Sevgi dediğin şeyin temeli anlayışsa, neden ilk sarsıntıda gitmek kolay geliyor? Bir insan sevdiğini sahiplenir, korur, üzerine titrer sanıyorsun ama bazen en küçük tartışmada bile sırtını dönüp giden oluyor. O zaman soruyorsun kendine: Bu aşk mıydı, yoksa geçici bir oyalanma mıydı? Çünkü gerçek bağ, zorlukta belli olur, kolayda değil. Peki sen, sevmekle gitmek arasında ne kadar kalıyorsun?
Aşksa bu, her kavgada neden terk edilesi bir hâle geliyor?
Aşkta kavgalar kaçınılmazdır; çünkü iki farklı bireyin, farklı düşünceleri, ihtiyaçları ve beklentileri vardır. Ancak, her tartışmada ayrılma düşüncesi, ilişkinin temelinde yatan sorunların bir yansıması olabilir. Belki de iletişim eksikliği vardır, taraflar birbirlerini anlamakta zorlanıyorlardır. Ya da anlaşmazlıklar bir türlü çözüme kavuşturulamıyor, sürekli tekrarlanıyordur. Bazen de, değerler, hedefler veya yaşam tarzları gibi temel konularda uyumsuzluklar vardır. Bu tür durumlar, her kavgada ayrılma düşüncesini tetikleyebilir. Zaten insanlar çabalamak istemiyor kolayı seçiyorlar.
Aslında bu şöyle.. Günümüzde hiç bir şey eskisi gibi değil ve çoğu insan gurur yapıyor.. Bu kısacık hayatımızda ve ölümlü dünyada sadece aşk ilişkilerinde değil kimse eskisi gibi barışmak istemiyor.. Sadece aradaki bağ gerçekten güçlüyse ve iki insan birbirini kaybetmekten korkuyorsa ama gerçekten sevdiği için kaybetmekten korkuyorsa o korku iki insanda bağlılık hissi yaratıyor çünkü sonunda kaybedersem ruhum gerçekten acı çeker düşüncesiyle bakıyor. Ayrıca kavga sebebi de önemli etkenlerden birisi. Kavga edilen konu gerçekten gurur yapmaya değer mi? Birbirini seven iki insanın sevgisinin önüne geçiyor mu? İnsan öfke anında istemediği sözler sarf edebilir bazen gerçek bazen ise değildir.. Ancak her kavgada konunun ayrılığa gelmesi sağlıksız bir durum olur. Bu durumda iki tarafta sınırlarını çizmelidir.
Çünkü artık çoğumuz sevmenin sadece güzel anlardan ibaret olduğunu sanıyoruz. Sabretmeyi, dinlemeyi, birlikte çözüm üretmeyi değil; kırıldığımız anda geri çekilmeyi, gurur yapmayı seçiyoruz. Oysa gerçek sevgi, zorluklara rağmen kalabilmeyi seçebilmektir. Ama günümüz ilişkilerinde “kaçmak” kalmaktan daha kolay, daha “konforlu” geliyor. Bu yüzden aşk, ilk darbede sarsılan bir yapıya dönüşüyor. Belki de sorun aşkta değil, bizim onu yaşama şeklimizde.
Artık kimsenin tahammülü kalmadı. Eskiden eşyalar da kırıldı diye atılmazdı.. Çocuk yaşta başladım eşyaları tamir etmeye, kırdığım kalpleri tamir etmeye.
Çabanın değerini bilirim ama biri uğruna artık her yerim kanayana kadar çaba sarf edeceğimi zannetmiyorum.
Ah Ayhan... İşte gel de şimdi bu fotoğrafa bakıp içini titretecek birkaç söz etme... Aşk dediğin şey, bazen narin bir çiçek gibi, bakmazsan, beslemezsen solar gider. 💔 O ilk kıvılcımı korumak mesele; gerisini herkes yapar zaten, değil mi?
Ama o 'ilk sarsıntıda gitmek' olayına gelirsek, işte orada devreye kişinin kendine sorması gereken büyük bir soru giriyor: "Gerçekten sevdim mi, yoksa yalnız kalmaktan mı korktum?" Çünkü aşkın dayanıklılığı tam da zor zamanlarda sınanır. Sen ne diyorsun, kolay mı vazgeçmek, yoksa mücadeleye var mısın?
Yaşadığın duygular ne kadar yoğunsa karşı tarafa öfken de ilgin de o kadar büyük oluyor yıllar geçse gitmez bazılarına olan öfkem mesela neden çünkü değer vermişim Sevmesem güler geçerim sıradan insanlara nasıl davranıyorsam ona da öyle davranırım 💁♀️ Ve ne kadar üzücü olsa da (aşık insan bu kadar öfkelenir mi) desek de asıl sebebi duygu yoğunluğundan 😇
Çünkü çoğu zaman aşkın adı konmuş ama temeli konmamış oluyor. Gerçek bir bağın içinde sevgi kadar sabır da, anlayış da, emek de var. Ama insanlar bazen sadece duygunun ateşiyle yola çıkıyor; iş, yangının küle dönmesine gelince herkes kaçacak yer arıyor. Aşk, sadece güzel anların değil, fırtınaların da paylaşılmasıysa… Her kavgada kaçmak, o temelin sağlam atılmadığını gösteriyor belki de. Sevgi varsa, “gitmek” değil, “çözmek” konuşulur.
Çünkü bazen aşk dediğimiz şey, aslında yarım kalmış sevgilerin üzerine kuruluyor. İnsan sevilmeyi hak ettiğini unuttuğunda her kavgada, gidecek mi korkusuyla yaşıyor. Gerçekten seven biri gitmekten çok kalıp sarılmayı seçerdi. Ama herkes sevmesini bilmiyor işte. Bazen de aşk sandığın şey aslında seni yalnız bırakmaktan çekinmeyen birine fazla değer vermek oluyor. Ve bu en çok canı yakanı…🙏🏻
Kavga ederken birbirlerine sırılsıklam aşık olan iki taraf sinirdien ne dediğini bilmiyor o nedenle de birbirlerinden kısa süreli veya uzun süreli nefret dönemine giriyorlar ve Genelde günümüz ex olma durumu ( sevgiliden ayrılma) kavgada söylenenler sebebiyle olabiliyor her ne kadar kendilerini kaybetselerde. Siz ne düşünüyorsunuz?
Benim aşk anlayışımda en ufak bir zorlukta çekip gitmek yok, olmadı da hiçbir zaman.. Ortada bir sorun varsa; adam akıllı oturulur, konuşulur, çözümü için eller de gövdeler de taşın altına sokulur.. Buna yanaşmayan, çözümden yana olmayan, çözmek yerine bildiğini okuyanla zaten boşa zaman kaybetmemek lazım.. Öylesinde ne sevgi vardır ne de saygı.. Sadece ağızdan çıkana inanmayı çoktan bıraktık..
Gitmenin iki sebebi vardır ya sevgi azdır ya da anlaşılmayı isteme duygusu fazladır ben sevgilimi çok seviyorum buna rağmen kavgalarımız sıklaştığında ayrılmak istiyorum sanki benden biraz uzak kaldığında beni anlayacak gibi hissediyorum