Yoğurdu Üfleyerek Yiyenlerin Yalanı: Ben Aşka İnanmıyorum!

Ne büyük umutlarla bağlanmıştık oysa. İlk görüş, ilk bakış, ilk aşk... Yağmurlu bir günde, hani filmlerde olur ya iki genç çarpışır yere kitaplarını düşürür sonra birlikte eğilirler. Ve işte o an ilk elektrik. Sonrasında az çok tahmin ederiz hikayenin gerisini. Mutlu sonla bitmese de tutkulu bir aşk beklerler onları. Bir daha öyle sevebilirler mi? Bir daha aynı ritmi bulur mu kalp?

Bir sonraki durak ayrılıktır belki. Gece sabaha kadar içinin yangını sarmayacaktır artık kadını. Özlem olmayacaktır cam kenarında uykusuz gecelerine arkadaş. Bu kez sadece uyku ilaçları vardır elinde. "Uyusam da bu tekrar uyansam yeni bir güne onun sesiyle"...

Dilinde dualar, kalbinde hiç geçmeyecek bir acı, vücudunun her zerresi kağıt kesiğinden beter acılar içinde...

Unutmak istiyorum ve bir daha hatırlamamak...

Yoğurdu Üfleyerek Yiyenlerin Yalanı: Ben Aşka İnanmıyorum!

Sözler boşuna verilmiş, asla gerçekleşmeyecek hayallerimizi düşlerimizle süsleyip avuçlarımıza bırakmışız, haberimiz yok. O an yürekler suskun, diller lâl, gözler kör... Neydi bu kadar acizleştiren, bu kadar gerçeklere kör bakmamıza sebep? Yük ağır, artık çaresizlik var gözlerimizde. "Olmayacak, bırakalım" dediği an geliyor gözünün önüne kadının, yine o bilindik his, boğazında koca bir düğüm yine uyanmak istemediği bir hayalden bu cümlenin beyin duvarlarına çarparak oluşturduğu uğultu...

Yorgunum, dinlenmek istiyorum...

Yoğurdu Üfleyerek Yiyenlerin Yalanı: Ben Aşka İnanmıyorum!

Kaç gece uykusuz geçti kim bilir? Kaç gece özlem? Kaç gece çaresizlik? Artık beden değil yorgun olan. Ne yüzünde ki solgun ifade, ne gözlerindeki anlamsız bakışlar. Kimseyi görmek kimseyi işitmek istemeyen bir kadın...

Artık toparlanma zamanı...

Yoğurdu Üfleyerek Yiyenlerin Yalanı: Ben Aşka İnanmıyorum!

Zaman ilaç olmuyor belki ama gerçekleri birer birer seriyor, o an görmeyen kadının gözlerinin önüne. Terk edilişinin 5. Ayından sonra anlıyor ki sebep aslında ağlarken kendisine peçete uzatan, yaslanacak omza ihtiyaç duyduğunda her an hazır kıta kapısında bekleyen "Kanki"sinden başkası değil. Bunu ona yaptıran vicdan mı yoksa acıma duygusu mu? Evet kadın gerçekten acınacak haldeydi...

Aşk yakışanda güzel duran...

Yoğurdu Üfleyerek Yiyenlerin Yalanı: Ben Aşka İnanmıyorum!

Geçti artık, bir kasırga gibi kadının içinde ne varsa aldı götürdü. Kim inandırabilir artık onu aşkın saflığına? Dostluğun merhametten ötesi olması gerektiğine?.. İyileşti, hala da devam ediyor, bir daha eskisi gibi güvenir mi? Hayır ama o yine de bir gün, aşkın tekrar kapısını yakışacak beden de çalacağını biliyor. Bu inanç belki de ayakta tutan kadını. Kim bilir?...

Aşk'la...

Yoğurdu Üfleyerek Yiyenlerin Yalanı: Ben Aşka İnanmıyorum!
Cevapla