İlişkilerin büyük risk faktörlerinden biri de bağlanmak aşamasıdır. Bağlanmaktan mütemadiyen korkuyorsanız, en büyük fobiniz halini alacaksa bağlanmayın olsun bitsin. Her insanı hayatınızın merkezine tam orta göbeğine yerleştirmeyin. Hayat; anlardan ibarettir ve bazı insanlar sadece o an değerlidir veya güzeldir. Küçük ya da büyük, uzun ya da kısa; her ne olursa olsun o anların tadını çıkarın ve yolunuza bakın. Büyük resme odaklanmayı asla unutmayın; siz de karşınızdaki insanın gözünde öylesiniz çünkü. Sadece o an güzelsiniz ve değerlisiniz. Hatta belki de değilsiniz bunu bilemezsiniz. Bazı şeyleri tadında ve yerinde bırakmak gerekir; yemekler ilk yapıldığında lezzetlidir ama ısıtıp ısıtıp yerseniz tadı kaçabilir.
İnsanlara bağlanmaktan korkmak, insanların umudu, düşü çokken, tek tabancayken, tek tabanca kalmak istiyorken, sanki herhangi biri bireysel olarak ulaşmak istediklerimize artık ulaşmak istemememize ya da ulaşamamamıza neden olacakmış gibi düşünerek sahip oldukları bir duygudur. Genele bakacak olursak yirmilerin sonuna kadar sürer bu duygu; zaman içerisinde yerini az çok kendine benzeyen ya da uyan insanlara bağlanmayı bırakır kişi. Hayatın çetin ceviz bir zorluğu olduğunu anlar, insan hayatta kalmak için, direnmek için ve dışarıdaki keskin yüzlü rekabetten, acımasızlıktan korunmak için şefkat aramaya başlar çabucak. Yirmilerin sonu ve otuzların başına tekabül eden bu aralıkta kişi birilerine bağlanabilir. Artık korkacağı bir şeyler yoktur ne de olsa korkunç şeyleri görmüştür. Güvenlice bağlanır, bundan sonrası için o dışarıdaki acımasız rekabet ortamına alışmakla geçer her şey. Ve orada hayatta kalmayı başarır. İlerlemek olağandır, lakin yeniden kişisel düşler görmeye başlanabilir, yeniden yalnız olmak istenebilir. O vakit işler biraz sarpa sarabilir; çünkü bu çok bilinmeyenli bir denklem halini almıştır artık. Belki de bu nedenle bağlanmaktan korkmak iyi bir şeydir gibi düşünülebilir. Korkusuzca bağlanırsanız, sonra sıkıldığınız vakitlerde işler daha zora koşar. Bu sefer dengenizi kaybetmekten korkarsınız, bağlar olmadan yürümekten. Hem düşünün ki bağları koparsanız bile bilekleriniz iplerin kestiği yerlerden acımaya devam edecektir.
Kolay bağlanıp zor vazgeçenlerden misiniz yoksa bağlanmaktan korkanlardan mısınız?
Bağlanmaktan korkmayan ama bağlandığından da zor kopmayanlardanım. Bağlanmanın gerekli olduğunu düşünüyorum insan hayatında. İnsan hayatında evet yalnızlığın belli bir yerde olması gerektiğini düşünen ama kalıcı yalnızlığı sevmeyen ve desteklemeyen biriyim ben. Hayatımızda güvendiğimiz ve bağlılık duyduğumuz insanlar bize güç verir. Düştüğümüzde, üzüldüğümüzde, sinirlendiğimizde sığınabileceğimiz bağlılıkta kişilerin olması gerektiğini düşünüyorum. Bağlanmaktan neden korkulur olayına da değineyim. Bağlanmak bir noktada insana sorumluluk getiriyor. Bağlı olduğun kişinin sorumluluğunu da alıyorsun bir miktar. Onunla vakit geçiriyor, onunla konuşuyor bazen onun derdini yükleniyorsun üzerine. Bunlar sorumluluktur en nihayetinde. Onun dışında diğer etkense insanların bu bağlılığın bitmesinden korkması. Hayatımızda yer alan insanlar maalesef ki hep gitme ihtimali, hayatımızdan çıkma ihtimali olan kişilerden. Bu da insanları korkutuyor ve onunlayken mutlu olduğu kişilerden kopunca onu saracak olan mutsuzluktan korktuğu için aslında bağlanmaktan korkuyor. Bense bağlanmaktan korkmayıp, hatta kolay bağlananlardanım. Epey bağlı olsam da o kişiyle bağımı koparttığımda ondan kopmak ve onun yokluğuna alışmak zor olmaz.
Hayal kırıklığına ve ihanete uğramak korkusu beraberinde bağlanma korkusunu da getiriyor. Bir insana ne kadar gözü kapalı güvenip kendini ona teslim edersen o kadar yaptığı en ufak bir hatada sarsılırsın. Ben çok zor güvenirim, bir insana bağlanmam imkansıza yakındır. Üzülmemek adına biraz mesafeli olmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.
Çünkü terk edilme korkumuz var içten içe. Hani bağlanmazsan ve terk edilirsen “canı cehenneme” der yoluna bakarsın. Asla umursamazsın bile. Ama peki ya bağlandıysan? Gelsin depresyonlar, gitsin öz güvenler
Benim korkum baglanmaktan ziyade baglandiktan sonrasiyla ilgili. Baglandin sevdin deger verdin vs bunlar cok güzel kiymetli seyler. Ama sonrasinda iliski bitebilir. Ya da ortaya baska seyler cikabilir. Düzgünce bitmesine yine razıyım. beni yaralayacak bitirmesinden korktugum için baglanmaya da korkuyorum. belki en bastan olumsuz kotumser düşünmek de benim hatam. Ama elimden geldiğince mantıklı olmaya calisiyorum. Belki böyle daha az üzülürüm umuduyla..
Farkettim de birisine seni seviyorum, değer veriyorum, benim için önemlisin, sana zarar gelmesini istemem.. gibi cümleler kurulduğu an büyü bozuluyor sanki ve hissiyatlarımızı aşk ya da dostluk farketmeksizin söylemek istemiyoruz. Eski cazibesini kaybediyor çünkü. Bir insana bağlamaktansa kitaplarıma bakım ürünlerime temizlik malzemelerime değer veririm daha iyi en azından üzmüyor ve değişmiyorlar.
şu an tam olarak benden bahsediyorsunuz. O kadar çabuk alışıyorum ki bir bakıyorum kendimi bir cenderenin içinde buluyorum. Hatta alevler aliyorumda haberim yok. Ve en önemlisi de vazgeçmek öyle zor ki ama tabi bunu karşı tarafa hissettirmeden ne kadar zor olsa da
Kolay bağlanmam ama bağlanırsam da zor vazgeçerim tabi çok büyük nedenler olmadığı sürece 'ihanet, kandırılmak...' gibi. Ayrıca bağlanmaktan korkan insanların geçmişte yaşadığı acı tecrübeler de olabilir bu yüzden anlayış gösterilmelidir ve bu süreçte yanında olunmalıdır..
Bağlanmaktan değil kaybetmektendir asıl korkumuz çünkü birçok insanı hayatımızda önemli bir yere koyduktan bir süre sonra o insan ya bilerek ya da elinde olmayan imkanlardan dolayı bizi bırakıp gider bizim kendi içimizde ona ayırdığımız yeri de söküp götürür biz tam da bundan korkarız
Çünkü terkedilmekten korkarız. Sonunun yine kötü sonla biteceğini sanırız ki ben bu konuda yanılmıyorum. Sevdiği adama bağlandım o bıraktı, en yakın arkadaşımla aram iyiydi o kazık attı. Ee bu durumda insan neden korkmasın ki
Çünkü o da herkes gibi olacaktır eninde sonunda. O da gidicek birgün ya isteyerek ya da istemeyerek. Ne kadar seversensen ya da ne kadar severse sevsin tanışmışlığın üstünden ne kadar yıllar geçerse geçsin bu böyleymiş.
Bağlanmak korkunç. Çünkü bir insan bağlanırsa yapmayacağı şey çok az olabiliyor tabii bu bağlılık derecesine bağlı. Kesinlikle bağlanmak en sonunda acı çektirir.
Çünkü hayatımıza giren insanların çoğu geldikleri gibi gittiği için bağlandığımız insanın da gideceğini düşünürüz. O giderse de boşluğa düşeceğimizi biliriz. Kim bile bile mutsuz olmak ister ki?
Bence birine baglanmaktan korkmuyoruz. İnsan hayatlarinda birine enaz birkez baglaniyor ve sonra yari yolda kalinca ondan sonra kimseye bağlanmak istemiyor.
Alışmak yine bir nebze daha iyi. Bağlanmak oldukça kötü ve çaresiz bir durum. İnsan sadece kendisine bağlanmalı bence. Kendisinden daha değerli kimse olmadığını farkına varmalı.
Sonumda ya bağlandığımız kişi bizi diğerleri gibi üzerse kalp kırarsa ve hayal kırıklığına uğrarırsa diye baita uzak kalmayı tercih ederiz. Sonuç gene hüsran😔
İnsan bağlanmaktan neden korkar? Geçmişinde bir kere aşırı bağlanıp hayal kırıklığına uğradıysa bundan sonra her ilişkisine temkinli yaklaşır. Bir çeşit savunma mekanizması.
Aşkın yalnız kalmayı bilmeyen... Yani, çok komik insanlar hep aşkın ne kadar çıkarsız özverili bir şey olduğundan bahseder ama bence bundan daha bencilce bir şey yok
Kişilik & Karakter konusunda 26,4b cevap paylaştı.
Birine bağlanmam. Insnaların korkma sebebi ise o giderse naparım ben bu yüzden korkarlar hayatlarının merkezine koydukları için o kişiyi bağlanırlarsa halat koparsa onlarsa hayattan kopar
Ben çok korkmuyorum bağlanmak isteği çok güzel bir duygu zaten her önüne gelene hissedilen bir şey değil. O yüzden hissetmişken de sonu hüsran olsa bile sonuna kadar yaşamak isterim bu duyguyu.