Aslında hepimiz başkalarını teselli etmenin en iyi yolunu ararken zorlanırız, vaktimizin çoğunu kendi ihtiyaç ve duygularımıza verdiğimizden teselli edilmeye ihtiyaç duyan biri karşımıza çıkınca donup kalırız ve ne yapacağımıza emin olamayız. Bir başkasını teselli edebilmemiz için duraklamamız, onunla empati kurmaya bilinçli bir şekilde karar vermemiz, kendi isteklerimizi, ihtiyaçlarımızı ve duygularımızı geçici olarak kenara kaldırmamız gerekir ki bunu yapmak o kadar kolay değil. Teselli etmemiz gereken insan dilerse ağlasın, bağırsın, küfretsin ve tüm bunları yaparken yanındakinin yüzde yüz destek için orada olduğunu bilsin yeter, tüm bunların yanı sıra, sanırım en iyi teselli sıkı sıkı sarılmak.
Bir kişi iyi değilse, üzgünse olabilecek en ılımlı ve olumlu şekilde yanında olmamız yapabileceğimiz en iyi şeydir ona. Hakkında dua edip, elimizden geldiğince de çözüm üretmeye '' gayret etmek '' de kafidir bence. Buna biz '' yanında olmak '' deriz, ki çoğu yapamaz...
Yoksa haklısınız, hiçbir şey hemen buhar olmuyor, yok olmuyor.
Sevgili Cahit Zarifoğlu "bize sözlerimizden çok yüreğimizden anlayan gerek" der. Sözler bazen teselli etmez aksine yaralar, en çetin zamanlarda söylenen en ufacık söz bile araya duvarlar örer. Sarılmak, yanında olduğunu hissettirmek, yüreğinden anladığını göstermek gerek. Yoksa sözler bile zayi olur...