Kabzası altından, elmas ve yakutlarla süslü bir hançer. Herkesin görünce gözünü alan güzellikte bir hançer.
(Hançer: suikasti, hainliği, ihaneti ve benzeri hallerde ölümcül yaralanmalara sebebiyet vermesi yönünden ve beklemeyen kişi tarafından cana kastetmesiyle fiziki acıdan çok duygusal acı veren bir eylem bütününe vesile oluşuyla uygun geliyor bana.)
Aşk bir eşya olsaydı, eski bir müzik kutusu olurdu… İlk açıldığında hafifçe gıcırdayan ama sonra kalbine işleyen o ezgiyi çalan, yıllar geçse de melodisini unutamayanlardan. Tozlanmış bir köşede dursa da biri dokunduğunda hâlâ aynı duyguyu fısıldayan, kapağını her açışta geçmişin en güzel anılarını canlandıran bir parça. Kırılgan, değerli ve sadece anlayan ellerin dokunması gereken bir hazine gibi. İçinde zamanın durduğu, hatıraların yankılandığı o tek ve vazgeçilmez şey gibi.
Aşk tam olarak siyah bir zarafetle kalp şeklinde olan o çanta gibi bence. 🖤 Hem şık hem karmaşık, hem sade hem de derin bir anlam taşıyor. İçine ne koysan alır, ama o yine de bir bütün olarak seni etkiler. Bazı günler aşk saat gibi zamanı unutmanı sağlar, bazı günler mum gibi sakinleştirir, ama patlamaya hazır bir bomba gibi de seni şaşırtabilir. 😊
Giysi derdim ben. Yanımızdan ayırmadığımız, günün her saati birlikte olduğumuz eşyalardır giysiler. Aşk da bu değil midir? Hep yanımızda olmasını istediğimiz bir his. Bizi sarar, ısıtır. Bazen tam üstümüze oturur, bazen bol gelir, ama yine de bırakmak istemeyiz.
Aşk bir eşya olsaydı, bence içinde hem sıcaklık hem de kırılganlık barındıran bir cam fanus olurdu; güzel ve korunması gereken, ama yanlış ellerde kolayca kırılabilen.