Bazen uzaklaşmak, gitmeyi istemekten çok kendini korumaya çalışmaktır. İnsan bir yere, birine ya da bir duyguya hâlâ bağlı olsa bile orada kaldıkça daha çok kırılacağını hissedince geri çekilmeye başlar. Dışarıdan vazgeçmiş gibi görünür ama içeride çoğu zaman susulmuş bir yorgunluk vardır. Sizce insan bazen gerçekten gitmek istediği için mi uzaklaşır, yoksa kalırsa daha çok kırılacağını bildiği için mi?
Bazen insan gitmek istediği için değil, daha fazla yorulmamak ve artık bir çıkmaza dönüşen duruma son vermek için uzaklaşır. Kalırsa hem kendisinin kırılacağını hem de karşısındakini kıracağını bilir. Bu yüzden gitmek bir kaçış değil, bazen hem kendini hem de karşısındakini daha fazla incitmemek için verilen en zor karardır.
Bence insan her zaman gitmek istediği için uzaklaşmaz. Bazen kalırsa daha çok kırılacağını, daha çok yıpranacağını bildiği için geri çekilir. Dışarıdan vazgeçmiş gibi görünür ama aslında kendini korumaya çalışıyordur.
İnsan bazen gerçekten gitmek istediği için uzaklaşır, bazen de kalırsa daha çok kırılacağını bildiği için. İlkinde mesele içten gelen bir bitiş hissidir; artık o bağın kendisini beslemediğini, yormaya başladığını fark eder ve doğal olarak uzaklaşır. Bu daha çok “istek” tarafıdır. İkincisinde ise kalmak mümkündür ama bedeli ağırdır. Kişi, aynı yerde durdukça daha çok incineceğini, tekrar tekrar kırılacağını sezdiği için kendini korumak adına mesafe koyar. Bu da daha çok “savunma” tarafıdır. Çoğu zaman bu ikisi birbirinden tamamen ayrı değildir. İnsan hem gitmek ister hem de kırılmamak için gider. Dışarıdan basit görünen uzaklaşmaların içinde genelde böyle karmaşık bir iç denge olur.
En İyi Cevaplar