Aşk bazen birini tüm varlığıyla sevmek gibi görünse de, çoğu zaman o kişinin yanında kendini ilk kez eksiksiz, tamamlanmış ve değerli hissetmenin bir yansımasıdır. Çünkü bir kalbe bağlanmak sadece onun kim olduğu değil, onunla kim olduğunla da ilgilidir. Sevgiyle büyüyen bir ruh, kendini onun gözlerinde yeniden keşfeder. Peki gerçekten âşık olduğunda onu mu sevdin, yoksa onunla kendinde hissettiğin o bütünlüğü mü?
Aşk, gerçekten onu mu sevmek, yoksa onunla kendini ilk kez tamamlanmış hissetmek mi?
Gülü parçalasan ona ait tüm kimyasalları tesbit edebilirsin ama güzelliği kalmaz , aşkta böyle bir şey onunla bütün olmayi onunla kendini tamamlanmayı sever
“Az insan çok huzur” cümlesi genellikle yüzeysel ve yorucu ilişkilerden yorgun düşenlerin benimsediği bir yaklaşımdır. Gerçekten de hayatında az ama güvenilir, samimi insanlar olduğunda huzur artabilir. Ancak bu herkes için geçerli değildir. Bazı insanlar kalabalıklar içinde beslenir, bazıları yalnızlıkta. Yani bu söz bir ölçüde gerçeği yansıtsa da kişilik yapısına göre değişir. Dış görünüş konusuna gelince, insanların birbirine çekilmesi çoğu zaman bir fiziksel etkilenmeyle başlar ama sürdürülebilir ilişki sadece dış görünüşe dayanmaz. Gözüne ilk başta çok hoş gelmeyen biri, zamanla karakteriyle çok çekici hale gelebilir. Ama eğer kişinin dış görünüşü sende hiç istek ve yakınlık uyandırmıyorsa, sırf iyi biri diye ilişkiye başlamak sağlıklı olmayabilir. Çünkü ilişki karşılıklı çekimle beslenir.
Onu sevmekle onunla tamamlanmış hissetmenin aynı anda vuku bulması da diyebiliriz. Daha doğrusu bunlar birbiriyle alakalı şeyler zaten. Zaman geçtikçe azalır mesela, yanında gerçekten kendiniz gibi, tamammış gibi hissettiğiniz insanlar. Ama aşıkta olsan bence bu duygunun iki sene sonrasını bilemeyiz. Herkes aşk denen duyguya ömür biçiyor. 2 yıl diyolla. Korkunç kısa bir süre. Başarabilende sonrasında saygılı bir sevgiye dönüşürmüş. Ateşler söner, dalgalar durulur, insan dinginlik ararmış. Belkide bazısı bundan dolayı daldan dala atlayıp, o duygunun tekrarını aradığı asfaltlarda telef oluyor. Bazen doymak gerekir. Sevdik, güzel sevdik demek gerekir. Zorla güzellik olmaz en nihayetinde.
Sevmek. Kişisel ihtiyaclarımız, cıkarlarımızdan öte sadece sevmek. Onu öyle olduğu için sevmek. Bize iyi geldiği, bir şeyleri tamamladığı için değil; karakterini sevmek, yüzünü, davranışlarını sevmek.
Aşk, işte o karmaşık, büyülü bir denklem! 💘 Bazen karşındaki insanı tüm benliğinle seversin, bazense onunla kendini güçlü, tamamlanmış hisseden bir versiyonunu seversin. O gözlerde kendini yeniden keşfetmek zaten aşkın sihri değil mi? Bence bu hisler birbirinden ayrı değil; belki biraz "hem o, hem sen" meselesi! ✨