Merhaba herkese. Sizden bir ricam var, lütfen yazdıklarımı sıkılmadan okuyun. Çünkü bunları yazmak bile benim için kolay değil. Belki içimi dökünce biraz olsun hafiflerim, belki de benimle aynı şeyleri yaşayan birileri bana yol gösterir.
1,5 yıldır evliyim. Eşimle severek evlendim ve onu hâlâ çok seviyorum. Ama ne yazık ki mutlu değilim. Evlendiğim günden beri kendimi bu eve, bu hayata tam anlamıyla ait hissedemiyorum. Bazen kendime soruyorum: Ben gerçekten bir yuva mı kurdum, yoksa sadece bir evin içinde mi yaşıyorum?
İkimiz de gurbetteyiz. Ailelerimizden ve sevdiklerimizden uzağız. Yaşadığımız yerde neredeyse kimseyi tanımıyoruz. Böyle bir yerde insan eşinin en yakın dostu, sırdaşı ve sığınağı olmasını istiyor. Ben de eşimin her şeyimi anlatabildiğim, günün sonunda yanına koşmak istediğim insan olmasını hayal ettim. Ama bazen en yakınının yanında bile kendini yapayalnız hissetmek ne kadar acıymış, bunu öğrendim.
İkimiz de çalışıyoruz. Ben de akşama kadar çalışıyorum, ben de yoruluyorum. Eşimin işi stresli, bunu anlıyor ve ona destek olmaya çalışıyorum. Maddi durumumuz çok şükür iyi. Eşim evine düşkün, maddi anlamda hiçbir eksiğimizi bırakmıyor. Sorumluluklarını yerine getiren bir erkek. Bunları özellikle söylüyorum çünkü onu kötülemek ya da hakkını yemek istemiyorum. Benim derdim maddiyat değil. Keşke mesele sadece para olsaydı, keşke eksikler tamamlanınca içimdeki boşluk da dolsaydı.
Ama dolmuyor…
Eşim eve geldiğinde benimle vakit geçirmek yerine oyun oynamayı ve arkadaşlarıyla zaman geçirmeyi tercih ediyor. Ben ise sadece yan yana oturup sohbet etmek, günümüzü anlatmak, birlikte gülmek, film izlemek, sarılmak istiyorum. Çok basit görünen şeyler benim için kocaman beklentilere dönüştü. Bazen kendimi evin içinde bir süs eşyası gibi hissediyorum. Oradayım ama sanki hayatının içinde gerçekten bir yerim yok.
En çok da üzüldüğümde kırılıyorum. Ağladığımda yanıma gelip bana sarılmasını, neyin olduğunu sormasını, hiçbir şey söylemese bile yanımda olduğunu hissettirmesini istiyorum. Ama çoğu zaman bunu göremiyorum. Duygularımı anlatmaya çalıştığımda saçmaladığım söyleniyor. O belki kısa süre sonra hayatına devam ediyor ama ben o kırgınlığın içinde günlerce kalıyorum.
Bir de çocuk konusu var. Ben artık anne olmak istiyorum. Yaşımızın ilerlediğini düşünüyorum ve bu hayalimi daha fazla ertelemek istemiyorum. Sevdiğim adamdan bir çocuğum olsun, birlikte ailemizi büyütelim istiyorum. Fakat eşim çocuk sahibi olmaya sıcak bakmıyor. Bakamayacağımızı, altından kalkamayacağımızı söylüyor. Oysa maddi imkânlarımız var. Benim için çocuk sahibi olmak sadece anne olmak değil; sevdiğim insanla ortak bir hayal kurmak, birlikte bir aile büyütmek. Hayatımızın bu kadar önemli bir konusunda bile aynı yerde buluşamamak beni ayrıca üzüyor.
Ben çok büyük şeyler istemiyorum. Birlikte yemek yemek, akşamları sohbet etmek, birbirimizi özlemek, üzüldüğümüzde sarılmak, ortak hayaller kurmak istiyorum. Aynı evde yaşayan iki insan değil, gerçekten eş olduğumuzu hissetmek istiyorum.
Bu konuları defalarca konuştuk, çok tartıştık. Boşanma konusu bile defalarca gündeme geldi ama hiçbir şey değişmedi. Artık aynı şeyleri anlatmaktan, anlaşılmayı beklemekten ve üzülüp ağlamaktan yoruldum.
İşin en zor tarafı ise hâlâ onu çok seviyor olmam. Ona kıyamıyorum, üzülmesini istemiyorum, onu yarı yolda bırakmak istemiyorum. Onsuz bir hayat düşünmek canımı yakıyor ama onunla böyle bir hayat sürdürmek de canımı yakıyor. Bir yanım hâlâ bu evliliğin güzelleşmesini istiyor, diğer yanım ise her geçen gün biraz daha kırılıyor.
Bir de insanların ne diyeceğinden korkuyorum. Ailelerimizin tepkisinden, hakkımızda konuşulmasından çekiniyorum. Dışarıdan bakıldığında belki her şeyimiz var ama kimse benim içimde yaşadığım yalnızlığı bilmiyor.
Bazen düşünüyorum, ben çok mu şey istiyorum? Biraz ilgi, şefkat, özlenmek, merak edilmek ve eşimin hayatında gerçekten özel bir yerim olduğunu hissetmek bu kadar zor olmamalı.
Ben eşini sevmeyen, kolayca vazgeçmek isteyen biri değilim. Eşini seven ama onunla mutlu olamayan, kalmakla gitmek arasında sıkışıp kalmış bir kadınım.
Size gerçekten soruyorum: İnsan sevdiği hâlde bir evlilikten vazgeçmeyi düşünüyorsa ne yapmalı? Maddi hiçbir eksiği yokken duygusal olarak bu kadar yalnız hissetmesi nankörlük müdür? Sevgi tek başına bir evliliği sürdürmeye yeter mi?
Lütfen beni yargılamadan okuyun. Ben zaten kendimi yeterince sorguluyorum. Sadece biraz anlaşılmaya ve benzer şeyleri yaşayan kadınların tecrübelerini duymaya ihtiyacım var.
1,5 yıldır evliyim. Eşimle severek evlendim ve onu hâlâ çok seviyorum. Ama ne yazık ki mutlu değilim. Evlendiğim günden beri kendimi bu eve, bu hayata tam anlamıyla ait hissedemiyorum. Bazen kendime soruyorum: Ben gerçekten bir yuva mı kurdum, yoksa sadece bir evin içinde mi yaşıyorum?
İkimiz de gurbetteyiz. Ailelerimizden ve sevdiklerimizden uzağız. Yaşadığımız yerde neredeyse kimseyi tanımıyoruz. Böyle bir yerde insan eşinin en yakın dostu, sırdaşı ve sığınağı olmasını istiyor. Ben de eşimin her şeyimi anlatabildiğim, günün sonunda yanına koşmak istediğim insan olmasını hayal ettim. Ama bazen en yakınının yanında bile kendini yapayalnız hissetmek ne kadar acıymış, bunu öğrendim.
İkimiz de çalışıyoruz. Ben de akşama kadar çalışıyorum, ben de yoruluyorum. Eşimin işi stresli, bunu anlıyor ve ona destek olmaya çalışıyorum. Maddi durumumuz çok şükür iyi. Eşim evine düşkün, maddi anlamda hiçbir eksiğimizi bırakmıyor. Sorumluluklarını yerine getiren bir erkek. Bunları özellikle söylüyorum çünkü onu kötülemek ya da hakkını yemek istemiyorum. Benim derdim maddiyat değil. Keşke mesele sadece para olsaydı, keşke eksikler tamamlanınca içimdeki boşluk da dolsaydı.
Ama dolmuyor…
Eşim eve geldiğinde benimle vakit geçirmek yerine oyun oynamayı ve arkadaşlarıyla zaman geçirmeyi tercih ediyor. Ben ise sadece yan yana oturup sohbet etmek, günümüzü anlatmak, birlikte gülmek, film izlemek, sarılmak istiyorum. Çok basit görünen şeyler benim için kocaman beklentilere dönüştü. Bazen kendimi evin içinde bir süs eşyası gibi hissediyorum. Oradayım ama sanki hayatının içinde gerçekten bir yerim yok.
En çok da üzüldüğümde kırılıyorum. Ağladığımda yanıma gelip bana sarılmasını, neyin olduğunu sormasını, hiçbir şey söylemese bile yanımda olduğunu hissettirmesini istiyorum. Ama çoğu zaman bunu göremiyorum. Duygularımı anlatmaya çalıştığımda saçmaladığım söyleniyor. O belki kısa süre sonra hayatına devam ediyor ama ben o kırgınlığın içinde günlerce kalıyorum.
Bir de çocuk konusu var. Ben artık anne olmak istiyorum. Yaşımızın ilerlediğini düşünüyorum ve bu hayalimi daha fazla ertelemek istemiyorum. Sevdiğim adamdan bir çocuğum olsun, birlikte ailemizi büyütelim istiyorum. Fakat eşim çocuk sahibi olmaya sıcak bakmıyor. Bakamayacağımızı, altından kalkamayacağımızı söylüyor. Oysa maddi imkânlarımız var. Benim için çocuk sahibi olmak sadece anne olmak değil; sevdiğim insanla ortak bir hayal kurmak, birlikte bir aile büyütmek. Hayatımızın bu kadar önemli bir konusunda bile aynı yerde buluşamamak beni ayrıca üzüyor.
Ben çok büyük şeyler istemiyorum. Birlikte yemek yemek, akşamları sohbet etmek, birbirimizi özlemek, üzüldüğümüzde sarılmak, ortak hayaller kurmak istiyorum. Aynı evde yaşayan iki insan değil, gerçekten eş olduğumuzu hissetmek istiyorum.
Bu konuları defalarca konuştuk, çok tartıştık. Boşanma konusu bile defalarca gündeme geldi ama hiçbir şey değişmedi. Artık aynı şeyleri anlatmaktan, anlaşılmayı beklemekten ve üzülüp ağlamaktan yoruldum.
İşin en zor tarafı ise hâlâ onu çok seviyor olmam. Ona kıyamıyorum, üzülmesini istemiyorum, onu yarı yolda bırakmak istemiyorum. Onsuz bir hayat düşünmek canımı yakıyor ama onunla böyle bir hayat sürdürmek de canımı yakıyor. Bir yanım hâlâ bu evliliğin güzelleşmesini istiyor, diğer yanım ise her geçen gün biraz daha kırılıyor.
Bir de insanların ne diyeceğinden korkuyorum. Ailelerimizin tepkisinden, hakkımızda konuşulmasından çekiniyorum. Dışarıdan bakıldığında belki her şeyimiz var ama kimse benim içimde yaşadığım yalnızlığı bilmiyor.
Bazen düşünüyorum, ben çok mu şey istiyorum? Biraz ilgi, şefkat, özlenmek, merak edilmek ve eşimin hayatında gerçekten özel bir yerim olduğunu hissetmek bu kadar zor olmamalı.
Ben eşini sevmeyen, kolayca vazgeçmek isteyen biri değilim. Eşini seven ama onunla mutlu olamayan, kalmakla gitmek arasında sıkışıp kalmış bir kadınım.
Size gerçekten soruyorum: İnsan sevdiği hâlde bir evlilikten vazgeçmeyi düşünüyorsa ne yapmalı? Maddi hiçbir eksiği yokken duygusal olarak bu kadar yalnız hissetmesi nankörlük müdür? Sevgi tek başına bir evliliği sürdürmeye yeter mi?
Lütfen beni yargılamadan okuyun. Ben zaten kendimi yeterince sorguluyorum. Sadece biraz anlaşılmaya ve benzer şeyleri yaşayan kadınların tecrübelerini duymaya ihtiyacım var.
Aşk İlişkileri
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Yapay Zeka Cevapladı
İçindeki o derin duygusal yalnızlığı o kadar iyi anlıyorum ki 🥺 Kesinlikle nankörlük etmiyorsun bebeğim. Evlilik sadece aynı çatıyı ve masrafları paylaşmak değil, ruhları birleştirmektir ✨ Sevgi tek başına maalesef yeterli olmuyor; emek, şefkat ve ortak hayaller de gerekiyor.
Duygusal ihtiyaçlarını yok sayan biriyle aynı evde yabancı gibi yaşamak çok yıpratıcı 💔 Bence son kez karşısına geçip bir çift terapistine gitmeyi teklif etmelisin. Senin bu evlilikte var olman şart! Sen bu konuda ne düşünüyorsun, terapist fikrine nasıl bakar dersin? ☕