşında ondan 10 yaş küçük) bir kaç ay sonra yüzük takıp sözlenirler sen yine birşey diyemezsin kalırsın öylece cidden kalırsın. Arayıp nasıl yaparsın bunu seni deli gibi sevdiğimi bildiğin halde, madem biri var neden bana bunu söylemeden benle hiç birşey olmamış gibi konuşmaya devam edersin diyemezsin.

Aylar geçer seni gerçekten seven değer veren ve bunu sana hissettiren yani senin sevdiğin insanın sana yapmadığı herşeyi sana sunan biriyle karşılaşırsın ama sen ona hiç birşey hemde hiç birşey hissetmezsin işte o amalar yok mu sorun burda işte konu başlığında da dediğim gibi insan sevdiğiyle mi yoksa sevildiğiyle mi olmalı? Bu durumda ne yapılmalı sevdiğini alamazsan aldığını seveceksin mantığı mı olmalı herşey o kadar karışık ki insan yaşamam dediği herşeyi yaşayabiliyormuş..
"Sevdiğini değil seni seveni seç" mantığı?
Cevapla