"Özgüvenli birisi, özgüveni yeterince yerinde olmayan birisiyle mutlu olabilir mi?" Duruma bağlı. Özgüvensiz birey, özgüvenli olanın yanında tüm bu güven problemlerinin artık aşılması gerektiği noktada bile rahat hareket edemiyorsa, o özgüvenli kişi mutlu olamaz. Ancak tersi durum yaşanırsa en azından o özgüvenli birey, sevdiği özgüvensiz insanın kendisinin yanında rahat hissettiğini gördüğü için mutlu olur.
"İkili ilişkilerde karşındaki insanın özgüveni seninkine yakın değilse bu ilişkini nasıl etkiler?" Bu soruyu bana sorma. Yalnızlığı tercih ediyorum.
Tersi durumda bile iki tarafı da muhtemelen etkilerdi. Bu yüzden kişi kendi özgüven problemini aşamazsa ilişkiye zarar verebilir. Evet dediğin gibi tercihini biliyorum ve destekliyorum.
Gurur kötü bir şey değil ama karıştırılmaması gereken şeylere karıştırılıp "gururdan ya denmesi" gururun anlamını yitirmesine ve insanlarda "aşk mi gurur mu?" Gibi soru işaretlerinin doğmasına sebep oluyor. Aptalca davranmak kolaydır. Önemli olan neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilen birinin doğru adımlar atması.
Gurur ve gerektiğinde mesafe koymak arasında dağlar kadar fark var. Buradaki bahsettiğim "gurur", iletişim kurma ve her iki tarafın da birbirine ilgi gösterme imkanı varken bunu yapmaması. Bu bana aptalca geliyor.
Gurur birçok yönden değerlendirilebilir. Senin dediğin gibi değerlendirecek olursam birinin gururluyum diye ilişki içinde sevdiğini özellikle az göstermesi ya da iletişim kurarken ben gururluyum o adım atsın diye düşünmesi olması gereken şeyler değil. Yine de sıkboğaz etmek doğrudur demek olmuyor bu da.
bunları bilsek bile ilişki içinde gurur o kadar da ön plana konulmayacak olsa dahi o ilişkinin öncesinde her türlü gurur ile hareket edeceğiz. Gurur ile hareket etmiyorsak bunun ismi ne?
Sıkboğaz etmenin doğru olmadığını zaten biliyorum. Ama gurur da doğru değil. Bunun belli bir dengesi var. Bunu da yerine göre hareket ederek sağlarsın. Bu gurur yapmaya da girmez, sıkboğaz etmeye de...
Özellikle kendini geri çekmek Ya da karşı tarafın rahatsız olma ihtimalini düşünmeden, düşüncesiz hareketlerde bulunmak yanlış tabii. Aslında bu hem düşüncesizce hareket etmekten hem de sonunu görememekten ya da ne istediğini bilmemekten kaynaklanabilir. Hiç güzel bir ihtimal yok.
İşte bu "kendini geri çekme" durumu, "gurur" oluyor.
Ancak "yerine göre hareket etmek", yeri geldiğinde ilgi göstermek, yeri geldiğinde bireyin kendi hayatına odaklanmasına izin vermek oluyor. Bu da "gurur" kısmına girmez.
Yerine göre hareket etmek genel olarak gururdur diyemeyiz zaten. Oldukça zıt göründü evet. Aslında ilişkilerde "özellikle" yapılan şey ilişki için iyi değilse direkt olarak yanlış oluyor. Düşününce farketmek çok zor değil. Bu dengeyi kurmak düşünmekten daha zor tabii. Herkes de alma verme dengesini kuramaz. burada tabiî demek istediğim gurur değil Senin de dediğin gibi "Yerine göre hareket etmek" Farkında olmak doğruları düşünebilmek ve uygulayabilmek için bir adım olsa da kasıtlı böyle davrananlar olduğuna da inanıyorum.
Empati yoksunu biri karşısındakinin hislerini anlayamayacağından kendi dünyasında yaşar ve onun sadece kendine göre yorumları ile hareket eder. Bu da karşı tarafı değersiz hissettirir. İki tarafta yoksa sağlıksız Tek tarafta yoksa zehirli Zehir de sağlıksız zaten Anlayış gücü de çaba gerektirir empati yoksunu birinin de çok çaba sarfedebileceğini zannetmiyorum.
Empati yoksunu olan birisinin gerçek sevgi vermesini kimse bekleyemez. Ama bazı aptallar, empati yoksunu olan "umursamaz" kişilerden etkileniyor. Ortada sence de bir ironi yok mu?
Etkileniyor ama seviyorlar mı? Yoksa o etkilenmenin peşinden gidip heyecan arayışına girip sonrasında da hayal kırıklığı diye üzülüyorlar mi? Halbuki en başından peşlerinde olup ne olduklarını biliyorlardı değişen tek şey yara darbeleri. Değişmeyen şeyse yaralayan kişinin karakteri.
Heyecan arayışına giren insanların karşı taraftaki kişiyi düzeltme, tamir etme kafasına girme durumu gerçekten ironik, aptalca ve özgüvensizce. Bu kişiler bunu başardıklarında ellerine hiç bir şey geçmiyor. Hatta bu tarz aptalların iyi hale getirmeyi başardıkları kötü kişiler, sadece bir noktaya kadar ayıya dayı diyor. Sonrasında tekrar özlerine dönüyorlar. Kötü insan, her zaman kötüdür. Sadece belli başlı sebeplerden dolayı amacına ulaşana kadar rol yapar. Hepsi bu. Onlar gerçekten birini sadakatli bir şekilde sevemezler. Ne kadar denerseler denesinler sonuç yine aynı olacaktır.
Hadi diyelim başardılar: Bununla gösteriş yapmak, insana hiç bir şey katmaz. Bu tarz özgüvensiz aptallar bunu hala anlayamadı, anlayamayacak da.
Ki asıl gerçek alternatife gelelim: Genelde başarısız oluyorlar. Sebebi ortada değil mi?
Ben bu tarz kişilerin, umursamaz kişileri "evlenilecek ve tamamen tatmin edecek, elde tutulması gereken kişi" olarak gördüğünü bilirim. Demek ki "seviyorlar" da.
Aslında bilinen bir gerçek vardır ki, genel olarak kadınlar düzeltebileceği erkekleri seçerler. Çünkü bir şeyleri düzeltme tamamlama iç güdüsü var. Bu da değişmez ama yönetilebilir. Yani dediğin gibi "tamir etmek" denilebilir. Bu içgüdü aptalca değil ama bunu yönetme isteği ile asla başa çıkmayıp tamamen o hissin esiri olup o yönde selden yuvarlanır gibi tepetaklak gitmek asla doğru diyemem. Ellerine bir şey geçmediğini biliyoruz ama onlar bu ihtimale inanmak istemiyor çünkü "düzeltme ihtiyacı daha fazla" her zaman da birinin düzelme imkanı yok ama insanlar bunu görmek istemezler. İnkar ederler içten içe. Kötü bir erkeği iyi bir kadın, iyi bir erkek yapamaz. Ama her zaman ya düzelirse ihtimali ile hatalar yapıyorlar.
Bir noktada özgüven ile alakalı olsa da her zaman bu şekilde ilerlemiyor.
Gösteriş tamamen yetersizlik duygusu yaşayan insanların sergilediği bir hareket. Kendini yeterli bulan biri özellikle bir şeyleri göstermeye çalışmaz. "Sevmiyorlar demiyorum" ama sevmeye çalışmak için O yönde gitmek gerçek bir sevgi de değil.
Doğru bilgi verdiğin yerler de var, yanlış bilgi verdiğin yerler de... Bunu ayrı ayrı yorumlamak gerekirse:
"Aslında bilinen bir gerçek vardır ki, genel olarak kadınlar düzeltebileceği erkekleri seçerler. Çünkü bir şeyleri düzeltme tamamlama iç güdüsü var." Bu bilgideki ilk cümle yanlış. Genel olarak kadınlar "düzeltebileceği erkekleri" seçmezler. "Düzeltebileceğini düşündükleri" ya da direkt "zannettikleri" erkekleri seçerler.
"Bu içgüdü aptalca değil ama bunu yönetme isteği ile asla başa çıkmayıp tamamen o hissin esiri olup o yönde selden yuvarlanır gibi tepetaklak gitmek asla doğru diyemem." Bu bir içgüdü değil. Sadece bir tutku. Çoğu erkeğin nasıl dış görünüşü güzel olan kadınlara karşı tutkusu varsa, bu tarz kadınların çoğunun da bu tarz erkeklere karşı kendine elde etme konusunda bir tutkusu var ve bunun sebebi tensel uyuma kadar bile bağlanabilir. Ayrıca buna katılmıyorum ve hala aptalca olduğunu düşünüyorum; çünkü istisna olan kadınlar nasıl tutkularını kontrol edip akıllıca davranıp akıllıca seçimler yaparak gerçek mutluluğa ulaşabiliyorsa bunu istisna olmayanlar da yapabilir. Bu, onların kendi mantıksız seçimi ve kendi problemi olduğu için aptalca. Burada katıldığım tek yer, çoğu kadının tutkularına kendini fazla kaptırmasının sonuçlarının ağır olduğunu anlamış olduğun kısım.
"Ellerine bir şey geçmediğini biliyoruz ama onlar bu ihtimale inanmak istemiyor çünkü "düzeltme ihtiyacı daha fazla" her zaman da birinin düzelme imkanı yok ama insanlar bunu görmek istemezler. İnkar ederler içten içe. Kötü bir erkeği iyi bir kadın, iyi bir erkek yapamaz." Doğru bilgi.
"Ama her zaman ya düzelirse ihtimali ile hatalar yapıyorlar." Bu hatayı da onlara yaptıran şey, yine o tarz kadınların kendi tutkularına düşkün olması. İyi bir sebebi yok. Tamamen cinsel çıkarcılık.
"Bir noktada özgüven ile alakalı olsa da her zaman bu şekilde ilerlemiyor." Doğru bilgi. Bunların etkenleri sadece özgüvenden ibaret değil.
"Gösteriş tamamen yetersizlik duygusu yaşayan insanların sergilediği bir hareket. Kendini yeterli bulan biri özellikle bir şeyleri göstermeye çalışmaz." Çünkü o ortamda kendisinin yeterli olduğunu bilir ve kendisini kanıtlama ihtiyacı duymaz. Neden duysun ya da neden buna ihtiyaç duysun ayrıca? O kişi kendine yeter. Bu da doğru bilgi.
" "Sevmiyorlar demiyorum" ama sevmeye çalışmak için O yönde gitmek gerçek bir sevgi de değil." İşte gel bir de bunu o aptallara anlat. Tutkulara kapılarak bencilce sevmek ile gerçek anlamda karşındakinin iyiliği için elinden geleni ardına koymuyormuşçasına sevmek arasında dağlar kadar fark var. Ama çoğu kadın, çoğu erkek gibi tutkularına düşkün olduğu için, bu düşkünlüğe bir son vermedikleri sürece asla bunun ayrımını yapamayacaktır.
Düzeltebileceği erkekleri seçer demem zaten o "kadınların düzeltebileceği erkek olduğu" düşüncesiyle Aynı şey Ayrıca iki ayrı durum olduğunu varsaysak bile bunun Sonucu aynı o erkekler düzelmeyecek. Sonuçta aynı olduğu müddetçe düzelteceği birini seçmesiyle düzelteceğini düşündüğü birini seçmesi zaten aynı doğrultu Ama ayrıntı kelime önemliyse sen tabii ki cümleyi toparladın.
Düzeltmesi de zaten mümkün değil bu yüzden bu başlı başına "düzelteceğini zannetmek" ile neredeyse aynı. Bence hem içgüdü hem de tutku sebebi ise içgüdü kavramında da kendine yararı olduğunu sanmaları durumun. Tutku da seni esir alan o hisle devam etme coşkusu gibi Bence hem esir alınmış oluyorlar hem de bir yandan faydalı olacaklarını sanıyorlar. Bu ikisi de birleşince ismi "aptallık" oluyor. Ne erkek ne de kadın ölçünün aşıldığı güçlü isteklere izin verince mutlu olamaz. Genel olarak tutkular mutlu etmek için olab şeyler değilken insanlar tutku sahibi olmayı çok yüce bir şeymişcesine yaşıyorlar. Evet, elde etmekle de ilgisi olabilir. Gözlere zor gelen şeyi birçok kişi cinsiyet farketmeksizin elde etmek ve o şey için savaşmak istiyor. Bu da tabii doğru oldukları anlamına gelmez. Çoğu kişinin yanlış yapması yanlışı yanlış olmaktan da çıkarmaz.
Ben de aptalca olduğunun farkındayım Anlayış veya nedensellikte söz konusu değil çünkü burada. Herkes akıllıca seçimler yapabilecek kadar akıllı değil. Herkes de aptal değil. Yine de görünen o ki aptallık potansiyeli daha fazla sergileniyor. Tutkularına yenik düşen insanların mutlu olduğu nerede görülmüş? Dizilerde mi? Evet ancak.
Herkes bu hataları cinsel çıkarcılık üzerine yapmıyor kimisi gerçekten farkında bile değil bir şeyin. Neye yenik düşüyor olduğunu bilmeyen bile çok insan var.
Sonunda olayı anladın. Ama hala düzeltilmesi gereken bir kaç nokta daha var: "Düzeltebileceği erkekleri seçer demem zaten o "kadınların düzeltebileceği erkek olduğu" düşüncesiyle Aynı şey" Bu aynı şey değil. Farkı şu: Düzeltilebilecek erkek, ortada düzelme potansiyeli olan ve düzelmeye tamamıyla meyilli olan erkektir. Burada bir ihtimal olduğuna dikkat çekerim. Düzeltilebileceği düşünülen erkek ise sadece ortada düzelme potansiyeli olduğu ve düzelmeye tamamıyla meyilli olduğu "düşünülen" erkektir. Yani böyle "düşünülüyor" olması, ortada ihtimal olduğunu göstermez. İşte asıl fark budur.
"Tutkularına yenik düşen insanların mutlu olduğu nerede görülmüş? Dizilerde mi? Evet ancak." Kısmen doğru. Ama şöyle bir nokta daha var: Bir insanın tutkusuz olması, o insanı insan yapmaz. Tutku, her insanda olması gereken ve insanı insan yapan unsurlardan biridir. Ancak burada ima ettiğim durum, tutkulara fazla kapılıp yenik düşmenin insani ve normal bir durum olduğu asla değildir. Burada ima ettiğim şey, o tutkunun bile yeri geldiğinde açığa çıkmasıdır. Örneğin, söz konusu bir kadın; kendisine uyumlu olan, güvenilir ve bunu hak eden bir erkeği hayatına alıp tutkularını ona karşı gösterip ona karşı bununla savunmasız halini gösterirse, o erkek sonrasında uzun vadede ve hatta kadın bu noktada isterse ömürlük vadede asla o kadına zarar verecek, onu hayal kırıklığına ciddi derecede uğratacak, ihanet edecek, sadakatini sarsacak ve ilişkiye kasti olarak zarar verecek bir şey yapmayacaktır. Ancak kadınların çoğunun bu konuda aklını kullanmayarak sadece duyguları ve tutkularıyla eyleme geçmesi, onları hüsrana uğratacaktır; çünkü tutkularını belki karşılamış olsa da o erkek o kadar güvenilir bir tip çıkmayacaktır.
İşte tutkularını yeri geldiğinde serbest bırakıp, bunlara tam olarak yenik düşmeyen ve aklını kullanan kadınların kazandığı nokta budur.
"Herkes bu hataları cinsel çıkarcılık üzerine yapmıyor kimisi gerçekten farkında bile değil bir şeyin. Neye yenik düşüyor olduğunu bilmeyen bile çok insan var." Şimdiye kadar karşılaştığım çoğu, bunu biliyor olmasına rağmen devam etti ve sadece duymak istediklerini duymak istercesine hareket etti. Gerçekleri duymak istemedi.
"Tutkular bencilce ve sevgi de bencillik yoktur. Bu yüzden bu sebeple bile tutku düşkünü birisi zaten mutlu olmayacak bir ilişkide." Tutkular gerçek sevgi içinde yeri geldiğinde kullanılırsa bencilce olmaz. Son cümlende de haklısın.
Düzeltilebilecek erkeklerin ismi zaten düzeltilebilecek erkek değil. Bu yüzden düzelen"düzeltilebilecek" erkek yok. Değişen insan olayı falan hiç girişilmeyecek konular onu bir ilişki değil bir psikolog düzeltir. Bu bizim için de geçerli. İçinde zaten değişme potansiyeli olan kişi değişir ama bunu ilişkideki kişi yapmaz en fazla yoluna ışık tutar. Tutkunun tanımı zaten güçlü istek durumu. istek durumu neye ve nasıl olduğuna bağlı tutkuyu iyi ya da kötü olarak değiştirir.
Güneş doğuyor. Bu sefer ani kaybolma falan yapmayacağım, tamamen sorup gideceğim: Gitmeden önce söylemek istediğin ya da sormak istediğin bir şey var mı?
Benim anlamadığım bir durum yoktu ki zaten bu konuşma esnalarında. Yani zaten anlıyordum sadece cümlelerim dağınık ve kendime ait düşüncelerim de vardı. Bu da anlamadığım anlamında değildi. Tüm konuşmalar esnasında anlmaya çalışıyorum doğru ve yanlışı net görebileyim diye. Sınıf öğretmenimden ders alır gibi hissettiriyorsun ama istediğin buysa eğer tabii sorun yok.
İşte gerçek öğretmen. Bende o yolda doğruları takip edecek bir öğrenci olup bu dersleri hayata geçireceğim. siz merak etmeyin. Ben emekleri boşa çıkarmam. artık bay bay diyorum, ya da görüşürüz. Sizin de artık zamanınız doldu malûm hava aydınlanıyor. Bir dahaki derste görüşürüz. Ben yine sorular soracağım ama..🤯 her zamanki gibi 🦇🙂
Bence olamaz, özellikle bu karakter sahibi olan insanlar herşeyden şüphe duyan hastalıklı insan modeli olduğu için dakika başında kavga kıyamet çıkar, durmadan birbirini yerler belli bir süre sonra kadının çenesinden kurtulmak için erkek her dediğini yapar bu da onun kukla olması demektir.
Sorun olabileceğini düşünüyorum öz güveni yüksek olan birisi genellikle daha rahat olurken öz güveni düşük olan birisi kıskançlık ya da beni sevmiyor mu düşünceleriyle olabilir
bu bir kriter değil ama genelde ilişkide bir taraf daha özgüvenliyken diğer taraf daha az özgüvene sahiptir, iyi yanı eğer özgüveni yüksek olan kişi eşini baskılamaz veya manipüle etmezse diğer taraf kendini güvende hissedip değer gördüğünü anlar bu da özgüveni düşük tarafın özgüveninin artmasını sağlar lakin bunun tam tersi olursa işte kıskançlık krizleri vs gibi problem doğar psikolojiler bozulur ve ilişki laçkalaşır.
Özgüvenli kişinin ilişkiye daha çok faydası oluyor bu durumda. Özgüvenli birisi o ilişkinin dengesini sağlayan kişi olur. Diğer tarafa da vericiliği çoğu zaman o yapıyor. Lâkin özgüvenli olan taraf ilişkide özgüvensiz olan taraf kadar karşısındakine bağlı değilse işler daha zor bir hal alabilir. Ne de olsa iki taraf da birbirini hiçbir zaman eşit sevmez.
aslında özgüvenli kısım kendinden daha çok ödün veriyor, daha alttan alıyor daha fazla karşının isteklerini yapıyor ki ortamı yumuşasın , çiftler birbirine alışsın ama tabii kibirli biri ise bu durum daha kötü bir durum alabilir
Mutluluk bencil bir kavramdır. Karşıdaki kişi için sadece mutluluğa giden bir araçtır. Duygular peyda olunca özgüvenli birisi, özgüvensizliği sorun etmeyecektir.
Ben özgüvene de inanmam hoş da... Herkesin zayıf hissettiği yanlar vardır. Dışarıdan özgüven yumağı görünenlerin içinden aşırı ürkek ve özgüvensiz olduklarına yemin edebilirim ama kanıtlayamam.
Hayatı radikal uçlarda yaşamayı insan doğası için mümkün göremiyorum.