"İnsan, uğruna emek harcadığı şeyi sever ve insan sevdiği şey için emek harcar. Bir ilişkide çaba yoksa, o ilişki hiçbir zaman meyve vermez"
diyor Erich Fromm. Ve Oscar Wilde da;
Hayat her şeyi fena halde pahalıya satıyor; bizler de en uğursuz, ruhsuz sırlarına korkunç ve sonsuz bir bedel ödüyoruz"
diyor. Çelişkilere gel.
Fromm' un meyve bahçelerinden bir tek meyve koparamayan biri olarak, çabalarımın yetersiz olup olmadığını sorgulamaya başladım yeniden. Bunu yaparken, ilişki adına kastettiği şeyin sadece aşka dair bir çaba ve meyve olup olmadığından emin olamasam da, aşkın yanına iş, arkadaşlık, dostluk, hayvan, bitki, aklınıza ne geliyorsa işte, topunu eklediğimde bile, topun ağzında kendimi görüyorum hep. Toplu sonuç; ne denli çaba harcarsan harca, ilişkilerin tümünde toplu tüfekli bir savaş hali ve mutlak mağlubiyet.
Aşktan umduğunu bulamıyorsun, işin ucuza gidiyor, arkadaşlık desen herkesin sazı ayrı telden çalıyor, dost dediklerin dostluk anlayışının yanına bile yaklaşamıyorlar, derinden bağlı olduğun köpeğin dişi bir köpek bulduğu an seni satıyor, gözün gibi baktığın çiçekle bir gün konuşmasan boyun büküyor. Al sana ilişki. Kendini her şeyinle O' nun avuçlarına bıraksan da, O, avuçlarını açmakla kalmıyor, bir de üflüyor en güçlü nefesiyle seni. Kendinden en uzağına düşesin diye. O' nun olmadığı her yerde olasın diye.
"Seven yanlarımı çürüttüler benim" dedi kadın
"Ruhsuz bir adam sevmişim bilemedim. Bir kemik yığınıymış meğer. Yıllarımı verdim ruh bulsun diye. Olmadı."
İşte tam da bu yüzden Wilde' cıyım ben. Hayat gerçekten çok pahalı ve ödediğimiz bedeller hiç de öyle hafife alınacak cinsten değil. Emek ile meyve yemek ha? Hadi ordan!
Tamam. Elbette ilişkilerin sırrına erişmek için emek harcamak gerek. Özellikle aşk için. Kaybetmemek ya da kazanmak adına. Ne denli tutarsız, ne denli ruhsuz, ne denli uğursuz, ne denli korkunç olduğunu bilmeden. Ruhsuz bir adam yüzünden ruhunu kaybeden, seven yanları çürüyen o kadına karşı ben. Peki ya ben ne istedim?
Bir kadın istedim yağmur gibi olsun
Yağmur gibi olabilir miydi bir kadın? Olsun istedim işte. Şöyle iliklerime kadar işlesin sağanak sağanak. Şiirler yazdırsın bana toprak kokulu. Sadece bedenim değil, tenimin her hücresi sırılsıklam olsun. Gözyaşıma karışsın ağladığımda. Gülümseyebildiğimde dudaklarıma dokunsun. Terime karışsın çılgınca sevişmelerimizde.
Olabilir miydi bir kadın yağmur gibi? Olsun istedim işte. Bir tel saçıma dokunduğunda bir damlası bile, her yanım titresin. İçim içime sığmazlarımla dans edebileyim alaimisema eşliğinde. Yüzümü okşasın bazen çiy çiy şebnem olup, avuçlarıma dolsun bazen apaz apaz.
Yağmurdan kaçanlardan olmadım hiç. Kaçılır mı yağmurdan? Kaçmazdım yağmur olsaydı bir kadın, ondan da kaçmazdım.
Yağmuru düşleyin şimdi bir kadınmış gibi
Yağmur yağdığını düşünün şimdi. Şöyle ne sağanak, ne serpiştiren. Adam akıllı bir yağmur işte. Ruhunuza neler kattığını düşünün. Hiç öfkelenmediğinizi hatırlayın mesela, hatta tüm öfkenizi alıp götürdüğünü. Ateş bastığında her yanınız nasıl serinlediğinizi. Saçlarınızdan süzülürken kirpiklerinize ve sonrasında dudaklarınıza, kuruyan dudaklarınızı nasıl ıslattığını. İliklerinize kadar ıslandığınızda nasıl sizi sarıp sarmaladığını. Vücudunuza yapışan elbiselerinizi düşünün mesela. Teninize her dokunduğunda yaşadığınız ürpertiyi. Çıplak ayak attığınız her adımda, ayak uçlarınızdan tepenize kadar nasıl bir haz aldığınızı.
Yağmuru düşünün şimdi. Camın ardında izlediğiniz. Baş döndüren bir kadını izler gibi. Sıcacık bir kahve eşliğinde. Ya da ne bileyim bir kadeh kırmızı şarap elinizde. İçinize huzur veren bir ses sokakta. Akşamüstü mesela. Sokak lambaları altında. Pencere kenarından elinizi uzatıp, dokunmak için ne denli heveslendiğinizi. Başınızı uzatıp gökyüzüne, dudaklarınıza dokunan her zerresini.
Yağmur gibi olabilir miydi bir kadın?
Bazen her şeyi görmek için gözler yetmiyor öyle değil mi? Kadınların en güçlü olduğu zaman, kendilerini zaaflarıyla silahlandırdıkları zamandır. ( Irene Cao )
"Bir kadın istedim 'Yağmur' gibi olsun"... Lakin, Yağmur'a "Bulut" gerek. Peki "Bulut" olabildin mi? Yağmur' a Su gerek, Güneş gerek, Rüzgar gerek, Toprak gerek. Hangi biri olabildikte "Yağmur" gibi bir kadın bulamadık. Yahut tam aksi, Hangi biri olamadıkta "Yağmur gibi bir kadın" olamadınız. "Kadından, Kendisinde olmayanı isteriz. Hasret yerinde kalır, ve biz çekip gideriz." Demiş Necip Fazıl...
Kadın adamı çok sevdi adamsa sever gibi yaptı bir gece karıştılar birbirlerinin bedenlerine kadın için çok güzeldi bu duygu ama adam onu kullanmıştı kırık bir eşya gibi çöpe attı kadının kalbini arkadaşları adamı tebrik etti adam erkek olmuştu kadınsa ağladı yalnizliğina kullanılmışlığına kırık gruruna adama erkek dediler kadına fahişe bir gün buldular kadını nehrin kenarında tertemîz ve duru... adam ağladı haline ama artık çok geçti Bulamadı bir daha kadını hiçbir zaman bulamadı Yazılarına bile aşık olunacak adamsın senin yağmurun çok şanslı
Yıllar önce tek bir aşk vardı adamın hayatında. Yüreğine mıh gibi kazıdığı. O büyük aşkını elleriyle toprağa vermişti. Çok uzun yıllar sonra adam bir kadını öyle sevdi öyle sevdi ki, sadece onunla nefes alabiliyordu yeniden. Yıllar önce kaybettiği ne varsa yeniden bulmuştu onunla. Aşka, sevgiye, tutkuya dair ne varsa. İnanmadı başlarda. "Doğru olmaz" diye düşündü. Sonra kapıldı seline. İnanmak, güvenmek istedi. Bu tutkuya ihtiyacı vardı. İnanmaya ihtiyacı. Uzattı elini uzanan ele hiç düşünmeden. Avuçlarının içine bıraktı kendini. "İşte" dedi. "İşte yeniden renklendi hayat. Yeniden açtı gök kuşağı. Yeniden nefes alabiliyorum." Zaman sonra koca bir oyunun eğlencelik bir parçası olduğunu öğrendi adam. Yıkıldı. Soluksuz kaldı. Kapkara bulutlar sardı gökkuşağının yerini. Sadece yağmur kaldı göz kapaklarında. Yağmur sandığı için tenine dokunan her damlayı. Teşekkür ederim iltifatınız için. :)
Hayatın çilesi binmişti adamın omuzlarına sevdikleri değer verdikleri ölüyordu teker teker sevmeye korkuyordu adam kaybedeceğim korkusuyla önce biricik annesini kaybetmişti canından çok sevdiği sonra babasını ve kardeşlerini ölüyordu adam içteçeyakarıyordu Tanrı'ya bu acıya son vermesi için deniyordu ama beceremiyordu ya ailesi onun bu yaptığını görseydi dayanamıyordu canı yanıyordu eriyordu zaman geçtikçe Ona huzur veren tek şey yağmurdu tenine usul usul hızlı hızlı deyen yağmur... Yine birgün yağmurla yürüyordu adam ağlıyordu sessizce taki onu görene kadar duvarın dibine çökmüş saçları sırılsıklamdı yağmurdan. kafasını dizlerine gömmüştü ıslanan elbiseleri vücuduna yapışmıştısessiz sakin bekliyordu adam acıdı yanına gitti ve montunu çıkarıp kızın omuzlarına koydu ardından yanına oturdu sordu neler yaşadığını kız başını kaldırdı dizlerinden dönüp adama baktı o anda aşık olmuşlardı kızın yaşadıklarıadamdan farksızdı bağlandılar birbirlerineaşıkoldular
Birbirleri için yaşadılar tek. yalnız hayat son kozunu oynamamıştı göstermişti yine acı yüzünü ve almıştı kızın canını adam yaşama sebebini kaybedince yeniden kahroldu unutamıyordu yağmurun sahte geliyordu her şey dayanamadı ve bir gün kızla sürekli buluştukları uçurumun kenarına geldi yapacaktı ona kavuşmalıydı yağmur çoktan başlamıştı sevgilisi onu çağırıyordu ve bedenini boşluğa bıraktı çektiği acılar son bulmuştu artık çünkü sevgilisi ona uzanıyordu onu tekrardan görmüştü kapattı gözlerini adam ve yağmurun tenine değmesini bekledi
Insanı sırılsıklam eden tek bir yağmur vardır o yağmurdanda kaçmamalı iliklerine kadar ıslanmalısın ve sen onun hangi yağmur olduğunu bilemezsin belki en yakınındır o yağmur ama sen farkedemezsin keşke bilebilseydik hangi yağmurda ıslanacağımızı ama size hak veriyorum hayat devam ediyor yağmurumuzu kaçırsak bile
Sevgi neydi? Sevgi emekti... Bir ev gibj düşünelim önce yavaş yavaş temelini kurarsın emeklerinle evi oluşturmaya calisirsin sonra bir bakarsın ki yanlış arsaya ev yapmışsin hüsrana uğrarsin... Sonuç emek vermeden ilmek ilmek olusturmazsan sağanak yağmurda islanamazsin. ..
Yağmur gibi bir kadın olmayı mı beceremedik yahut yağmur olduk da yağmurdan kaçanlara mı tutulduk, bilemiyorum:) Kadın yağmur olmalı, erkekler de bir o kadar yağmura aşık. Öyle değil mi? Yoksa ne anlamı var ki.. Güzel adamsın. Kalemin de pek kuvvetli, yine yaptın yapacağını :))))) Emeğine sağlık.
Wooaw dedim okuyunca çok çok fazla güzel ama şu da var her insan yağmuru ıslanmayı gerçekten seviyormu sevmiyor ama mecbur şemsiyesi yok sırılsıklam olmuş ama duygusuz nalet ediyor yağmura peki böyle bir durumda kadının yağmur olması ne kadar anlamlı? Her yağmur kendisini hak eden bir toprağa ulaşıp içine işleyemiyor ki!
Bazen kasırgayla gelir yağmur, bazen fırtınayla. Kiminde lodosun ardına gizlenir, kiminde ılık bir meltem sonrası. Ama ille de toprağa düşer. Önemli olan toprağın verimi, yağmurun şiddeti değil midir? Ne yağmur bilir toprakta filiz olacağını, ne toprak bilir ne kadar yağmur yağacağını. :) Anladınız siz beni. ;)
Yağmur olur da bir kadın, yağmurun kıymetini bilmez insan.. kuraklık başlar o vakit.. her gün yağmur duasına da çıksan solar çiçekler ve çatlar toprak.. taşlar bile ufalanır, başını taştan taşa vursan ne yazar.. Güzel bir yazıydı, gönlünüze sağlık..
Önemli olan aynı fikirde olmak değil ki. Düşünceleri doğru cümlelerle aktarabilmek. Yaşanmışlıklarımız kurdurur cümleleri bize. Siz yaşanmışlığınızı hissettirebildiniz doğru ifade ile :)
Çok güzel bir bence olmuş, yüreğe değdi. emeğinize ve yüreğinize sağlık. yağmur yürekli kadınları sevmeyi her erkek hakedemiyor maalesef. bir damla misali altına düşerse güzelde, demire düşerse paslanıyor işte...
Hiçlikte arayınca ben bulunuyorsa yağmuru da güneşte aramak gerekmez mi? En başta her şeyin özü kendimiziz zaten. O yüzden kadın anlamasını bilene çok şeydir fakat anlamayı ögrenene tek bir şey; kayıp. Emeğinize sağlık.
Başkaları tarafından işlenmiş irmekleri senin her yeni kişide yeniden işlemen gerekir istediğin saflığa ulaşması için'se doğru Ham maddeyi bulman , imkansızı sever insan zor olanı , 4-4 lük değildir hiçbir zaman hiçbir şey o halde imkansızı bulmaya çalışmak gibidir bir insan'dan temelini kurduğunuz gibi bir ilişkinin yükselmesi..
En İyi Cevaplar