İçimizde Öldüremediklerimize

Rüyamda gördüm seni…


Rüyamda.


Pek gelmezdin rüyalarıma, ne oldu ki? “Rüyanıza gelen insan, gerçekte sizi özleyen insandır.” derler. Özledin mi yoksa? Sen ki; beni bir Alzheimer hastasını bile utandıracak kadar çabuk unutan, hatta pardon, hiç hatırlamayan, balık gibi; görüp de saniyesinde unutan insan, özledin mi beni? Özle. Daha ne özlemler var seni bekleyen, benim nezdimde…


İÇİMİZDE ÖLDÜREMEDİKLERİMİZE


Konuşmuyordun rüyamda. Ama yanımda olmak istiyordun, yanına gelmemi istiyordun. Hiç unutmam… Elimden tuttun. “Gel” dermiş gibi baktın yüzüme…


Kırgındım.. Gelmek istemedim. Gelmedim… Gelemedim…


Baktın yüzüme, istiyordun gelmemi; biliyordum.. Döneceksin bak, buraya da yazıyorum. Pişmanlıklarınla geleceksin kapıma. O kapı açılmayacak sana, açılmayacağını bildiğin halde ayrılmayacaksın o kapının önünden. Ayrılamayacaksın… Günden güne eriyeceksin… Benim sana “Seni çok seviyorum ama sen böyle yaptıkça günden güne eriyorum…” dediğim gibi…


Eridiğim gibi… Günden güne… Eriyeceksin.


Bir gün ben hissizleşeceğim, sen isteyeceksin beni. Yanımda olmayı deli gibi isteyeceksin. Deli gibi… Benim gibi… Benim seni istediğim gibi… “Belki daha da fazla…” demek isterdim ama, diyemiyorum. Yok öyle bir şey çünkü. Daha fazla isteyemezsin benden, benim seni istediğimden…

İçimizde Öldüremediklerimize


Şu an benim yanımda olmak istediğini, beni sevdiğini söylesen nasıl şaşırıp afallayacaksam, sana karşı hissizleştiğim zaman bunları söylediğinde; bir o kadar rahat ve umursuz olacağım sana karşı. “Ben demiştim.” diyeceğim bir de o rahatlıkla. Oturacağım bir köşeye, sessizce izleyeceğim karşımda kıvranışını… Gerçi tam anlamıyla merhametsiz biri olamadım şimdiye kadar; ne arkamdan kuyumu kazanlara, ne de bana kazık atanlara karşı. Ama… Ama sana öyle bir duygu yaşatacağım ki; döktüğüm her damla yaşın hesabını sessizce soracağım. Sessizce... Soracağım.


Sensiz geçirdiğim her gün için, sensiz geçirttiğin her bir günüm için bin kez pişman olacaksın. “İntikam” diye düşüneceksin belki ama, intikam almayı bile istemeyecek kadar vazgeçmiş olacağım senden. Sen sürekli ikilemde kalacaksın; “Beklemeli miyim, unutmalı mıyım?” diye… Bilemeyeceksin, bulamayacaksın cevabını… Sessizliğimde boğulduğunu hissedeceksin. Evet, hissedeceksin. En derinlerinde hissedeceksin boğulduğunu…


Sevildiğin anların kıymetini anlamadığın her dakika için kendinden bir kez daha nefret edeceksin. Bir kez daha… Konuşmayacağım ben, hiçbir şey söylemeyeceğim sana. Belki de şimdiki sana karşı olan hislerimin tek zerresi bile kalmayacak o zaman içimde. O yüzden, konuşacak bir şey bulamadığımdan sustuğum anlarda bile ömründen ömür gidecek…


İçimizde Öldüremediklerimize


Hissedeceksin adam, sevilmediğini hissedeceksin. Unutulduğunu hissedeceksin, hiç hatırlanmamış gibi unutulduğunu hissedeceksin. Hatta belki, “Beni gerçekten sevmemişsin, hiç sevmemişsin” dediğin olacak, ben gene susacağım. Sessizce oturduğum köşede, sessiz gülüşler savuracağım etrafa. Üzüleceksin belki, hatta evet, üzüleceksin. Hissettiklerin seni üzülmeye teşvik edecek, illaki yani. Sevilmediğimi hissettirdiğin gibi, sevilmediğini hissedeceksin. “’Eden bulur, Allah sana layığını versin’ demiştin; ettim buldum, biliyorum layığım buymuş.” diyeceksin. Bana diyemesen de; her gece, her saat, her dakika, her saniye hatta her salise beyninin içinde dolanacak bu sözler. “Göremedim,” diyeceksin… “Beni ne çok sevdiğini göremedim, kıymetini bilemedim,” diyeceksin. Yalvaracaksın ulan, benim her gün, her saat Allah’a yalvardığım gibi, senin beni sevmen için sana yalvardığım gibi yalvaracaksın bana. Şu an –bile- ağladığım gibi, her gün, her saat seni dileyip, ellerimi Allah’a açarak sürekli ağzımdan çıkan sözün “Sen” olduğu gibi, hayatımı beni sevmeyen birine adadığım gibi, unutulmuş, hatta hiç hatırlanmamış duygusunun her zaman içimde bir yerlerde bir ukde olarak kaldığı gibi…


Ve daha sayamadığım bir sürü duygu, his, sevgi… Ne anlarsan…


Senin için düştüğüm ne kadar durum varsa, sen de benim için düşeceksin o durumlara. Bak dikkat et, artık “Benim için düşmesen bile başkasında düşersin” demiyorum. Benim için düşeceksin, biliyorum… Allah ya, hiçbir yapılanı kimsenin yanına bırakmıyor. Elime.. düşeceksin…


İçimizde Öldüremediklerimize


Ama korkma, gene de senin yaptıklarını yapmam sana, yapamam zaten; karakterim o kadar düşmeyi göze alamayacak kadar korkak. Olsun. Varsın düşmekten korksun karakterim. Ben gurur duyarım bundan. Döndüğünde; sadece susacağım. Sadece... susacağım.


İçimizde Öldüremediklerimize


Bilirsin, -ya da nereden bileceksin-, hislerim kuvvetlidir. Boşuna da rüya görmem, mutlaka çıkar bir şeylere.


Döneceksin. Hem de öyle bir döneceksin ki; Bırak milleti, kendin bile kendi dönekliğine; güleceksin.


Rüyamda gördüm seni. Elimi tutmak istedin, tuttun. Gelmemi istedin yanına. Ben kırgındım, istemedim… Hayırdır inşallah. Ama, biliyorum; döneceksin. Ve benim suskunluğum konuşacak sana; dönekliğin karşısında, öleceksin. İçimizde öldürmüş gibi görünüp, öldüremediklerimize ithafen…


Sevgilerimle…


Candan MERT/22.02.16/ KIBRIS

İçimizde Öldüremediklerimize
Cevapla