Bilmiyordu, Çok Beklemiştim...

Daha çok gençtim. Çok sevmiştim onu. Tamam, biraz tuhaf ama, çok da umutlanmıştım bişeyler olacağına. Daha 17 yaşındaydım. Hani derler ya, aşkın yaşı 17dir diye. Benim birkaç ay önce doğum günümdü ve ben artık 18 yaşındayım! Ona sadece içimden bir "Hoşçakal" diyebildim. Haberi yoktu ki, nasıl olsun. Onun yerine her gece ben avuturdum kendi kalbimi. Tek ben hayal kurardım, umudum vardı.

Hayır, bilmiyordu. Çok beklemiştim..


Heryerini ezberlemiştim onun, cidden bak. Küçük ama çok tatlı gözleri vardı. Mavi renkteydi gözleri. Kaşlarının tam bir şekli yoktu ama çok güzeldi yinede, düzdü. Normalde hep kirli sakallıydı, ama son zamanlarda daha gür bir sakal bırakırdı. Sakalsız da bebek gibiydi, tatlıydı ama sakallı halini daha çok severdim ben. Ah saçları, saçları da çok güzeldi. Siyahtı. Dudakları ne ince nede kalındı. Normaldi işte. Aman ya neyse, bukadar anlatmaya gerek yok kısacası o her zaman güzeldi, yeter ki gülümsesin.

Bilmiyordu, Çok Beklemiştim...


Ve çok da dua etmiştim aslında. Onun için o bilmeden. Anlamıyordu, çok beklemiştim ben ya. Beni bilmiyordu. Sosyal medyada takipleşirdik ama nerden bilebilsin ki benim ona olan aşkımı. İlk gördüğümde içim bir tuhaf olmuştu, sonra toparlayamadım zaten. Onu hep rüyamda görmeye başlamıştım, artık zihnimden nasıl çıkmadıysa. Sonra düşünmeye başladım, ya sevgilisi olursa? Onun yakın bir tanıdığı benimde arkadaşımdı ve sevgilisinin olmadığını biliyordum. Ama ya olursa? Ya birini seviyosa? En sonunda bu düşünceler yiyip bitirdi beni. Artık uyan kızım dedim kendime. Boşu boşuna saçma sapan hayaller kurma o senin hayatında yok. Belkide hiç olmayacak. Unut gitsin çıkar aklından. Seni bilmiyor bile. Beklemekten vazgeç artık dedim kendime. Kalbim acıdı fakat artık vazgeçmek istemiştim. Hem işte sevdiği biri vardır belki, bunun içinde vazgeçmek istemiştim.

Bilmiyordu, Çok Beklemiştim...
Evet, zor da olsa ondan vazgeçecektim. Fakat bir yanım hala vazgeçme diyordu. Ama gerçeği söylemek gerekirse artık pek ümidim de yoktu. Artık her gece onu düşleyemezdim. Acı çekiyordum fakat unutmak zorundaydım. Ama sonra bişey sordum kendime. "Neden unutmak zorundaydım?" Unutmaktan vazgeçtim sonra ama yine olmadı, içimdeki ümitsizlik artık o güzel hayalleri kurmama izin vermiyordu. Artık cidden unutmak zorundaydım ama neden bilmiyordum. Bişey beni buna itiyodu. Acı çekmek de istemiyordum artık.
Bilmiyordu, Çok Beklemiştim...


Sonra yavaş yavaş, yavaş yavaş vazgeçmeye başladım. Aklımdan uzaklaştırmaya başladım. Ama hala aklıma geldikçe tuhaf oluyordum. Sahi, nasıl beklemiştim, okadar onu? Sadece onu okadar çok. Bana şiirler bile yazdırmıştı, şiirlerimi çok beğenirlerdi ama kime olduğunu söylemezdim. Bilmezlerdi onu. Yakın arkadaşım dışındakiler. Hoff.. Neyse işte böyle, en sonunda iyice vazgeçtim ondan. Gerçekten vazgeçtim. Bitti. Sonunda başardım. Hala aklıma gelir, sosyal medyadan artık takip etmesemde görebiliyorum paylaşımlarını, resimlerini falan. Mavi gözlü güzel bir anıydı o. Bana Mavi'yi sevdiren adamdı. Ve cidden 17yaşımdı benim. Ama ben artık 18'ime bastım. :)

Bilmiyordu, Çok Beklemiştim...


O bunları hiç bilmese bile, bende çok güzel bir yeri var onun. Şiirler yazdırdı okadar bana:) güzeldi. Kısa süreli de olsa onun sayesinde başarılı bir yazar olmuştum. Hala aklıma gelişi, kalbimdeki yerindendir herhalde. Çünkü hala, kalbimde bir yeri var umutsuzca olsa bile. Başka bir #Bence de görüşmek üzere, Hoşçakalın.

Bilmiyordu, Çok Beklemiştim...

Bilmiyordu, Çok Beklemiştim...
Cevapla