Bağlanmaktan bahsedebilmek için öncelikle kişilerin kendileriyle ilgili olumlu bakış açılarına sahip olmaları gerekiyor. Kendi öz değerlerini, öz güvenlerini kendi içleriyle geliştiren, kendilerini artıları ve eksikleri ile kabullenen, kendilerini değiştirebilme, yenileyebilme becerilerinin farkında, kendileriyle barışık ve kendisini sevebilen insanlar ancak güvenli, dengeli, karşılıklı, sağlıklı bağlar oluşturabilirler.
Öz değer, öz sevgi, öz saygı ve kendine duyduğun güven bir ilişki de her şeydir. Çünkü bir ilişkiyi ilişki yapan öncelikle kendimiz olmaktır. Kendimiz olamadığımız hangi yer bizi mutlu edebilir ki? Bu nedenle bir ilişkiyi ilişki yapan insanın kendi gibi olması, kaygısızca içindekileri yaşayabilmesi ile başlar. Bunu sağlayan tek şeyde kendine duyduğun öz saygı, öz sevgi ve güvendir.
Kendi değerlilik algısını, başkası üzerinden tanımlayan biri sınırlarını kendisi belirleyemez, kendisini koruyamaz. Zarar görmesi de bu yüzdendir. Kendisini seven biri, gördüğü karşılık kadarını verir. Verdiği kadarını ister. İlişkisinde denge hakimdir. İlişkisinde iyiliğin, fedakarlığın değil, adil olmanın peşindedir.
İlişkiler tek yönlü değildir. İki kişinin karşılıklı paylaşımıdır. Kendisine değer veren biri, değerlilik algısını bir başkasında gidermeyi aramaz. Güvende hissetmeyi değil, kendisine duyduğu güveni yaşar. Başkalarıyla sadece hayatı paylaşır, kendi içindeki duyguları yaşar. Dolayısı ile bu hayata ve duygulara eşlik edenler olur, eşlik edemeyenler olur. Bunun için oturup üzülmesini gerektiren pek bir sebep yoktur. Kendisinin farkında olan, kendisini seven ve kendisine değer veren birini ayrılıkla korkutamazsınız. Çünkü ilişkilerinin temel motivesi kaybetme korkusu değil, paylaşmaktan mutluluk duyduğu, hisleri, yaşantısı ve içinden gelerek gösterdiği sevgisidir. Giden ise sadece kendi gider. Çünkü gidenler onun içinden büyük şeyler eksiltmez. Çünkü diğerleri ile sadece paylaşır. Bu nedenle bağlanma korkusu da yaşamaz. Aksine doğru insanları seçmede daha başarılı oldukları için, sağlıklı ve dengeli ilişkiler kurarlar. Gerçekten güvenli, kendi gibi oldukları, anlaşıldığıklarını hissettikleri, karşılık gördükleri uzun ömürlü ve mutlu ilişkileri ve evlilikleri olur. Karşılık görmeyi de karşılık vermeyi de bilirler. Kendilerini her şeyden beslerler ve bunu hayatlarında ki insanla paylaşırlar. İlişkilerine sadıktırlar ve eşlerini her haliyle her zaman beğenir sever ve desteklerler. O nedenle güzel severler, güzel yasarlar. Bağlanmaktan korkmazlar.
Geçen gün ilginç alışveriş yorumlarını okumuştum, bluetooth kulaklık için Türk erkeği gibi bağlanma sorunu var yazmışlar. Dkkf Teknoloji bile bağlanamıyor bazen insanlar normal, ya frekans tutmuyor ya araya başka parazit frekanslar dahil oluyor. 😕
Bence insan kendi kendine ihanet etmek istemez. Mantığımızla düşünürüz. Çoğu kararımızı mantıkla veririz. Mantıklı olmak bizi her zaman üste taşıyan bir mekanizmaya sahiptir. Bağlanmak için ise duygularımız ön plandadır. Duygular insana hem mutluluk verir hemde yanıltıcı bir yapıya sahiptir. Bağlandığımız zaman ve bağlanıp yanıldığımız zaman bağlanmayı suçlarız. Yani neden bunu yaptığımızı? Kendimizi aptal gibi hissederiz ve bize bunu yaptıran ve hemde mutlu hissettiren duygulardır. Hiçbir insan aptal olduğunu düşünmek istemez. Hele de kendi duyguları kendine bunu yaptırıyorsa. O yüzden bağlanmak da duygularımızın yanıltıcı gücünün aksine mantığı ağır basan insanlar bağlanmaktan genel anlamda korkarlar. Çünkü hiç kimse kendine kendi hisleri yüzünden ihanet etmiş olmak istemeyebilir 😄 Oysaki duygularımızı gizlemek bizi daha akıllı yapmaz. Duygularımız ve mantığımız birdir. Birini diğerinden ayırmak yalnızca kişiye acı verir😄
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve genelde de o daha az sever. Çok çabuk vazgeçer ve yaptıkların bir hiç olur kolayca. Bağlandığın zaman birçok şeyi göze alırsın aslında. Unutulmak, ayrılmak, vefa görmemek gibi olumsuzluklar kapında bekler. Sevmek iyidir ama bağlanmak insanın başına gelecek en ağır duygu...
Bu durum tam olarak beni yansıtmış. Bağlanmaktan korkupta kendimi çoktan onun etkisi altında kaldığımı farkederdim. Yani insan severken yok bu sefer bağlanmayacam vs. de dese inanki yine oluyor. Farkında bile olmuyorsun. Bu durumu o kadar çok yaşadım ki halada yaşıyorum, insan cidden korkuyor artık bağlanmaya.
Çünkü o bağlanma kısmına geldiğin an kendini geri çekemiyorsun artık. Sonrası ise hep acı çekerek geçiyor. Uzak durulması kolay olan bir şey değil. Bağlanmamak içinde samimi olmamak lazım yaşadıklarımdan anladığım kadarıyla..
Bazen acı çekmekten bazen de acı vermekten kaçıyorum.. Ne demek istediğimi anlayan azdır.. Bazen karşı tarafı acıtacağımı bildiğim için kendimi geri çekiyorum.. Fakat bazen frenler tutmuyor kahveci.. Keyifli geceler..
Çünkü birine bağlandıkta her geçen gün o insanı kalbine daha yakın görüyorsun, sanki kendini onunla tamamlıyorsun. Ve bir bakmışsın ki, senin yarın o insan olmuş. Ve bir anda o bırakıp giderse yarım kalıyorsun, kalbin kırık oluyor. Geride acı ve kaybedilen zaman kalıyor...
Korkulan şey aslında bağlanmak değildir.. Hissedilenin karşılığının olmama ihtimalidir.. Aynı duygularla bize geleceğinden emin olsak, bu korkumuz olmaz haliyle.. Bunun emarelerini alıyorsak kendimizi frenlemeden bırakıveririz akışın içine.. Sonrasında yıpranmak, kırılmak vardır. Tecrübe etmişizdir bunu ve artık sabrımız kalmamıştır aynı yerden hasar görmeye..
2
0 Yorumla
Gizli Üye
(30-35)
+1 yıl
İnsanlar bağlanmaktan mı korkar? Yoksa bağlanıp terkedilmekten mi? Asıl korkulan hangisi yani? Yoksa bağlanacak kadar birine kendini açmaktan mı korkar? Kendini tamamiyle kendi gibi tanıttığında sevilmeyeceğine inandığından mı uzak durur bağlanmaktan?
1
1 Yorumla
Cevap sahibi
+1 yıl
İnsanlar sevmekten değil o sevgi gittiğinde acı çekmekten korkar…. Acıya rağmen hayatı yaşayanlar görür güzeli de…
Bağlandığımız zaman kaybetmekten korkar, kaybetmekten korkunca da çoğu şeyden ödün veririz. Aklımızla değil karşımızdaki kişiye olan zaafımızla hareket ederiz. Alçaldıkca alçalırız kısacası. * seni birini sevmek yok daha da
Bağlandığı kişi eğer bir gün çekip giderse onu toplayacak, döndürebilirse eski haline döndürecek kişi yine kendisi olduğu içindir. Hele bir de önceden kendi elleriyle söktüğü tuğlaları tekrardan en sıfırdan inşa ettiyse zor çünkü o acıyı bilir.
Geçmişde kötü bir tecrübe başından geçtiyse korkar bide akıllı bir insan olup gençliğin bidaha geri gelmeyeceğini bildiği için hayatın tadını çıkarır ve belli bir yaşa kadar kendini böyle olaylara kaptirmamaya odaklamıştır.
Tekrar bağlanıp aynı acıları yaşamaktan korkar bence. Hayat böyle oldu, üzüle üzüle yıkıla yıkıla kalkmayı öğrenmeli insan kalkmayanlar geçmişe bakıp bir sigara yakıyorlar 🚬 ama geçmiş onlara bakar mı, asla!
vücud mekanizması doğal olarak tekrar zarar görmemek için yapıyor bunu olması gayet doğal ama zeka bu olayları aşmakta ve takılmamaktadır yani kişiden kişiye bağlılık korkusu değişir
Sonunda ağzına edilme gerçeği var. Senin kopmaz dediğinin karşı taraf için pamuk ipliği de olabilecek olmasınï da promosyon olarak veriyorlar hiç mi hic gerek yok.
Bağlanmaktan korktugunu söyleyen kadınsa acı çekmek istemedi için olabilir erkek diyorsa bağlı kalmak istemiyodur kimseye her çiçekten bal alrm hesabı..
Bağlanmak özgürlüğü kisitlamadir. Hiçbir insan özgürlüğünün elinden alınmasını istemez. Ait olunmadan yasanilmali. İşte o zaman her şey cesurca ve korkusuzca olur.
Eğer onlar giderse korkusu sonrasında nasıl onlarsız yaparım korkusu, hele ki daha önce böyle bir şey yaşamışsa daha da çok korkarlar tekrar aynı acıyı yaşamaktan.