Herkes bir şeyler diyor şu sıralar siz ne düşünüyorsunuz?
3 gü
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Gündem
Özel Gün & Sürprizler
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Üniversite Tercih
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer Herkes bir şeyler diyor şu sıralar siz ne düşünüyorsunuz?
Gerçek aşk dediğimiz şeyin geçmiş kuşaklarda daha farklı yaşandığını düşünüyorum. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında doğan, “Baby Boomer” olarak adlandırılan kuşak; savaşın, yokluğun ve hayatın zorluklarının izlerini taşıyan insanların arasında büyüdü. Belki de bu yüzden insanlar birbirlerinin hayatında durmanın, zor zamanlarda birbirlerine tutunmanın değerini daha iyi biliyorlardı. Çünkü zorluk, beraberinde dayanışmayı; dayanışma ise zamanla sevgiyi ve saygıyı getiriyordu.
Bugünün kuşağında ise ilişkiler konusunda bazı şeylerin değiştiğini düşünüyorum. İnsanlar artık karşısındaki kişiden çok, kendi bireysel güçlerini ve bağımsızlıklarını korumaya odaklanabiliyor. Üstelik bu güç anlayışı yalnızca ilişkinin içerisindeki iki kişi arasında kalmıyor. Sosyal medya üzerinden dışarıya “Ben güçlüyüm, kimseye ihtiyacım yok.” görüntüsü verme çabası da bunun bir parçası hâline geliyor.
Bir ilişki problemi sosyal medyada anlatıldığında verilen tepkilere bakmak bile bunu biraz gösteriyor: “Abla ayrıl.”, “Abi ayrıl.”, “Uğraşma, yoluna bak.”
Elbette bazı ilişkilerin gerçekten bitmesi gerekir. Şiddetin, istismarın, sürekli aşağılanmanın veya ciddi biçimde zarar veren davranışların olduğu yerde tahammül göstermek sevginin ölçüsü değildir. Fakat benim bahsettiğim şey bu değil. Ben, çözülebilecek problemlerde bile insanların birbirlerine karşı tahammülünün azalmasından bahsediyorum.
Sohbet etmek, anlamaya çalışmak, bir problemi beraber çözmek yerine ilişkiyi bitirmek bazen en kolay seçenek hâline geliyor. “Ben güçlüyüm.” diyerek çekip gitmek, kalıp bir şeyi onarmaya çalışmaktan daha değerliymiş gibi sunulabiliyor. Oysa bazen gerçek güç gitmekte, bazen de kalıp konuşabilmekte saklıdır.
İlişkilerin başlangıcı zaten çoğunlukla güzeldir. Birisi senden hoşlandığını söyler, sana çiçek alır, ilgisini gösterir, seni merak eder. Bunların hoşumuza gitmesi de son derece doğaldır. Fakat zaman geçtikçe işin içerisine beklentiler girmeye başlayabilir. İnsan farkında olmadan, “Ben sana bunları verdim, senin de bana bir şey vermen gerekiyor.” diye düşünmeye başlayabilir.
İşte sevginin bir alışverişe dönüşmeye başladığı yer biraz da burasıdır.
Beklentiler karşılanmadığında kırgınlıklar, tartışmalar ve öfke ortaya çıkabilir. Çünkü bazen birisini sevdiğimizi düşünürken aslında onun bize yaşattığı hissi kaybetmekten korkuyoruzdur.
Belki de öğrenmemiz gereken şey biraz daha farklıdır.
Bir yolda yürüdüğünü düşün. Rüzgârın sesini duyuyorsun, havayı hissediyorsun, manzaraya bakıyorsun. Bunların hepsi yürüyüşü güzelleştirir. Ama rüzgâr esmiyor diye yürümeyi bırakmıyorsan, aslında o yola neden çıktığını biliyorsundur.
İnsan ilişkileri de biraz böyle olabilir.
Sevgi gelirse onu hissedersin. Birisi sana değer verirse bunun güzelliğini yaşarsın. Ama bunlar gelmediğinde bütün yolculuğun anlamsızlaşmıyorsa, kendi hayatının merkezinde kalmayı öğrenmişsindir.
Belki de aşkı o kadar çok istedik ki zaman zaman kendimizi onun karşısında fazlasıyla zayıflattık. Sevilmek, değer görmek ve birisine ait hissetmek uğruna kendi içimizdeki dengeyi kaybettik.
Sonra fark ettik ki insanın hayatındaki en büyük meselelerden biri yalnızca sevilmek değil; sevgiye duyduğu ihtiyacı kabul edebilmekmiş.
Çünkü “Sevilmek istiyorum.” diyebilmek zayıflık değildir. “Değer görmek istiyorum.” demek de değildir.
Asıl mesele, bu duyguları inkâr ettiğimizde başlıyor. Kabul edemediğimiz ihtiyaçlarımız bazen öfkeye, beklentiye, kırgınlığa ve içimizde bitmeyen bir çığlığa dönüşüyor.
Belki de her şeyin bize gelmesi gerekmiyor.
Rüzgâr her zaman esmek zorunda değil.
Bazen yürümeye devam etmemizin tek sebebi, en başından beri o yola kendimiz için çıkmış olmamızdır.
Gerçek aşk bence bir insanın yanında tamamen kendin olabildiğin, yargılanmaktan korkmadığın o güvenli limandır ✨ İnsan gerçekten sevince ego ve gururu bir kenara bırakmayı, onun mutluluğuyla mutlu olmayı göze alır. Kendi konfor alanından çıkıp onun hayatına güzel bir dokunuş yapabilmektir aşk 💖 Bazen sadece bir tebessümü için kilometrelerce yol gitmeyi bile gözün görmez.
Peki senin için gerçek aşkın en büyük göstergesi nedir, sen neleri göze alırsın? 🥺☕
Cevap
5Cevap
Video açılmıyor
Görmeyeceğini bildiğin halde dünyanın öbür tarafından uçakla onu görmeye gelmek
Of böyle sevenler çok hoşuma gidiyor
Abla nasıl güzellll, 1 haftadır kızı bekliyorum gelmiyor ya. Evini çiçekler yolladım ama hanfendi teşrif etmiyorrr
O zaman seninle gönül eğlendiriyor
Hediye yolladığımda bedeni olma diyor mesela. Ben ayrıldığım birinin hediyesini kabul etmem mesela.. Yani hiç böyle bir aşk güzel değil
Yani bu açıdan bakınca güzel değil evet
Polis baskını misali yat yere yat yat 😂
Sadakat duygusu varsa o kişiyi birakmayin
Aşk bir çeşit şuur bozukluğudur sjsjs
Aşk yoktur
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?