Şehir merkezinden uzakta, internetin çektiği bir yer bulmak için bulunduğum ortamdaki her yeri gezip sinyal almaya çalışıyordum. Sonunda yalnız kalmanın zevkini çıkarıyordum. Evden uzaklaşalı iki gün olmuştu. Ve muhtemelen annem ve babam gergin ve endişeliydi. İtaatkar bir Türk kızı olarak her gün ailemi aramak görevimdi ve bunu da seve seve yaptım. Hâlâ her akşam onları arıyorum.

Tam o gün, ailemi arayabilmek için telefonun çektiği bir yer arıyordum. Biraz ara vermeye karar verdim ve kahve yaptım kendime. Ama elimle kupayı tutar tutmaz. Telefonumun bip sesini duydum. Yeni bir mesaj...
"Her an arayabilir. Telefonunu açık tur olur mu kızım? Toplantıda olsan bile telefona cevap ver."
Babama bırakın karşı gelmeyi, nedenini bile soramazdım. O benim adımı koyan biricik babamdı.
"Tamam, baba." İşe gitmediğimi ve arkadaşımla tatilde olduğumu belli etmedim. O an tek istediğim şey telefonumun hiçbir şekilde çekmemesiydi. Ve dileğim gerçek de oldu. Ama iki gün sonra işime döndüğümde telefonumdan tekrar bip sesi geldi. Gelen mesaj ondandı.
"Dün sana e-mail gönderdim ama cevaplamadın." diye şikayetleniyordu. "Cevapladım ya. Uzuca bir cevap verdim." diye kendimi savundum. "Bu sabah bir e-mail geldi. Ama benim soruma cevap göndermedin." diye tekrar şikayet etti. "Nasıl yani? Gönder tuşuna tuşuna bastığımdan eminim" dedim. "Gönderdiğin e-mail, sorduğum soruların cevaplarını içermiyordu." dedi o da. Böyle bir e-maile nasıl cevap vermemi bekliyordu ki?
Anlaşmalı evlilik teklifi!
Adam, kadına teklif yapar. E-mailde içine kapanık bir erkek ve dışa dönük bir kız arasında oluşabilecek muhtemel anlaşmazlıklardan bahseder. Kız evet derse, onunla görüşmeye başlar. Hayatım boyunca hiç böyle bir mesaj almamıştım üniversite yıllarımda bile. Cevabını bekliyorum diyerek bitirdi konuşmayı. Gitgide boğuluyordum. Mesaja uzun bir süre cevap yazmadım.
Bir hafta sonra telefonum tekrar çaldı. Yine oydu. Beklenen cevap hakkında konuşmak istemiyordum hiçbir şekilde. Ama yine de telefonu açtım.
"Karar verdin mi? Cevabın ne?" gibi sözler duyarsam diye bir parmağım konuşmayı sonlandırma tuşunda hazır bekliyordu.
"Selam, millet mahallesine taşındığını duydum. Sevindim. Orası işine daha yakın." "Evet ama pek mutlu değilim. Önceden yaşadığım çevreyi daha çok seviyordum." dedim nazikçe. "Aynen. Ben de orayı daha çok seviyorum." dedi. Babamdan duyduğum ve e-maildeki anlaşmazlıklara rağmen, bir konu üzerinde anlaşabilmiştik.
Konuşmamız bir saatten uzun sürdü. Ve bu süre boyunca cevap konusunu hiç açmadı. Belki de sonunda öyle mesajlara normal bir insanın düzgün şekilde cevap veremeyeceğinin farkına varmıştı. O günden sonra telefonum sık sık çalmaya başladı. Bir saatlik konuşma 2-3 saate uzadı ve bu şekilde devam etti bir süre.
Birbirimizin zıttıydık. O şimdiye kadar izlediği filmler arasından sadece birini sevmişken, ben hemen hemen izlediğim tüm filmleri seviyordum. Bir keresinde Taç Mahal'in üstünden uçmuş ama o muhteşem görüntüyü görmek için uçağın camından bile bakmamış. Bana gelirsek Taç Mahal'i gezip görmek, ölmeden önce yapmam gereken şeyler arasındaydı. O hiç gülümsemeden yıllarca yaşayabilirmiş. Bense nedensiz yere sırıtma huyumdan hiç bir zaman vazgeçemezdim.
Farklı renkte kuşlar da beraber uçarmış ve biz de birbirimizden tamamen farklı iki aşk kuşu gibi olmuş, beraber bir yolda yürümeye çalışıyorduk.
Bir gece yine telefonda konuşurken "Seninle evlenmek istiyorum." diye fısıldadı.
Sonraki gün büyük bir neşeyle babamı aradım. "Baba, ben evlenmek istiyorum!" Babam sakindi.
"Bunu bir de ondan duymalıyım." diye bir talepte bulundu. "Beni kızınıza yönlendirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Sizin onayınız çok önemli." dedi o da telefonda. Her şey çok güzel ve yolundaydı küçük bir sorun dışında. Onu hiç görmemiştim, küçük resmini bile. Babama endişelerimden bahsettim. "O yakışıklı, merak etme. Bana güven. Ben senin için en iyisini istiyorum." diyerek bana güven verdi.
Babamı seviyordum, hem de canımdan çok. Ama hayat arkadaşımı seçme konusunda ona güvenebilir miydim? Sanırım evet. Çünkü ailede herkes bir şekilde görücü usulüyle evlenmişti ve ben yalnız başıma partner aramada şimdiye kadar başarısız olmuştum.
Ama görünüşünü bilmeden biriyle evlenebilir miydim?
Sonraki güne bir buluşma ayarladık. Bütün gece heyecandan uyuyamadım. Ve bilgisayardan adını araştırmaya karar verdim. Bir resmini gördüm. Resimde siyah bir ceket ve bol pantolan gitmişti. Köşeli gözlükleri vardı ve tam anlamıyla inek öğrenci tipini andırıyordu. Babama güvenmemeliydim dedim içten içe. Saat 3 olmuştu ve kaderime razı gelerek kendimi yatağa atıp uyumaya hazırlandım. Çoğu insan resimlerde kötü çıkıyor diyerek kendimi teselli etmeye çalıştım.
Bir sonraki sabah, buluşma yerine gittik. Onu görür görmez kalp atışlarım hızlandı. Tam beklediğim gibiydi; nazik, sevimli ve aşkla dolu gözlerle bakıyordu ve resimdekinden çok daha iyiydi. Yeni bir inek öğrenci tipi vardı, itiraf etmeliyim. Ama hiçbir şekilde gözüme batmadı.
Birlikte gezintiye çıktık. İkimiz de utangaç ve çekingen hareket ediyorduk ama bir süre sonra rahatlıkla konuşmaya başladık. Hislerimiz karşılıklıydı ve bu mantık evliliğinden çıkıp, aşk evliliğine dönüşüyordu. Şimdi ise, çok mutlu bir evliliğimiz var. Hâlâ anlaşamadığımız yönler çok ama gün geçtikçe onları da aşıyoruz.
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Gündem
Üniversite Tercih
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar