Sevdim, Sevmedi! O Kadar...


Geceler ne gündüz oldu sensiz,


Sabahlar ne de sensiz oldu akşam.


Adını sayıkladım durmadan,


Haberin bile olmadan...



Gündoğumunda hep uyanıktım ama güneşi hiç görmedim. Bize hep günün batışları kaldı...


Sevdim, Sevmedi. O kadar...


Yine televizyon başında oturuyorum. Saçma sapan bir program açık derinlerdeyim. Belki bir ses olsun diye belkide fazla derinlere düşüp kaybolmayayım diye. Her ne kadar derinlere dalmaktan korksam da, kaçsam da elimde değil.... Ne yapayım yani ne yapayım? Lokmalar boğazımdan geçmiyor, uyuyamıyorum, hep aklımda, yaşayamıyorum! Ne kadar nefret etmeye çalışsam da unutmaya çalışsamda, yapamıyorum...


Ağlıyorum geceleri, satırlara sığmayan yalnızlığımla beraber...


Sevdim, Sevmedi! O Kadar...


En azından bir kaç dakikalığına aklımdan çıksın, bir şeylerle oyalanayım diyip kendime sürekli iş çıkartıyorum ama gözünün önünden gitmeyince olmuyor be. Kime, nereye baksan onu görmek, bir yere gittiğinde belki bir saçının telini görürüm diye bakınmak nedir bilir misin Ey Okur? Bir uçurtmanın yavaş yavaş sonrasında rüzgar kesilince anında yere çakılmasını bilir misin uçurtmanın? Benim rüzgar başta esmeyip sonrasında çatıları uçurup, uçurtmanın iplerini koparıp birden kesildi uçurtma bir başına bilmediği bir yerde yere çakıldı...


Sevdim, haddimden fazla sevdim. Değmeyecek bir insana, ömrümü vahdettim. Hep bundandı kaybettiklerim; Hep bundandı uzaklara dalışım...


Sevdim, Sevmedi! O Kadar...


Bu gönül sadece ne istedi bilir misin okur? Bu gönül onun gözlerinde mutluluğu görmeyi ve mutluluğunun sebebiyatı olmayı istedi... Şimdilerde başkalarının mutlu ettiğini gördükçe en azından o mutlu diyip kendimi avutuyorum. Ama çok mu şey istemiştim sizce? Şimdi gönlümün ne istediğine bir daha bak ve bunun nasıl mümkün olabileceğini düşün. Bir daha bakınca anladın değil mi? Ama diyorum ya gönlüm istedi. Belki de gönlümü hiç dinlememeliydim ha? Dinlememek mümkün olsa dinlemeyeveğimden eminim oysa. Ama sevgi, aşk bu kadar baskınken yapabileceğim pek de bir şey yoktu ya çatlıyacaktım ya da patlıyacaktım. Çatlayıp ilerde pişman olmaktansa patlayıp ya pişman ya da muzaffer olmayı seçtim. Gerçi şimdi pişman değilim. İlk defa oyunu kendi kurallarıma göre oynamadım olsa olsa bundan bir pişmanlık doğabilirdi ki pişmanlık doğmadı aslında ne desem yalan olur sadece hüzün ve yalnızlık ver. Ve bunun karşısında tek yapabileceğimin ağlamak olduğunu bimenin yarattığı çaresizlik. Gerçi ağlaya ağlaya gözde yaşta kalmadı gönül ağlıyor artık sadece ama kan...


Unutamazsın asla unutamazsın kalbinde bir bıçak yarası kalır. Ara sıra sızlayıp hüzne boğan hayatını yönlendiren hiç geçmeyecek hep kan akıtacak bir yara...



Sevdikte ne oldu? Avucumuzda kalan yine; birkaç damla gözyaşı...



-EVREN

Sevdim, Sevmedi! O Kadar...
Cevapla