Bilinçaltı Nedir ? ve Bilinçaltı Oyunları
Bilinçaltı, bilinçdışı çalışan ve duyguları/refleksleri depolayan bir nevi insanın iç yazılımıdır diyebiliriz. Diyelim ki 5 yaşında bir kızsınız ve diyelim yediğiniz fazla börekten dolayı cezalandırıldınız. O an hissettiğiniz duyguları o küçük bedenin sınırlı bilinci kaldıramaz ve bilinçaltına iter. Bir sonraki börek olayında da bilinçaltı bir önceki yaşadığınız durumu tetikler ve size "Börek tehlikeli!" mesajını bilince gönderir ve ister istemez siz ve börek arasına blok koyar halbuki "Börek" cansız bir varlıktır onun sizin üzerinizde yaptırımı yoktur fakat size bu olayı yaşatan kişinin vasıtasıyla o börekle aranıza bir uçurum açılır. O kişi özellikle "Anne" ve "Baba" nız ise olayı onlara mâl etmek yerine "Böreğe" yükleyerek "Yaşama" refleksini korur ve bunu da garantiye almak için bilinçaltıyla ortak çalışırsınız.

Bilinçaltı oyunları çok tehlikelidir. Siz istemeden size bir şeyler yaptırmak isteyebilir. Örneğin ; Diyelim anneniz sizin için kötü bir rol model ve siz bir kızsınız. Bakıyorsunuz babanız annenize el kaldırıyor ve aşırı kısıtlıyor. İçten içe yanlış olduğunu düşünüyor ve babanıza da annenize de öfke duyarak büyüyorsunuz. Böyle böyle yıllar geçiyor ve bilinçaltınız + kişiliğiniz farkında olmadan yıllar yılı bir şey depoluyor ve bilinçaltı size şunu söylüyor "Eğer annen gibi olur baban gibi birini de bulursan hayatta yaşamaya devam edebilirsin ötesi senin için çok riskli ! Yaşama fonksiyonunu aksatma ! Yaşamalısın !" mesajını veriyor. Siz de ister istemez anneniz gibi olmaya ve babanız gibi birini bulmaya adım adım yaklaşıyorsunuz çünkü yıllarca içinize bu işlemiş. Bilinçaltı size göre garanti olan yöntemi bulmuş ve bu içinize işlediği için artık davranışlarınız/düşünceleriniz buna göre programlanmış olduğundan buna yönelme dürtünüz daha ön plandadır. Kısaca anneniz gibi bir eş/anne olma ve babanız gibi bir koca bulma da ön plandadır.
Diyelim ki babanızın bu tavrını gördünüz ve içten içe kendinizi inandırarak böyle bir adamla asla evlenmeyeceğinize karar verdiniz. Diyelim ki böyle oldu ve babanızın tam tersi karakterde bir adamla evlendiniz. "Eşine bağırmayan, küfretmeyen, dövmeyen ve ses etmeyen" bir adamla beraber oldunuz. Böyle olmanın sizin evliliğinize faydalı olacağını varsaydınız çünkü eğer böyle olmasa Ruhen & Bedenen zarar görecektiniz o yüzden sizden daha "Pasif" biriyle evlenme gereği hissettiniz ki bunları yaşamayasınız fakat bu sefer de eşiniz olaylara gerekli zamanda gerekli müdahaleleri yapamadı ve hayata tutunma da sizden daha başarısız. Oğluna ve ailesine yeterli bağlılık düzeyinde değil. Bilinçaltı Oyunlarına hoşgeldiniz ve bu mükemmel tuzağa da başarıyla yakalandınız. Bilinçaltı yıllardır sizde beslediği korkuyu aktive etti ve siz aslında gerçekten uygun olduğunu düşündüğünüz adayla evlendiniz fakat bu sefer de istediğimiz gibi gitmedi ve başarılı olamadık !

Hormonlarımız ve Bilinçaltının Tuzakları
Hormonlarımız eğer sağlıklıysak doğru oranda testosteron ve östrojen hormonlarını düzenli olarak üretir ve bizi üremeye 1 adım daha yaklaştırır. İnsanın içindeki üreme isteğine kulak vermek bizim için her zaman iyi olmayabilir. Bunu neden diyorum ? İnsanın karakteri/bilinçaltı ve hormonlarının doğru eş arama adına bizi yönlendirmesi her zaman eş zamanlı çalışmayabilir. Size ters olacak bir adamla sırf hissettiğiniz o çekim birleştirdi diye hayatınızı heba etme yoluna gitmeyin. Her şey tersle yüz olabilir. Sizin bilinçaltı kodlamanız/karakteriniz ve yaşantınız DNA'nızın onayladığı o adam olmayabilir. Yarın bir gün canınız yansın istemem. Siz de istemeyin.

İnançlarımız Çok Şey Değiştirir !
Diyelim kendinizin çirkin, kilolu veya güzel/yakışıklı olmadığınıza inanıyorsunuz. Sizi birinin sevemeyeceğini veya sevse bile bir çıkarı yüzünden seveceğini düşünüyorsunuz. Yıllar içinde içinizde biriken bu duygular bilinçaltına altyapı hazırlamıştır. Özellikle bunu besleyecek bir çevre veya aile içinde büyümüşseniz sorun 2-3 kat daha büyüktür. Bu yüzden de çoğu ilişki yürümez. Yürüme evresine dahi gelemeden biter. İçinizdeki inanışların hayatınızı yönlendirdiğini asla ama asla unutmayın !
Neye inanırsanız onu yaşarsınız ! Eğer birinin sizi seveceğine inanmazsanız ve sizi her haliyle beğeneceğine inanmazsanız bunun aksi davranırsınız ve insanları itersiniz. Hasbel kader biriyle çıkmaya başladınız diyelim fakat siz buna inanamazsınız. Sırf hormonlarınız çalışıyor diye karşı cinsle çıkarsınız fakat sizi seveceğine inanacağınız için değil ! Belki de bu yüzden karşı cinse kendinizi çekemezsiniz. Çekemediğiniz gibi sizinle bir ilişkide kalmaya çalışan kişiyi de itersiniz. Niye ? Çünkü sevilmeye layık değilsinizdir. Kilolusunuzdur, gözlüklüsünüzdür veya güzel/yakışıklı değilsinizdir. O kişi siz niye çıkıyordur ki ?
Yapmanız gerekenin onu sizden uzaklaştırmak olduğunu düşünürsünüz. Çünkü siz sevilmeye layık değilsinizdir ve bunu ispatlamanız gerekir. Bilinçaltı oyunları ve tuzakları bu yüzden tehlikelidir. Yıllarca kendinizi sevilmeyecek olarak etiketlemişsinizdir ve o etiketi raftan indirmek yerine inandığınız şey uğruna savaşmayı yeğler ve bunun üzerine emek verirsiniz. Bir bakmışsınız ki ne sevgiliniz olmuş ne de olan sevgiliniz sizinle kalmış !
Diyelim evlendiniz. Evliliğinize de zehir eder ve yaşanamaz hale getirebilirsiniz. Siz siz olun düşündüklerinizi mutlaka iyi tartın ve yüreğinizi/bilinçaltınızı gözden geçirin !
Bilinçaltı Neyi Verirseniz Onu Uygular ve Doğru/Yanlış Ayırt Etmeden Sizi Adapte Etmeye Çalışır !

Yazı başında Bilinçaltı'nın bir İşletim Sistemi gibi programlama üzerine çalıştığını söylemiştim. Yani siz bilinçaltına ne verirseniz veya bebeklikten beri çevreniz ne verirse onu doğru olarak kabul etmeye çalışır ve bu mantığa uygun olarak sizi yıllar yılı besler ve bunun üzerine hayatınızı kurdurmak için çabalar yani sizi yönlendirir ! Yönlendirmek için olağanüstü mücadele verir ve siz de bunların hiç birinin farkında olmadan yıllar yılı bunun üzerine emek verirsiniz ve bir bakmışsınız ki elinizde hiç bir şey kalmamış.
Diyelim ki ailenizde sorun çözümü yapılmaya çalışılırken susuluyor ve konuşulmuyor. Siz de sorun çözümünü düşünürken bilinçaltınız bunu böyle kodlar ve ileriki ilişkilerinizde sorunlarınızı söylemek yerine susar ve kendinize zarar verirsiniz. İşin daha da kötüsü sorun söyleme raddesine kendinizce geldiğinizde nasıl söyleyeceğini de bilemediğiniz için belki de sorunu daha da büyütür yazık edersiniz.
Son Söz..
Arkadaşlar önce düşünmeniz gereken nelere inandığınız ve neleri hayatınıza uyguladığınızı düşünmenizi rica ediyorum. Sevgili seçerken, eş seçerken ve hayatınızda bir şeyler uygularken çevrenize / ailenize ne kadar benziyorsunuz ? Nelerin hatalı ve yüreğe/akla sığıp sığmadığını düşünüyorsunuz ? Yanlış olarak nelere inanıyor ve onlar üzerine yürüyorsunuz ? Ne planlar yapıyorsunuz ve bu planları nasıl uyguluyorsunuz ?
Sorgulamamız gereken ve cevabını bulmamız gereken çok soru var ve lütfen bunları kendinizden kaçmadan sorgulayın. Kaçarak bir yere varamadığınız gibi gittiğiniz yere de giderken boşa enerji sarfeder ve kendinize yazık edersiniz.
Sağlıcakla...
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar