En çok diye nitelendiremem ama o ve onunla ilgili her şey diyebilirim. Mesela alışveriş yaparken erkek reyonu asla ilgimi çekmezdi ama her alışveriş yaptığımda bakmadan çıkmazdım. Bu onun tarzı sanki, ay üstünde ne güzel durur, bu renk ona çok yakışır ya da bunu beğendiğinden bahsetmişti, o almadan ben alayım demeler. Ya da saat dışında hiçbir şey takmıyor ama ben alırsam kesin bu bilekliği takar diye düşünmeler. En sevdiği yemeği, tatlıyı, pastayı yaparken ona da ayırmadan duramamak, beğenecek mi diye yüz ifadesini gözlerimi ayırmadan incelemek. Okuduğum kitaplarda anlamlı bulduğum cümleleri tek tek çizerdim ve bitirdikten sonra da ona verirdim, zor da olsa bitirsin diye baskı yaptıktan sonra o da anlamlı bulduğu cümleleri çizerdi, sonra da o kitabı ilk kez okur gibi heyecanla bitirirdim, ona anlamlı gelen cümleler yüzünden, bazen aynı cümleleri bile çizmiş olurduk. Her an saçma da olsa videosunu ve fotoğrafını çekmek çok güzeldi. Her aradığında saçımı düzeltmeden duramamak, sanki görecekmiş gibi -görüntülü arama olmasa bile- Hiçbir şey yapmadan otururken bile onu izlemek. Kahve yaparken bile izlenir mi bir insan, izlenirmiş. Saçlarıyla oynamak, sarılmadan duramamak, kokusu, gülüşü, sesi. O kadar çok şey var ki, yazsam buraya sığmaz galiba. Ama artık hiçbiri yok, bu rutinlerin hepsi hayatımdan çıktı. Her şeyi özlersin ama artık o yoktur, bu his zamanla soyut olmaktan çıkıp somut bir hâle geliyor ve geçmiyor, keşke geçse.
Sabah günaydın yazan yok, öğlen nasılsın diyen yok, aksam basini yastiga koyduğunda iyi geceler bildirimi yok, disari cikarsin anisi olan yerden gecince kalbinde bir burukluk hisseder sessizce ordan ayrilirsin, bir yemek yersin onu dusunursun oda cok severdi keske beraber yeseydik, telefon çalar manyak gibi koşup o mu diye bakarsın, gelen her bildirime dört gözle koşarsın, sarılmak istersin yoktur, öpmek istersin yoktur, cok ozlersin ama o yoktur, biseye gülersin onun gulusu aklına gelir beraber guldugunuz, eglendiginiz, yaşadıklarınız ve birsürü şey aklına gelip kalbine o burukluk hissini bırakır. Bu hissi sadece yasayan anlar.. Öyle işte🙂
Biten bir ilişkiden sonra bence en çok hissedilen şey aslında kişinin yokluğu değil, o kişiyle kurulan alışkanlıkların boşluğu oluyor. Çünkü gün içinde ona mesaj atmaya, günün nasıl geçtiğini anlatmaya, küçük şeyleri paylaşmaya öyle alışıyoruz ki bir anda o rutin kesildiğinde garip bir sessizlik kalıyor. Sanki sürekli aradığın, yazdığın ya da yanında hissettiğin o alan boşalıyor. Bu yüzden insan bazen karşı tarafı değil, onunla yaşadığı o alışkanlığı, o düzeni özlüyor. Bence asıl zorlayan da bu.
Yaşadığım boşluk değil de sevmeden sevilmek istemenin bu bolluğu nereden geliyor. Düşünce kaplıyor. Belki anlaşılır diye geri çekiyorum , trip atıyor diyor sanıyor insancık.
Biten ilişkiden sonra insanın içinde sanki bir huzur boşluğu kalıyor ya, en çok da alışkanlıkların eksikliği hissediliyor aslında. Mesela o sabah mesajları, paylaşılan kahkahalar ya da sadece birlikte sessizce oturduğunuz anların kaybolması… İşte bu, insanı derinden etkiliyor. Peki senin için hangisi en çok hissettiriyor, sevgi mi ilgi mi? 💔