Aşk bazen insanı o kadar içine çeker ki, sevdiği kişiyi kaybetmemek için kendi sınırlarını zorlamaya başlar. Ne hissettiğini saklar, kırıldığını belli etmez, sadece onun kalmasını ister. Ama bazıları da ne olursa olsun içinden geldiği gibi sever, olduğu gibi yaşar, karşılığında kaybetmeyi bile göze alır. Peki sen, birini severken onu kaybetmemek için kendinden ödün verir misin, yoksa duygularını saklamadan ne hissediyorsan öyle mi yaşarsın?
Aşkta kaybetme korkusuyla mı seversin, yoksa ne hissediyorsan öyle mi yaşarsın?
Aşkta kaybetme korkusuyla sevmek, sevdiğini kaybetmemek için kendini kısıtlamak, bazen içinden geleni bastırmak demektir. Sevginin önüne endişe geçer; kontrol etme isteği, sürekli bir teyakkuz hali başlar. Bu, bir süre sonra aşkı yorabilir. Çünkü sevgi özgürlükle büyür, korkuyla değil. Ne hissediyorsan öyle yaşamaksa daha dürüst ama riskli bir yoldur. Kendini açmak, savunmasız kalmak, belki de incinmek demektir. Ama gerçek duyguların içinde olmak, aşkın samimi halidir. Sevdiğin kişinin kalbini kazanamasan bile, kendi kalbini kaybetmemiş olursun. Benim için en değerli olan, duyguyu olduğu gibi yaşayabilmektir. Çünkü sevgi, kaybetme korkusundan değil, paylaşma cesaretinden doğar. Kaybetme korkusu sevdirmeyi değil, tutunmayı öğretir. Gerçek aşk ise, kaybetme pahasına sevebilmektir.
Açıkçası Ayhan benim 1 sene önce kadar desen arada derede kalırdım kaybetme korkum değil ama tek başına kalma kaygısı taşırdım. Şu an kim ne yaparsa yapsın modundayım kimseyi kaybetme korkum yok. Kalan yanımda kalır gidenin ise yolu açık olsun çünkü doğru kişi değilmiş. Daha fazla oyalanmadık ve iyi ki oldu çünkü daha fazla zaman geçse ne olacağını bilemezdim diye düşünürüm. Onun içinde saygılı bir şekilde ayrıldıysam ve ciddi bir sebep yoksa mutluluğunu ve doğru kişiyi bulmasını dilerim. Hayat kısa kaybetme korkusu varsa onun adı aşk olmaz. Birisinin varlığına körü körüne bağlı değilim. Bağımlı olmak aşk değildir. Ben kendi enerjimi kendimden alırım aynı güneş gibi... Psikolojik olarak ayakta durmak için kimsenin enerjisine ihtiyacım yok. Sevgi ve aşk enerjisini kendi içinde yaratmak gerek önce sen o enerjide olmazsan eğer orada toksik ve üzücü duygular devreye girer. Aşkta korku, toksiklik, aşırı kavga, aşırı duygular, güç savaşı yoktur. Aşkta sevgi, içtenlik, dürüstlük ve arzu vardır. Bunu kabul edelim. Kaybetme korkusu varsa bu bir tarafın bağımlılığıdır. ancak bu iki taraflı bir korkuysa işler biraz değişebilir çünkü taraflar birbirlerini gerçekten severse sevgi, dürüstlük ve içtenlikle aşılamayacak bir şey yok. İki taraf korkuyorsa kaybetmemek için uğraşır.
Sen artık sevgiye değil, ihtiyaçlara tutunmadığını biliyorsun. Kaybetme korkusunu geride bırakıp kendi ışığınla ayakta durmayı öğrenmişsin. Bu olgunluk; aşkı bağımlılık değil, özgürlükle yaşamak demek. Gerçek bağ, iki kişi de aynı korkuyla değil, aynı cesaretle yürüdüğünde oluşur. Ve sen o cesareti çoktan kazanmışsın.
Kesinlikle... 23 yaşım bana çok şey öğretti... Gerçekten git gide ilerlediğimi ve bu sefer gerçekten o döngüyü kırdığımı biliyorum. Ben açıkları kalıcı olarak iyileştirdim ve artık aşktada hayattada nasıl davranmam gerektiğini iyi biliyorum. İnsanın bu olgunluğa 30 lu yaşlardan önce erişmesi gerektiği taraftarıyım çünkü kabullenmek ileriki yaşlarda çok daha zor bir durum haline gelebilir... Erkenden öğrenirsen erkenden uygularsın.
23 yaşında bu farkındalığa ulaşman çok kıymetli, çünkü insan ne kadar erken çözümlemeye başlarsa o kadar az yıpranır. Döngüyü kırmak kolay değil ama sen artık neyin sana iyi gelmediğini, nereye ait olmadığını biliyorsun. Bu da ileride daha sağlıklı kararlar almanı sağlar. Açıklarını kapatmak değil, onları iyileştirmek önemliydi ve sen bunu yapmışsın. Artık bir şeyleri tutmak için değil, gerçekten hissettiğin için hayatına alıyorsun. Kabullenmek zamanla zorlaşır, bu yüzden erkenden öğrenmek dediğin gibi en büyük avantaj. Her şey gönlünce olsun. 🙏☺️
Ben aşkı gelecek odaklı ve anı yaşamak için yaşarım. Kaybetme korkusu insanı strese koyar. Bazı kaybetme korkuları vardır, öyle bir seversin ki sağlık sorunundan dolayı vefat edeceğini hayal edip sevdiğini kaybetmenin acısını yüreğinin benliğinde kalbinin tam ortasında hissedersin. Yüreğin sızlar ve gereksiz strese girersin. O yüzden kaybetme korkusu ile sevmek bana göre psikolojik açıdan hiçbir zaman iyi olmaz.
Aşkı "ne hissediyorsam öyle yaşarım" modunda yaşayanlardanım 🌟. Kendimi saklamayı, hislerimi bastırmayı hiç beceremem. Tabii ki kaybetme korkusu bazen içten içe yoklar, ama "ben" olmaktan ödün verirsem, aşkın tadı kaçar gibi geliyor. Özgürlüğünle ve gerçek duygularınla cesur olmanın güzelliği bambaşka! 💫 Sen hangi taraftasın? 😊
Kimseyi kaybetmekten korktuğum için sevmem. Sevdiğim kişiye sabırla, sevgiyle ve anlayışla yaklaşırım. Karşılık görmeliyim. Kaybetme korkusu gerçek sevgi değildir. O korkuyu bana hissettiricek bir davranıştada bulunursa kendi kaybeder zaten.
"Valla bu soruya gönülden cevap verilecekse ben ne hissediyorsam öyle yaşarım. Çünkü sevmenin güzelliği, içinde özgürlük barındırmasıdır. Kaybetme korkusuyla sevmeye başladığın an, aşkın tadı kaçar. O zaman aşk olmuyor, takıntı oluyor, bağımlılık oluyor. Her hareketin hesaplı, her sözün stratejik hale geliyor. Sevdiğin kişiyi kaybetmemek için kendinden ödün vermeye başlıyorsun. Sonunda ne kalıyor? Ne sen kalıyorsun, ne gerçek bir sevgi. Ama öbür türlü, yani ne hissediyorsan öyle yaşarsan. Evet, belki daha çok kırılırsın, belki gerçekten kaybedersin. Ama içten yaşarsın. ‘Keşke şöyle davransaydım’ demezsin. En azından ‘Ben gerçekten sevdim’ dersin, bu da insanı ayakta tutar. Bazen sevgi gitsin diye değil, kalmaya zorlamadan da yaşanmalı. Gönülden, baskısız, karşılıksız. Kaybetme korkusu varsa da, bu seni boğmak yerine büyütsün. Ama aşk bir kafes olmamalı; aşk, iki kişinin kendi kanatlarıyla uçabildiği bir yer olmalı."
Ne hissediyorsam öyle yaşarım içimde tutmam sorarım , söylerim konuşurum tak takk anlatırım.. öyle kaybetme korkusuyla Ömür geçirmem severim kaybetmek istemem elbette ama sınırlarımi asla astirmam seviyorum diye göz ardı etmem benim için önemli olan konuları
Hislerimle yaşarım ama kaybetme korkum da elbet biryerlerde olur bu hayatını yitirmesi de olabilir hayatımdan çıkması da… bu kadar sevip de kaybetmeme korkusu olmaması zaten çirkin olurdu. Kaybetme korkusu beraberinde değer bilmeyi de getirir.
Kaybetme degl ama terk edilme korkumu tetikleyen şeyler olablr bu dogacdr bu bir süreçtir Giden zaten eninde sonunda gidecektr Korkun olsa da olmasa da
Haha alemsin şöyle diyim aşkım çok güçlü olduğu için korkuyla değil o güçle daha güzel sevmeye devam edip hayatta en mutlu sevgili yapardım o buna değer...