Aşk dediğimiz şeyin kelime anlamı zaten fedakârlık. Öyle, “ben burada bekleyeyim de gerçek aşk beni bulsun,” kafası yok. Bulması da binde bir ihtimal zaten. Ya çok çevreniz olacak, ya da bulan şey gerçek aşk olmayacak. Sizin aramanız gerekir, yorula yorula, dizleriniz kanaya kanaya, canınız yana yana, ağlaya ağlaya. Deneye deneye tecrübe edeceksiniz belki de. Her seferinde yaptığınız gibi yine bir sigara yakıp, “hayırlısı,” diyeceksiniz, demeyi bileceksiniz.
Vazgeçmeye hazır olun

Yıkmanız gereken tabular olacak. Vazgeçmeniz gereken değerleriniz. Unutmanız gereken bir yaşam stiliniz olacak belki de. Sırf O’na yakın olmak için, havasına suyuna aldırmayıp başka bir şehre taşınacaksınız. Gerçek aşkı bekleyip duracaksınız, belki de mutlu olacaksınız? Mutsuz olma ihtimalini unutun, her şeyde olumsuz bir ihtimal var zaten. Birine değer verdiğiniz zaman yaralanmayı göze almanız gerekiyor, kaybetmeye de hazır olmanız.
Acımıyormuş gibi yapacaksınız

Canınız yanacak, hem de çok. Her gece ağlayacaksınız, dertleşemeyeceksiniz, anlatamayacaksınız. Tek kelime bile etmeyeceksiniz bazen. Sırf O kırılmasın diye. En çok şunu kullanacaksınız,
“Hiiç, iyiyim.” Sırf O’nun yüzü asılmasın diye kelimeleri içinize asacaksınız. Diyeceksiniz ki,” Benim o gece ciğerim söküldü, ciğerim yandı ama tek kelime edemedim ve inanın, bunun acısını size tarif bile edemem.”
Korkak olmayacaksınız

Gururunuzu atın bir kenara, hadi! Seven sevdiğine sevdiğini söylesin. Bazı şeyleri söylemek için çok geç olabilir. Karşı taraf size âşıktır, ama o kadar çok uzatmışsınızdır ki işi, o kadar yormuşsunuzdur ki O’nu. Kırılmıştır karşıdaki, küçücük bir kalbi vardır, kaldıramaz öyle her şeyi. Mesela bir çift düşünelim, kadın erkeğe her fırsatta kendini ifade etmeye çalışıyordur, sevdiğini söylüyordur, ama erkekte tık yoktur. Ve erkeğin kalbi bir gün çarpmaya başlar, o gün kadının kalbi durmuş olabilir.
O gün vazgeçer kadın, çünkü çok kırılmıştır. Yollar taşlıdır, kadın topuklu ayakkabılarıyla yürüyemez o yolda. Kadının elleri küçük ve kırılgandır, tıpkı kalbi gibi. Ama erkeğin elleri büyüktür, güçlüdür. Tıpkı kalbi gibi. Kadının kalbini kıracak kadar güçlü.
Sevmiyorsanız umut vermeyin

Eğer sevmiyorsanız, sevme ihtimaliniz yoksa bırakın işte. Bunu erkekler de yapıyorlar, biz kadınlar da. Sevmiyorsan, seven kişiye umut verme! Zaten hep bundan böyle değil miyiz? Bunların hepsi çok sevmekten, umut etmekten, sevilmek istemekten.
Sevilen insanlar, karşınızdaki kişiyi üzmeyin, eğer sevmeyeceksiniz ilk aşamada “vazgeçtirin.” Ama sevip sevmeyeceğinizi bilmek sizin elinizde değil. Seven insanlar, “Aşkta gurur olmaz,” dedik ama tamamen de kaybetmeyin gururunuzu, kalbiniz yavaşlamaya başladığı zaman vazgeçin.
Bir gün olacağına inanıp her gününü feda edebilecek kadar fedakâr insanları yolundan döndürdünüz. Bu da sizin çıkmaz sokağınız olsun.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar