Evet gizlerim. Çünkü bunu benim söylememin bir anlamı yok ki. Kıran kişinin farkına varması lazım. Ama bazıları farkına bile varmıyor. Varmak istemiyor. Sen mesafe koyuyorsun ama o sanıyor ki trip atıyorsun. Önceden çok önemsemezdim, söylerdim neye kırıldığımı. Ama şimdi susuyorum.
Kırıldığım zaman bunu söylerim. İçimde tutmanın bana bir faydası yok. Susup karşımdaki kişinin bunu anlamasını beklemek de sadece zaman kaybı olur. Sonrasında da yine kırmaya devam eder. Buna asla izin vermem. Kimsenin deneme tahtası değilim, kimse değil. Gerektiği yerde konuşmak lazım, bu da o zamanlardan biri.
Saklarım, elimde olmadan yapıyorum bunu fakat ses tonumdan ve suratımdan anında ele veriyorum kendimi. Yine de inatla "yok bir şey" diye geçiştirmeye devam ediyorum çünkü o an cidden asla konuşasım gelmiyor, özellikle bir şeyler üst üste gelmişse ufak bir kendimi çekme durumumda olabiliyor...
Eskiden Kırılır Ama Kıramaz Sonrada İçime Atardım. Sonra Dedim Ki Neden Bu Kötülüğü Kendime Yapıyorum. O Günden Sonraa Herkese Gerektiği Gibi Oldum. Kırılmışsam Belli Ederim Anlamasını Sağlarım. Eğer Anlayıp Gerekeni Yapmazsa, Ona Yaşattığını Yaşatırım Ki Bir Kalbin Hassasiyetini Bilsin.
Görsel çok iyimiş :) Kırıldığım zaman gizlemem karşımda kıran kişiye çötüüüür çötüüüür yapıştırırım hatasını kırılan neden ben olayım sadece paşabahçemiyim aaaa xD
Hep gizledim. Bir kaç kez gösterdikten sonra aslında insanların umursamadığını gördüm, bu yüzden hiç bir duygumu göstermemeye çalışırım. Kırılmayı bırakalı çok oldu. Pek beklenti oluşturmuyorum.
İçe atıp hasta ve huzursuzluk yaşamaktansa güzel bir şekilde söylemek daha güzel. Hem bir yanlış anlama varsa bu ortadan kalkar hem kişi hatasını anlar hemde aradaki bağ güçlenir.