Kıskançlık öyle törpülenebilen, vazgeçilebilen, "hadi kıskanmayı bıraktım" denecek bir duygu değil.. Nasıl ki heyecan, korku, mutluluk, sevinç insanın elinde değilse bu da öyle bir duygu işte.. Güvenmemekle, öz güvenle de bağdaştırmıyorum asla.. Erkek sinekten kıskanınca, onun sinekle flört edeceğini düşündüğümüzden değil herhalde.. Yoksa kimse kimse üzerinde baskı kurup gövde gösterisiyle zafer kazanmak adına yapmıyor bunu..
Bunu çözümü; çok saçma sapan şeyler olmadıkça, bu duyguyu o'na yaşatmamak, yaşatacak tavırlardan kaçınmak.. Bu daha yapılabilir bir şey çünkü..
Bir insan kendine ne kadar güvenirse kıskançlık duygusunu da kontrol edebilmesi o kadar kolay olur. Hata yapacaksa kendi kalitesini ortaya koyar karşındaki kişi, kıskançlık buna engel değil.
Kıskançlığı kontrol edebilmek çok zor bir şey, aslına bakarsak ne öz güvenle nede sevgiliye güvenle alakası var. Sevgin ne kadar çok ise kıskançlığının şiddeti de o güçte oluyor. Kıskandıktan sonra anlamsız bile gelebilir sana kıskançlık yaptığın olay. Ama dengeyi sağlamak lazım karşındaki insanı kaybetmek istemiyorsan bazen o dişleri yumruğu sıkmak gerekiyor.
Kıskançlığı kontrol edebilmek hem özgüvene hem de sevgiliye güvene bağlı bir durumdur.
Özgüven, kişinin kendini değerli ve yeterli hissetmesidir. Özgüveni yüksek olan kişiler, kendilerini ve ilişkilerini daha iyi yönetebilirler. Bu kişiler, partnerlerinin onlardan uzaklaşacağından veya başka birini seçeceğinden daha az endişe duyarlar. Bu nedenle, kıskançlık duygularını daha kolay kontrol edebilirler.
Sevgiliye güven, partnerin sadakatine ve bağlılığına olan inanıştır. Sevgilisine güvenen kişiler, partnerlerinin başkalarıyla flört edeceğinden veya ilişkiyi bitireceğinden daha az endişe duyarlar. Bu nedenle, kıskançlık duygularını daha kolay kontrol edebilirler.