Cemal Süreya'nın kaleminden kağıda dökülen, belki aşkın en can yakan en içinden çıkılmaz anını anlatıyor. İlk duyduğunda deliyor gibi sanki ben yaşadım, ben aşık oldum, ben sevdim, ben kaybettim gibi...
Sahiplenmenin ölçüsünü teslimiyete bırakmış yitik bir kalp O' nun peşinden bakakalan, uzansa dokunacak kadar yakın ama bir o kadar uzak. Onursuz ne demek? İnsan aşkı için onurunu, gururunu pervasızca değer bilmeyen ya da senin baktığın gözle göremeyen, senin bıraktığın yerde hiç bir zaman olamayacak, senin dokunduğun gibi en ücra köşesine dokundurmayacak, hem gitmek isteyip hem kalamayacak, kalsa da aynı nokta da bir pergelin iz düşümü gibi sen aynı nokta da, kendi etrafında dönerken acı çekerek seni sadece uzaktan izleyecek bir bir nefes için kırmızı halı misali ayaklar altına serebilir mi? Cemal elde etti belki Tomris' i ama ruhuna dokunamadı...
Ayışığında oturuyorduk
Bileğinden öptüm seni,Sonra ayakta öptüm
Dudağından öptüm seni,Kapı aralığında öptüm
Soluğundan öptüm seniBahçede çocuklar vardı
Çocuğundan öptüm seni,Evime götürdüm yatağımda
Kasığından öptüm seniBaşka evlerde karşılaştık
İliğinden öptüm seni...
Bam teline dokunması...

Yankı gibi zanneder belki, ne kadar şiddetli bağırırsa o kadar yüksek, o kadar şiddetli tırmalaya tırmalaya, acıta acıta geri dönecek. Bilinmezin zamanında faydasızı aramak mümkün mü? Değil! Oysa, bilinmezin ne olduğunu bulmaya çalışmak mı aptalca yoksa bulamayacağını bile bile aramaya çalışmak mı?
Belki geri döneceğini sandığı ses onun tınısını aradığı, bam telinin en muhteşem sesi değildi. Belki de benliği defalarca o sesi aramak, bulmak için her defasında tekrar tekrar dokunduğu o mayhoş ritme alışmıştı. O'na aşkı hissettiren, bam telinden çıkan sesi duymak değil belki, o sesi aramak için yitirdiği zaman, emek, istek, o sesi duymak uğruna diğer seslere duymazdan gelmek, kapatmak benliğini, o sesi duymak için mücadele vermek. Olmadı, olmuyor...Keşke kopsa atabilse sazını bir kenara, en azından mücadele etmez insan, umut etmez. Ama öylece duruyor işte, sanki her seferinde gel beni bul diyerek karalar giydiği libasıyla yaslanmış gönül duvarına...
Aşk sebep değil sonuçtur...

İdrak edebilir mi insan, sonucunu bile bile bir yolda arkasına bakmadan yürüyebilir mi? Hani sonucu bilyorum dersin ya, sebep ne olursa olsun önemi yok. Aslında sebep değilmidir sonucu düşündüren? Aynaya bakmadan yansımasını görebilir mi insan? Hayır...
Tam kıyısına gelip beni de al demek ne kadar zor olmalı. Sonucu bildiği yolda yürümek ne büyük çaresizlik aslında. Ruhun çığlık çığlığa bağırırken sadece susmak, bu çığlık içinde aradığın, çarpıp geri döneceğini zannettiğin sesin yankısında boğulmak...
Sebebi yoksa yoktur, olmayanı aramaya çalışmaktır belki de yoran, bazen sadece susmak gerekir, Bağıra bağıra susmak...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar